Şekerde oyunlar sürüyor – Yusuf Gürsucu

AKP iktidara geldiği 2002 yılında en önemli icraatı ABD’nin ve dünyanın tarım tekeli olan Cargill firmasının tartışmalı olan ve 18 kez durdurulma, kapatılma kararlarına rağmen 1. sınıf tarım arazisinin üzerine fabrika inşa edilmesinin sağlanmasıydı.

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, 2002’de 1.6 milyon ton şeker üretilirken, 2020-2021’de yüzde 94 artışla yaklaşık 3.1 milyon ton şekerin üretildiğini belirtti. Aynı açıklamada, 2002 yılında 16.5 milyon ton olan pancar üretiminin 2020-2021 döneminde yaklaşık yüzde 39 artış ile 23 milyon tona ulaştığını söylemesi dikkat çekti. Rakamlarda büyük bir tutarsızlık görülürken bu tutarsızlığın nereden kaynakladığına bakmak gerekiyor. Türkiye’de şeker üretimi pancar ve mısırdan elde edilen nişasta bazlı şeker (NBŞ) ile yapılmaktadır.

2002 yılından önce Türkiye’de şeker üretiminin tek kaynağı pancar bitkisiydi. Bakan Pakdemirli 2002 yılında 16,5 milyon ton pancar ile 1.6 milyon ton şeker üretildiğini belirtirken, 2020-2021 döneminde pancar üretiminin 23 milyon tona ulaştığı ve üretilen şeker miktarınında 3.1 milyon tona çıktığını açıkladı. Bakan Pakdemirli’nin, pancar üretim artışı yüzde 39 iken, şeker üretim artışını yüzde 94 olarak açıklaması yüzde 55’lik şeker üretiminin pancardan elde edilmediğine ya da özelleştirilen fabrikalarda büyük bir üretim kapasitesine ulaşmış olması gerekiyor. Ancak AKP iktidarı kamu elinde bulunan 25 şeker fabrikasının 10’unu özelleştirme yoluyla sattığını hatırlatalım.

Kalan 15 fabrikanın özelleştirilmesi ise 2023 yılı sonrasına bırakıldığı Şeker Kurumu’nca açıklanmıştı. Özelleştirmeyle satılan Erzurum, Alpullu, Elbistan ve Muş şeker fabrikalarının 2019-2020 pazarlama yılında kendilerine tanınan şeker kotasının yüzde 90 altında üretim yaptığının tespit edilmiş olması yüzde 55’lik oranın üretim artışından kaynaklanmadığını gösteriyor. Özelleştirilen şeker fabrikalarında 5 yıl üretim şartının ise rafa kalktığı ve fabrikaların, eksik üretim yapsalar dahi artık hiçbir yaptırım uygulanmayacağı Tarım ve Orman Bakanlığı’nca ‘mücbir sebepler’ gerekçesiyle uygulamadan kaldırmıştı. Üretim zorunluluğuna uymadığı tespiti yapılan 4 fabrika bu karar gereği bir yaptırıma da uğramadı.

Ayrıca Bakan Pakdemirli, 2002 yılından bu yana şeker ithalatının yapılmadığını ve NBŞ kotalarının 460 bin tondan, 67 bin tona düşürüldüğünü belirtirken, sadece 2019 yılında 169 bin ton NBŞ ithalatının yapılmış olması NBŞ kotalarının gerçekte kalkmadığını gösteriyor. AKP iktidara geldiği 2002 yılında en önemli icraatı ABD’nin ve dünyanın tarım tekeli olan Cargill firmasının tartışmalı olan ve 18 kez durdurulma, kapatılma kararlarına rağmen 1. sınıf tarım arazisinin üzerine fabrika inşa edilmesinin sağlanmasıydı. O dönem Başbakan olan R. T. Erdoğan ilk iktidar günlerinde ABD’ye bir ziyarette bulunmuş ve dönemin ABD Başkanı G. W. Bush, Erdoğan’dan Cargill firmasına destek olunmasını rica ettiği o günkü basın organlarında yer almıştı.

ABD emperyalizminin sacayaklarından biri olan Cargill, halkları adeta açlığa mahkum eden ve ülkelerin gıda egemenliğini ortadan kaldırıp köleleştirmeye çalışan dev bir dünya tekeli olduğu bilinen bir gerçek. Cargill’in de içinde bulunduğu Şeker Kurumu, NBŞ’lere her yıl uygulanan kota arttırımları nedeniyle toplam 407 bin hektar alanda pancar üretimleri yapılamamıştı. Pancardan şeker üreten ve kamunun elinde bulunan şeker fabrikaları özelleştirildi. Bu fabrikaları alanların ise dertlerinin şeker üretmek olmadığı birçoğunun fabrika arazilerini farklı amaçla değerlendirmeye başlamasından anlaşılıyordu. Pankobirlik yaptığı açıklamalarda NBŞ’ye karşı olduğunu ifade ederken, şeker kurulunda Cargill’e birlikte yer alıyor olması ise dikkat çekiyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde, uzun yıllar önce Binali Yıldırım’ın yaptığı konuşmanın aynısını kullanması bu konuşmaların birilerinin eliyle konuşmacılara ulaştırıldığını gösterirken, bu hazırlayıcıların tembellik yaparak kopyala yapıştır yöntemini uyguladığı anlaşılıyordu. Bakan Pakdemirli’ye naçizane önerimiz konuşmalarını kendisinin hazırlaması yönünde. Çünkü tüm açıklamaları önceki bakanları hatırlatıyor. Bu durum ise bakanların aslında hiçbir inisiyatiflerinin olmadığının da bir göstergesi. Bu uyarımızın nedeni ise açıklamalarınızda görülen tutarsızlık. Yurt dışından ihracat koşullu olarak ithal edildiğini belirtiğiniz ‘şekerin’ tatlı ihracatında kullanılıyor olması ithal edilenin NBŞ olduğunu gösteriyor.

Yaşamımızın her alanına yönelik yapılan açıklamaların tamamının gerçeklerden uzak olduğunu görmekten ve yaşamaktan bıktık artık. Her konuda olduğu gibi şekerde de oyunlar ve katakulliler döndürüldüğü artık gizlenemez boyutlara ulaşmış durumda. Temel gıda ürünlerini kapsayan buğday, ayçiçeği gibi ürünlerin sıfır gümrükle ithalata açılmış olması iktidarın süslü sözlerini örtmeye yetmiyor.

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here