Vallahi bildiğin gibi değil anne! – M. Ender Öndeş

İşte yine oldu bak! Artık çok sık oluyor, neredeyse haftada bir. Üç yanımız deniz dört yanımız düşman olunca normal böyle şeyler, belki önümüzdeki zamanlarda iki günde bire kadar iner.

Bu seferki neydi yahu? Tüh, unuttum bak, gördün mü? İnsan her gün bi sürü kâğıt imzalayınca aklı karışıyor. Hah, hatırladım şimdi. Şu şeydi, Amerikalı senatörler mi ne bir mektup yazmışlar işte, yok efendim Türkiye’de yargı bağımsız değilmiş, muhalefet ötekileştirilip medya susturuluyormuş da bilmemne… Suriye’de Kürtlere saldırmışız, Azerbaycan’ı kışkırtmışız, vermiş veriştirmişler. Durur muyuz hiç? Dördümüz bir araya geldik, çaktık imzaları anında! İlk cümlemiz de çok havalıydı ama: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu günden bugüne millet iradesini kayıtsız şartsız hâkim kılmış, tam bağımsız, vatandaşları arasında ırk, renk ayrımı yapmayan modern bir demokratik hukuk devleti olduğunu halen idrak edemeyen bir kısım siyasetçilerin dost ve müttefiklerimiz arasında mevcudiyeti şaşırtıcıdır.” Hey yavrum hey! Aldılar ağızlarının payını, oturdular mabadlarının üstüne! Bi de ayrıca, “siz kendi insan haklarınıza bakın lan” diye fırça attık, o da iyi oldu bak, iyi akıl ettik. Keşke Kızılderililerden filan da vuraydık biraz, telaştan unutmuşuz, o çirkin senatörlere Zilan’da, Dersim’de neler yaptıklarını, ekmek almaya giden çocukları nasıl vurduklarını hatırlataydık iyiydi ama neyse artık, bu kadarı da yeter onlara.

Daha sonra da bizim ağır abilerden biri kürsüye çıkıp, “Suriye, Libya, Patagonya, nerde istersen vur, sakın taviz verme, arkandayız Reyiz” diyince, tam oldu.

Yok anne yok, öyle değil. Olaylara filan karışmıyorum, merak etme. Vallahi bak! Meclis’te takılıyoz öyle arkadaşlarla. Şimdi sana anlatması uzun sürer, taktik yapıyoruz, taktik! Sol gösterip sağ vuruyoruz yani. Daha doğrusu sağ gösterip bildiğin sağ vuruyoruz ama sol gösterdiğimizi sananlar var. Geçen bu Kâbe resmi hikâyesinde de öyle oldu anne, ‘mukaddesat’ filan deyip bi vurduk sağdan, cümle âlem şaşırdı. Bak şimdi aklıma geldi, Reyiz’in adamları da çaptan düştü bu aralar ha. O gün “gelin la, bi dörtlü bildiri yayınlayıp şu homoları kınayalım” deseler, ona da basardık imzamızı aslında. Unuttular herhal, kolay değil devlet yönetmek tabii, onların işi de zor.

Şimdi ben böyle anlatınca sen tehlikeli işler sanıyorsun ya anne, yok valla, öyle değil. Hiçbir tehlikesi yok. Eli yoruluyor insanın sadece, o kadar çok ‘milli mesele’ var ki, imzala imzala bitmiyor.

Tehlike yok yani. Var da bize yok. Bi işte şu kaşları bitişikler var, ileri geri konuşuyorlar, onları arada bir Meclis’ten alıp götürüyorlar, hapsediyorlar. Götürürlerken biz de yolu açıyoruz hatta. Sonra yine gelip yine konuşuyorlar, sonra yine hapis, öyle işte. Bize bir şey yok kurban olduğum annem. Reyiz, Kemal amcaya azıcık sövüp sayıyor ama dokunmuyor o kadar. Biz de kurcalamıyoruz pek. Geçen değil de bir önceki yıldı mesela, Avrupa Konseyi midir nedir işte orada, tutturdular hapisteki vekilleri bırakın, ifade özgürlüğüne dokunmayın, sağı solu işgal etmeyin, Kürtleri rahat bırakın filan diye, bi sağ çaktık onlara da, felekleri şaştı! Reyiz’in adamlarıyla birlikte ayağa kalkıp ‘karışmayın leyn bizim memleketimize’ diye höykürerek ‘Hayır’ oyu verince ne yapacaklarını şaşırdılar; Türk’ün gücü karşısında küçük dillerini yuttular!

Ha, yok, televizyonda gördüklerine bakma sen anne, yerlerde sürüklüyorlar filan, biz yokuz oralarda. Bi kaşları bitişikler var, bir de mor berelilerle posbıyıklılar, onlar debelenip duruyorlar ortalıkta. Bizim işimiz olmaz öyle şeylerle, hava da soğuk zaten, Kemal Amca üşütmemizi istemiyor. Sandık bekliyoruz biz, yatçez kalkçez yatçez kalkçez sandık gelcek ortaya, sonra da saycez saycez saycez saycez bitçek işte. Kazanacağız tabii ki annecim. Kesin kazanacağız. Reyiz elinde ödenmiş elektrik su faturalarıyla kapıda karşılayacak Kemal Amca’yı, al hayrını gör sarayın, yeni badana ettirdim eşya taşırken çizmeyin sağı solu diyecek. O kamyoncunun yanına binip Kasımpaşa’ya doğru yol alırken, biz de Beştepe’ye yerleşeceğiz, o kadar.

Yok anne yok, kaç kere söyleyeceğim, vallahi o bildiğin yerde piyanistlik yapıyorum ben hâlâ, muhalefet yapıyo diyenlere filan inanma sen. Vallahi diyorum, yeminle. Hadi kapatıyorum artık, bak yine bi’şeyler olmuş galiba, imza filan isterler şimdi, ayıp olur adamlara…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here