Muhalefetten AKP’nin kanun teklifine şerh: “STK’lar hedef alınıyor, yolsuzluklar aklanıyor”

CHP ve HDP, kanun teklifi ile ‘terörün finansmanını önlemek’ adına sivil toplum hedef alınmasına tepki gösterdi.

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Bu hafta Genel Kurul’a gelmesi beklenen kanun teklifinin çoğu maddesine muhalefet partilerinden itiraz geldi. CHP ve HDP, Meclis’e sundukları muhalefet şerhinde, kanun teklifinin yetersizliklerine ve Anayasaya aykırılıklarına dikkat çekti.

Artı Gerçek’ten Derya Okatan’ın haberine göre, CHP, muhalefet şerhinde, suçtan kaynaklı malvarlığı değerlerinin aklanması (karapara), terörizmin finansmanı suçları ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanına karşı uluslararası düzeyde mücadele standartlarını belirleyerek ülkelerde etkin bir şekilde uygulanmasını temin için oluşturulan ve Türkiye’nin 1991 yılında üye olduğu Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF), yükümlülükleri yerine getirmediği durumda Türkiye’yi “Gri Liste”ye alacağını hatırlattı. CHP, “İzlediği yanlış politikalarla Türkiye’yi içinden çıkılması zor bir ekonomik buhrana sokan, bu durumun sonuçlarından birinin de iktidardan düşmek olduğunu gören AKP iktidarı, teklifle, FATF’nin gri listene girme tehlikesini acilen bertaraf etme uğraşındadır” dedi.

‘Siyasi nüfuz sahibi kişileri kapsamıyor’

Ancak AKP’nin bu adımını yetersiz ve samimiyetsiz bulan CHP, kanun teklifinin, FATF’ın 12 nolu “Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler” başlıklı tavsiye kararını içermediğine dikkat çekti. CHP, “Tavsiyeye uyum sağlanmamış olması ülkemizde, siyasi nüfuz sahibi kişiler ve bunlarla bağlantılı kimselerin dahil olduğu yolsuzluk olaylarının ortaya çıkarılmasını zorlaştırmakta ve yolsuzluk kaynaklı fonların ekonomik sistem içinde aklanmasını kolaylaştırmaktadır” dedi.

Rıza Sarraf etrafında dönen yolsuzlukları hatırlatan CHP, “Tüm bu gerçekler AKP iktidarının, pragmatist anlayışla hareket ettiğinin göstergesi olmanın yanı sıra içine düştüğü sıkışıklığının da resmidir” dedi. Teklifin 37 maddeden oluşan ikinci bölümünün ise anayasal güvencede olan hak ve özgürlükleri kısıtladığını belirten CHP, şu değerlendirmede bulundu: “Demokratik toplumun temel taşını oluşturan dernek özgürlüğüne ilişkin öngörülen yeni sınırlama ve yasaklar; malvarlığına elkoyma süreçlerindeki keyfilik ve hukuksuzluklar ile avukatların müvekkilleriyle ilişkilerinde temel ilke olan ‘sır saklama’ yükümlüğüne yönelik düzenlemeler teklifin sorunlara çözümden öte yeni sorunlara kaynaklık edeceği ve özellikle hukuk güvenliği açısından uygulamada telafisi zor zararlara yol açacağı kesindir.”

‘Amaç kitle imha silahları ile uğraşmak değil sivil toplumu hareketsiz bırakmak’

HDP ise kanun teklifinde yer alan 43 maddeden sadece 6’sının kitle imha silahlarının finansmanına dair olduğuna dikkat çekti. HDP, “Amaç, gerçekten kitle imha silahları ile uğraşmak değil, dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşlarını hareketsiz bırakmaktır. İktidar içerideki istibdat rejimini derinleştirmek istemektedir” dedi. FATH 12 numaralı tavsiye kararına (Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler) denk gelecek maddelerin düzenlenmesi gerektiğinin de altını çizen HDP, “İktidar, BMGK kararları doğrultusunda düzenlenmesi gereken yasa teklifinde, bu gerekliliğin yanından bile geçmeyerek kendini ve yandaşını koruyacak şekilde kapsam dışı bırakmıştır” dedi.

CHP ve HDP’nin muhalefet şerhlerinde, maddelere dair ise şu değerlendirmeler yer aldı:

Malvarlığına el koyma: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kitle imha silahlarının yayılması ve finansmanının önlenmesine yönelik aldığı kararlara konu olan kişi, kuruluş ve organizasyonların malvarlıklarına el konulabilecek. Bu konuda tek yetkili Cumhurbaşkanı olacak. Malvarlıklarının dondurulması veya dondurulma kararının kaldırılması, Cumhurbaşkanı’nın Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla uygulanacak. Cumhurbaşkanı isterse, bu kişi ve kuruluşlarla dolaylı olarak ilişkisi bulunan ya da onun adına hareket eden hesapları da dondurabilecek.

Kanun teklifi ile Denetim ve İşbirliği Komisyonu kuruluyor. Komisyon, yasak işlem yaptığına ilişkin “makul şüphe” duyulan kişi ve kurumların BMGK listesine eklenmesi için Cumhurbaşkanına öneride bulunabilecek. Komisyon, yılda en az 2 defa gizlilik esasına göre toplanacak ve komisyon üyelerine her toplantı için ücret ödenecek.

HDP, muhalefet şerhinde, herhangi bir mahkeme kararı olmadan Cumhurbaşkanınca mal varlıklarına el konulmasının masumiyet karinesine ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, mülkiyet hakkının keyfiyetle ihlal edilebileceğini belirtti. HDP, ayrıca BMGK listesine eklenmek için “makul şüphenin” yeterli olmayacağını, kuvvetli şüphe olması gerektiğini vurguladı.

CHP ise kanun teklifi ile kurulan “Denetim ve İşbirliği Komisyonu” ile Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’a dayanarak kurulan “Malvarlığının Dondurulmasını Değerlendirme Komisyonu”nun görev ve yetkilerinin çakıştığını belirtti, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini kaydetti.

Yardım toplama: Kanun teklifine göre; izinsiz yardım toplama faaliyetinin internet ortamında yapıldığı tespit edilirse; valilik veya İçişleri Bakanlığı bildirimde bulunacak. İçerik kaldırılmazsa valilik veya İçişleri Bakanlığı’nın talebi ve sulh ceza hâkimliğinin BTK’ya başvurusuyla erişim engelli getirilebilecek.

“Ülkedeki terör tanımı ve kullanımı düşünüldüğünde sivil toplum başka bir cenderenin içine sokulacaktır” diye CHP, erişimin engellenmesi kararının sadece talep edenin sunduğu evraklar üzerinden, duruşmasız verilmesi sebebiyle maddenin Anayasa’nın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirtti.

HDP de “Toplumsal dayanışmayı hedef alan bu düzenleme ile yurttaşlar ivedi durumlarda kampanya yapamayacak yahut toplanan paranın doğrudan hazineye aktarılmasına karşı bir şey yapamayacaktır” dedi. HDP, şu değerlendirmelerde bulundu: “Dernek yardımları ve karşılıklı fon işlemleri tam anlamıyla AKP/MHP iktidarının güvenlik aparatının içerisine alınmaktadır. Yardım kampanyalarının bile iktidarın tekeline alınmasını, tek adam rejiminin kurumsallaştırmasının bir adımı olarak algılamak lazım.”

Yardımların denetimi: Kanun teklifine göre, yardım toplama faaliyetleriyle ilgili konularda, denetim ile görevlendirilenler ve izin vermeye yetkili makamlar, bankalar dâhil gerçek ve tüzel kişilerden her türlü bilgi ve belge isteyebilecek. Yürürlükteki mevzuata göre sadece denetçiler bilgi ve belge isteyebiliyordu.

CHP, maddeye itiraz ederek, “Teklif metni, bir yandan kişisel verilere ulaşabileceklerin sayısını artırırken; öte yandan, kişisel verilerin toplanma, işlenme, saklanma, imha edilme usulleriyle bunlara yönelik itirazlarla ilgili olarak hiçbir güvence öngörmemektedir” dedi. HDP de yetkinin kişisel verilerin korunmasına aykırı olacağını vurgulayarak, ekledi: “Yurttaşların hesaplarının en detaylı bir şekilde incelenmesine olanak tanıyacak olan bu düzenlemenin herkesi ‘terörist’ ilan edebilmenin bir diğer yolu olacağı tartışmasızdır.”

Para cezası: Kanun teklifine göre, izinsiz yardım toplayanlara 5 bin liradan 100 bin liraya kadar, bu eylemin internet ortamında yapılması halinde 10 bin liradan 200 bin liraya kadar para cezası uygulanabilecek. CHP, “Cezalarda orantılılık ilkesi ve belirlilik ilkeleri bakımından sorun yaratabilir. Valilere geniş yetki verilmesi ve mülkiyet hakkına kadar dokunan cezaların yargı kararı olmadan verilmesi sorunludur. Muhalif birçok sivil toplum örgütünün topladığı yardımlarda terörizmin finansmanı bahanesi ile müdahaleye açık olabilecektir” diyerek, maddeye tepki gösterdi.

HDP de “İktidar sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirmezken yurttaşların dayanışma ile toparladığı meblağların ceza adı altında tahsil edilmesi iktidarın bu yasadan beklentisini de açıkça ortaya koymaktadır” yorumunda bulundu.

Derneklere kayyım: Kanun teklifine göre; İçişleri Bakanı ve valilikler, derneklerin yönetiminde geçici olarak durdurabilecek, yönetimlerine kayyım atayabilecek. Ayrıca ceza almış olan kişiler genel kurul dışında dernek organlarında yer alamayacak.

Tüm bunların örgütlenme özgürlüğüne ve dernek kurma hakkını düzenleyen Anayasa’nın 33. Maddesine aykırı olduğunu belirten HDP, ayrıca, düzenlemenin hukuk devleti ilkesi ve kanun önünde eşitlik hükmüne, Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine, masumiyet karinesine, hakkın özüne dokunulmama, kanunun sınırlandırma ve ölçülü olma ilkesine aykırı olduğunu ifade etti. Hak alanında çalışan derneklerden, medya alanında çalışan derneklere kadar tüm STK’ların kayyım tarafından yönetilmesi yolunun açılacağını vurgulayan HDP, OHAL döneminde kapatılan STK’ları hatırlatarak, şunları belirtti:

“İktidar partisinin TCK ve TMK mevzuatındaki ‘terör’, ‘terörist’, ‘terörizm’ kavramlarını politik çıkarları ekseninde hukuki zeminden çıkarması sebebiyle, Türkiye’deki demokratik sivil toplum kuruluşlarının keyfi biçimde kapatılması söz konusu olacak. Tüm bunları Türkiye’nin siyasal konjonktüründen ve hali hazırdaki rejimden bağımsız ele almamak gerekmektedir. Rejim varlığını toplumsal muhalefeti yok etme üzerine kurmuştur. Yargı yürütmeye eklemlenerek sadece iktidar yanlısı olmayanı yok etme üzerine sistemleşmiştir. Erkler ayrılığının olmadığı ülkede böyle bir yasanın uygulamada neye hizmet edeceğini tahmin etmek hiç zor değildir.”

CHP de Anayasaya aykırılıkları sıralarken, “Bir kişinin mahkûmiyeti sonrası hakkında kısıtlama da yoksa ömür boyu bir yaptırıma tabi tutulması Anayasa madde 13’e aykırıdır” dedi. Ayrıca düzenlemenin kendi içerisinde çelişkili olduğuna dikkat çeken CHP, derneğe üye olabilen, en üst organ olan genel kurulda görev yapabilen üyenin, başkaca organlarda görev alamamasının tutarlı olmadığını belirtti.

Dernek yöneticisinin kesinleşmiş yargı kararı olmadan İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılmasının masumiyet karinesini ihlal edeceğini de belirten CHP, şu değerlendirmelerde bulundu: “Düzenlemeyle İçişleri Bakanına tanınan kapsamı belirsiz yetki, dernek özgürlüğünün keyfî şekilde sınırlanmasına yol açacaktır. Bu düzenlemenin yasalaşması, dernekleri, örgütlenme özgürlüğü öznesi olmaktan çıkaracak ve demokratik hukuk devletinde tanımı bulunmayan bir kuruluşa dönüştürecektir. Türkiye’de muhaliflerin sürekli yargı araçsallaştırılarak yüz yüze geldiği ceza tehdidi, sivil toplum faaliyetini de engelleme aracı haline gelmektedir.” CHP, kayyım atamalarını ise “Suçun şahsiliği ilkesine aykırı bu düzenleme ölçülü olmamakla birlikte hukuk devleti ilkesine de aykırıdır” dedi.

Derneklerin denetimi: Dernekler üzerindeki denetim arttırılıyor. Mevcut durumda İçişleri Bakanı veya mülki idare amirin talimatıyla yaptırılan denetimler, yine bu talimatla, kamu görevlileri eliyle üç yılı geçmeyecek şekilde düzenli olarak her yıl yapılacak.

HDP ve CHP, muhalefet şerhlerinde, kamu görevlilerinden kastın belirsizliğine dikkat çekerek, idarenin keyfiliğine yer bırakılmaması gerektiğini belirtti. HDP, “her yıl rutin olarak denetleneceği hususunun bir taciz aracına döneceğini” ve polis, jandarma, bekçiler dahil kamu görevlisi sıfatı taşıyan herkesin denetim yapabileceğini kaydetti.

Avukatlara bildirim yükümlülüğü: Kanun teklifi, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanununda da değişiklik öngörüyor. Buna göre, “bildirim yükümlülüğü olanların” kapsamı genişletilerek, “serbest avukatlar” da dahil ediliyor. Malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi veya şüphe olması halinde avukat, bu işlemleri MASAK’a bildirmek zorunda kalacak.

CHP ve HDP, madde ile Avukatlık Kanunu’nda düzenlenen “sır saklama” yükümlüğünün ihlal edildiğine dikkat çekti. CHP, “Avukatlık müessesi işlevsiz hale gelecektir” derken, HDP de düzenlemenin mesleğin ruhuna aykırı olduğunu vurguladı.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here