Robotların dayanamadığı tempo Arçelik’i ihya etti, işçiyi bitirdi

Arçelik, pandemi yılı olan 2020’de kârını bir önceki yıla göre nasıl yüzde 384 artırdı? Arçelik işçisi yazdığı mektupta anlattı: İşçiler olarak robotun dahi dayanamadığı tempoda üretim yaptık

“Pandemide 1 yılı geride bıraktık. Bizim açımızdan bu 1 yıl içinde birçok şey daha çok açığa çıktı ve görünür oldu. Patronların her ne pahasına olursa olsun daha fazla üretmek ve kâr yapmak istediğini gördük. Bunun önünde hiçbir engel tanımadığına şahit olduk. Patronların gözünde aslında hiçbir değerimizin olmadığını anladık. İşçiler yemeden içmeden yaşamayı becerebilse hiç ücret vermeden çalıştırmak isteyeceklerdir. Verdikleri ücretin zaten bizim ölmeden çalışmamızı garanti almak için olduğunu anladık. Kısaca bizi bir insan değil makine gibi gördüklerine şahit olduk.

Bu yazdıklarımı kanıtlamak için pandeminin başından beri Çerkezköy Arçelik kurutma fabrikasında yaşadıklarımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Fabrikamız Çerkezköy OSB’deki Arçelik’in üç fabrikasından biri. Arçelik’in Çerkezköy OSB’de aynı kampüs içinde kurutma makineleri ve elektrik motorları üreten WAT fabrikası ile hemen karşısında Arçelik elektronik fabrikası bulunmakta. Bir de kurutma fabrikasının bir bölümünde küçük de olsa 150 kadar işçinin çalıştığı küçük ev aletlerinin yapıldığı bölüm bulunmakta.

Ben kurutma fabrikasında çalışmaktayım. Fabrikada 800 kadar kadrolu işçi, normal dönemlerde ise 500-600 kadar sözleşmeli işçi çalışmakta. Sözleşmeli işçiler üretim sezonunun başında alınıp plana göre ortalama sekiz ay kadar sözleşmeli çalışıp çıkarılırlar. Bu sözleşmeli işçilerin umudu hep kadro almaktır.

Bant başına üretim arttırıldı

Pandeminin ilk başlarında kısa çalışma uygulanmaya başladı. Bu kısa çalışmanın biz işçileri virüsten korumak yerine yedek parça ağında yaşanan sıkıntılardan dolayı olduğunu biliyoruz. İş durunca kısa çalışmaya başvurup işçilerin ücretinden de kurtulmuş oldu. Temmuz ayı ile birlikte işler açıldı, her şey normalleşti. Normalleşme ile de kalmayıp 1 vardiyada her bantta 1350 adet makine çıkarma hedefi kondu. Bu sayı pandemi öncesinden de daha fazlaydı. Eylül ayında üretim rekorları kırılmak için bantların hızı zorlanarak hedefin 500-600 adet fazlası makine çıkmaya başladı.

Bu tarihten sonra üretim artışına orantılı olarak vaka sayıları da artmaya başladı. Nerede ise her gün onlarca yeni vaka çıkmaya başladı. Kovid-19’lu olanlar ve karantinaya ayrılanların sayısının artması üretimi etkilemeye başlayınca sürekli sözleşmeli işçi alınıyordu. Sözleşmeli işçi alımı kasım ayına kadar sürdü. Sözleşmeli işçi sayısı bu tarihlerde 700’lere kadar çıktı. Amaç üretimin aksamaması. Ama bu süre içinde nerede ise 1500 kadar sözleşmeli işçi alımı yapıldı. Bunların çoğu ağır çalışma koşullarından dolayı çıkmak zorunda kaldı. Bu işçiler kadro vaadi ve umudu ile canını dişine katarak çalıştırılıyordu. Şubatın sonunda işler yavaşladığında ise hepsi bir kenara itilerek işten çıkarıldı. Yüzlerce işçinin düzenli bir iş umudu kullanılıp sonunda bir kenara atıldı.

Artan hıza bant dayanamadı

Ağustos-eylül aylarında üretim hızı öyle bir arttı ki, üretim hızı 1250 adede göre ayarlanan bantlar, bazı günler 1900-2000’lere, ortalama olarak da 1350 hedefin 300 adet fazlasına dayanamadı. Bantların asansör çekme halatları kopmaya başladı. Üretim hızına bantlar dahi dayanamadı. Siz canlı-kanlı olan bizleri düşünün. Bu da yetmedi, bant hızını düşürüyor diye banttaki bazı robotlar devre dışı bırakıldı. Daha önce robot ile yarışırken, şimdi robot bile bizim hızımıza dayanamadı. Devre dışı bırakılan robotların yerine aynı işi daha hızlı yapmak için işçiler kondu. Bandın hızı yine de yetmeyince üretim sayısını artırmak, bandın hızını yükseltmek için işçiler akan bant üzerinde makineyi elleri ile çekip kendi montajını yaptıktan sonra kendinden sonraki işçiye itmeye başladı. Yani işçiler bandın hızından daha hızlı çalışmaya zorlandı.

Kimi zaman 16 saat çalıştırıldı

Bu arada üretim hızına tedarikçi firmalar yedek parça yetiştiremediğinden dolayı vardiyada ortalama 30 dakikalık duruşlar oluyordu. Bunun nedeni yan sanayiye verilen üretim adedinin sürekli yükseltilmesi idi. Yan sanayide işçiler pazar günleri de dahil 12 saat çalışmasına rağmen yedek parça yetiştiremiyordu.

Üretim hızı öyle bir noktaya geldi ki mola saatlerinde dahi işçilerin çalışmasını isteyen takım liderleri fedakarlık yapıyor diye desteklenip motive edilmeye çalışılıyordu. Bazen malzeme banda yetişsin diye işçiler sırtında, omuzlarında malzeme taşıyordu. 12 saatin üzerinde çalışmak yasak olmasına rağmen pandeminin fabrika içinde pik yaptığı dönemlerde bazı işçiler 16 saat çalıştırıldı.

Bu ortamda yüzlerce işçi kovid hastalığına yakalandı, 1 arkadaşımız ise hayatını kaybetti. Bizler kelle koltukta çalışırken Arçelik göstermelik önlemlerin dışında hiçbir şey yapmadı. Herkes can derdindeyken Arçelik üretim rekorları kırdı. Sonradan basından öğreniyoruz ki Koç grubu kârını yüzde 111 arttırmış. Arçelik için pandemi tam bir fırsat oldu. Ama işler yavaşlayınca bir çırpıda 500-600 sözleşmeli işçi işten atıldı. Aldığımız ücretin alım gücü düştü, daha da yoksullaştık.

Sözün özü, Arçelik pandemide daha çok kâr yaptı, Arçelik işçisi ise kölece çalıştı, hastalandı, hayatını kaybetti, daha da yoksullaştı.”

Çerkezköy’den Arçelik İşçisi

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here