Sağlık ve sosyal hizmet işçileri Beyazıt’ta eylem yaptı

Öz Sağlık-İş Sendikası’nın çağrısıyla sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin sorunlarının çözümü için İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda eylemsel basın açıklaması yapıldı

Beyazıt Meydanı’nda gerçekleştirilen eylemde basın açıklamasını, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert okudu.

İşçiler sık sık “Tayin işçinin hakkıdır”, “Zorunlu emeklilik istemiyoruz”, “İşçi memur ayrımı istemiyoruz” sloganlarını attı.

Basın açıklamasına destek veren sağlık ve sosyal hizmet işçileri ellerinde “İşçiyiz; biz de sağlık personeliyiz”, “#Yıpranıyoruz”, “Hakkınız ödenmez dediler, ödemediler”, “Mobbinge hayır”, “Aile Bakanlığı çalışanlarını ve ailelerini unuttu”, “ Covid 19 meslek hastalığıdır”gibi daha birçok konuda dövizler taşıdı. İşçiler ayrıca, özlük haklarının iyileştirilmesi, TİS uygulaması ve çalışma koşullarının düzeltilmesi konusunda da afiş ve pankartlarla basın açıklamasına destek verdi.

“Varlığımızı görenler, emeğimizi de görmelidir”

Beyazıt Meydanı’nda işçilerin de katılımıyla düzenlenen basın açıklamasında konuşan Genel Başkan Sert, pandemi sürecinde memur sağlık çalışanlarına ödenen ancak sağlık işçilerinin alamadığı ek ücretler, 696 sayılı KHK ile yaşanan tayin becayiş yasağı ile zorunlu emeklilik uygulamaları başta olmak üzere pek çok konuyu yansıttığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Değerli sağlık, sosyal hizmetler ve basın emekçilerimiz, öncelikle teşrifleriniz için hepinize teşekkür ediyoruz.

Covid19 sürecinde her ne kadar isimleri duyulmasa da, İstanbul’da Sağlık Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kuruluşlarında COVİD19 sebebiyle hayatını kaybeden tüm sağlık ve sosyal hizmetler çalışanlarına rahmet diliyor, saygı ve minnetle anıyoruz. Halen yoğun bakım ve servislerde COVİD tedavisi gören sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımıza Yüce Allahtan acil şifalar diliyoruz. Basın açıklamamıza başlamadan önce hayatını kaybeden sağlık ve sosyal hizmet işçilerimiz için sizleri 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.

Tüm dünyada ve ülkemizde etkisini gösteren pandeminin ilanı ile birlikte salgının önlenmesi ve mücadele edilmesi hususunda çeşitli tedbirler alınması zarureti doğmuş, bu tedbirler doğrultusunda sağlık ve sosyal hizmet işçileri Devleti ile el ele, bedenleri ve ruhları ile mücadele etmiş, etmeye de devam etmektedirler. Ama süreç uzun ve tüm yoruculuğu ile sürmektedir. Bizler sağlık ve sosyal hizmet işçileri olarak yaşadığımız ve acil çözüm gerektiren sorunlarımızın hem yetkililer hem de kamuoyu tarafından bir kez daha hatırlanması için buradayız.

Bizler sağlık ve sosyal hizmet işçileri olarak;

Pandemi sürecinde Covidli hastanın beslenmesinden, temizliğinden, bakımından, nakillerinden vb çok daha özel hizmetlerinden sorumlu olduğumuz halde, omuz omuza mücadele verdiğimiz memur sağlık personelinden ayrı tutulduk, onlara verilen ve sonuna kadar hak ettiklerine inandığımız ancak bizim de hakkımız olan ek ödemeden faydalandırılmadık.

Mevzuatta açık hükümler olmasına rağmen yüzdelik dilimlerimiz, fazla mesailerimiz, dinlenme molalarından doğan haklarımız gibi mali haklara ilişkin pek çok sorunla karşı karşıyayız. Konunun acilen çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Toplu iş sözleşmesinde ve Uyuşmazlık Kurulu Kararı’nda bulunmasına rağmen Sağlık Bakanlığı’nda işçilerle ilgili yol ücreti sorunu devam etmektedir. Kurumları mevzuata uygun davranmaya davet ediyoruz.

Sürekli işçi statüsünde görev yapan 112 ambulans sürücülerimizin tıpkı memurlarda olduğu gibi 24/72 saat mesai sisteminin kalıcı hale getirilmesini talep ediyoruz. Bu durum, mental ve fiziksel olarak pandemide iyice yorgun düşen personelin halka daha sağlıklı hizmet verebilmesi adına elzemdir.

24 saat esaslı çalışma düzeni, İş Kanunu ile uyumlu değildir. Kanunda ilgili düzenlemeler yapılıp sahada sıkıntıya neden olan çelişkilerin ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz.

COVİD 19’un herhangi bir ayrım yapılmadan tüm sağlık çalışanları için meslek hastalığı ve iş kazası olarak değerlendirilmesini istiyoruz.

Pandemi sürecinde Covid 19’a yakalanarak hayatını kaybeden bütün sağlık çalışanlarının da yine herhangi bir ayrıma tabi tutulmadan görev şehidi sayılmasını, kurumlarına ya da kurumlardaki herhangi bir birime adlarının verilerek, hatıralarının yaşatılmasını talep ediyoruz.

696’lı Sayılı KHK ile kadro hakkı verilen sosyal hizmet personeline tayin ve becayiş hakkı tanınmamış, zorunlu tayin alan eşlerle ilgili olarak aileler parçalanmış, bütünlük bozulmuştur. Bu durumun acil olarak düzeltilmesi gerekmektedir. Yine 696 Sayılı KHK’nın getirdiği zorunlu emeklilik doğrudan anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Devlet memurlarına, eski kamu işçilerine ve İŞ-KUR üzerinden kadroya geçen personele dayatılmayan zorunlu emeklilik bizlere dayatılmakta, genç yaşta emekliliğe zorlanmaktayız. Bu durumun da bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir.

AÇSH Bakanlığı kurumlarında pandemi ile birlikte son 1 yıldır geçilen 7-10-14 günlük karantinalı sabit vardiya sistemi sağlık ve sosyal hizmet işçilerini tükenmenin eşiğine getirmiştir. Böylesine can siperane 24 saat esaslı çalışılırken bunun sadece 11 saatinin ücretlendirilmesi ve fazla mesailerin ödenmemesi büyük mağduriyetler oluşturmuştur. Bu durumun da alın terinin kutsallığı açısından değerlendirilip düzeltilmesi gerekmektedir.

Yine AÇSH Bakanlığı kurumlarında yaşanan sorumluluk tazminatı, Çocuk Evleri Sitesi kurumlarında yaşanan ve borçlar kanunu çelişkisinden kaynaklı sıkıntılar, yine çocuk kurumlarında yaşanan ve 24 saatin 7.5 saatini dinlenme saati sayarak yapılan ücret kesintileri de hakkaniyetli değildir, mevzuata uygun değildir, düzeltilmesini istiyoruz.

Sağlık ve sosyal hizmet işçileri için görev tanımı yapılmasını bekliyoruz.”

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here