Okey dörtlüsü nerede? – M. Ender Öndeş

Bu köşe yazarı milleti ‘ben dediydim’ lafını pek sever, sevimli bir şey değildir ama bazen talihsiz bir şekilde hakikaten denilen şey olur. Aslında çoğu zaman bunlar ayan beyan şeylerdir, yani öyle ileri görüşlülükten filan değil, görüleni yazmışsındır sadece.

İki hafta önce Somali’de tuhaf şeyler olduğunu yazıp “yarın bir saldırı maldırı olsa, yine dörtlü bildiri mi yayınlayacaksınız” gibilerden sormuştum. Dilim kuruyaydı, önceki gün oldu gerçekten. Cihatçı Eş Şebab örgütü, bir kez daha Türkiye’nin bir tesisine saldırdı ve ikisi TC vatandaşı 5 kişi yaşamını yitirdi. Haber muhalif sitelerde bile yeterince işlenmedi, geçiştirildi. 5 ölüm yeterince haber değeri taşımamış mıdır, bilmiyorum.

Somali’de epeydir bir şeyler oluyor. Geçen yılın Ocak ayında da, ondan önce de, ondan sonra da özellikle Türk tesislerine yönelik saldırılar oluyor, hepsini de El Kaide’ye bağlı Eş Şebab örgütü üstleniyor ve her seferinde “Türkiye’nin Somali’yi sömürdüğü” söylenerek “Gidin buradan” deniliyor. Eş Şebab, tam bir El Kaide çetesi; onda şüphe yok. Dolayısıyla, ne dediğini çok önemsemeyebiliriz. Ama sadece onlar değil, Somali’nin yasal muhalefet partileri de Türkiye’den rahatsız. Daha geçen gün Türkiye’ye açıkça çağrı yapıp “Mevcut yönetime silah vermeyi kesin, o silahlar seçimde bize karşı kullanılacak” dediler.

Bu arada, seçimlerin olup olmayacağı da muamma. Ekim ayında açıklanan plana göre bugünlerde yapılmış olmalıydı ama olmadı.

5 federal bölgeden oluşan Somali, talihsiz bir ülke. Çok uzun süredir kendi iradesiyle bir yol tutturamadı; bütün kaynakları kurutulmuş ve iliğine kadar sömürülmüş olduğu için ağır bir yoksullukla boğuşuyor. Bu hengâmede ABD de ülkeyi yıllardır adeta bir av alanı haline getirmiş durumda, şimdiye kadar Eş Şebab bahanesiyle öldürdükleri sivilin haddi hesabı yok. Bir yandan da Birleşik Arap Emirlikleri bölgeye hâkim olmak istiyor. Sonuçta ülkenin güneyini Eş Şebab elinde tutarak Şeriatçı bir düzen kurarken, kuzey ise istikrarsız bir ortam yaşıyor.

Tam bu süreçte devreye giren Türkiye, git gide ülkeye yerleşiyor. Uzun süredir Somali ordusu askerleri Türk üssünde eğitiliyor, ki bu üs, Türkiye toprakları dışında şu ana kadar kurulan en büyük askeri üs durumunda. Limanlar ve havaalanları da Türk şirketlerinin elinde. Mogadişu Havalimanı’nın işletmesi Favori LLC firmasında, Mogadişu Limanı’nın işletmesi ise Albayrak AŞ tarafından yürütülüyor. En-Ez firması yol yapım çalışmasını, Yankı İnşaat ise Hemşirelik Okulu inşaatını tamamladı. Bu arada, eskiden Cemaate ait olan ‘Nile Academy’ okulları ve hastane de artık Türkiye Maarif Vakfı tarafından teslim alınmış durumda. Ayrıca, TİKA ve İHH üzerinden yapılan yardımların 500 milyon doları aştığı söyleniyor.

Sonuç itibarıyla, öyle görülüyor ki, küresel kaos ortamından yararlanarak ‘Yeni Osmanlı’ düşleri kuran AKP rejimi, bölgedeki istikrarsızlık ortamında bir yer kapmaya ve bu yerden ekonomik/siyasi rant devşirmeye çalışıyor. İlk bakışta bu, bir tür diplomasi başarısı gibi görünüyor ama sorun şurada: Orası Somali; Yozgat ya da Antalya değil. Bağımsız bir ülkeden ve onun halkından söz ediyoruz. Bu ülke, bu halk, havaalanlarından limanlara kadar her şeye el koyan bir gücü sevmek zorunda değil.

Yani, burnunuzu bir yere soktuğunuz zaman, bunun sonuçları olur ve bazen can acıtan sonuçları olur. Tamam, orada petrol var, azıcık da biz sebeplenelim filan derseniz demesine de, o işler zordur ve tehlikelidir. Sanayi Bakanı Mustafa Varank’ın geçenlerde sarf ettiği “Bu yardımların uluslararası ilişkilerde etkisi çok büyük. Bu ülkelerin hepsinin BM’de bir oyu var” sözlerinin anlamını biliyoruz elbette ama bunların kendi ülkesinde İBAN’la vatandaştan para dilenen, ekonomik krizle boğuşan bir iktidarın boyunu aşan işler olduğu da kesin.

Örneğin, yarın seçim olsa ve muhalefet kazansa ne olacağını bilen yok. Ya da mesela iktidar-muhalefet ilişkileri gerilse ve savaş çıksa ne olacak? Al sana yeni bir Hafter/Sarrac macerası. Gelsin tezkereler, gitsin İHA’lar, SİHA’lar…

Bütün bunlar olurken muhalefet ne yapıyor peki? Çok basit; kulağının üstüne yatıyor. “Yahu ne oluyor oralarda, biz ne yapıyoruz” diyen yok! “Bu insanlar orada ne uğruna ölüyor” diye soran da yok!

Ah, pardon, unutmuşum. Bu olayda ölü sayısı az olduğu için yapmadılar ama haklarını yemeyelim, arada bir ‘Dörtlü Bildiri’ yayınlayıp ‘milli meselelerde nasıl da tek vücut olduklarını’ cümle âleme gösteriyorlar!

Ertesi gün de dönüp, “Yahu bu HDP de hiçbişeyi imzalamıyor” diye mızıldanıyorlar.

Ne güzel değil mi? Soru sorma, bas imzayı, vicdanın rahatlasın! Selami Aydoğdu ile Erdinç Genç’i de gömdük işte Çorum’da; Allah rahmet eylesin! Selami’nin ev kredisi varmış bu arada; onun için gitmiş Somali’ye. ‘Dörtlü’ bir şey düşünmez mi bu konuda? O da bir ‘milli mesele’ sayılır yani!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here