Leyla Güven’in iddianamesinde anasoylu toplumdan bahsetmek suç unsuru sayıldı!

22 Aralık’ta tutuklanan Leyla Güven’in gerekçeli kararında Güven’in ataerkilliğe karşı anaerkilliği savunan konuşmaları, “kin ve nefrete yol açacağı” ileri sürülerek suç unsuru sayıldı!

Leyla Güven’in iddianamesinin gerekçeli kararında, anasoylu toplumu kadınlar olarak sahiplendiklerine dair ifadesi “nefret” suçu sayıldı. İddianamede gerekçeli kararında Leyla Güven’in “anasoyluluk” tanımına “anasoyculuk” denildiği görüldü.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanlığı sıfatı ile yürüttüğü siyasi çalışmalar ve yaptığı konuşmalar nedeniyle Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılama sonucu 22 yıl 3 ay hapis cezası verilip, hakkında tutuklama kararı çıkarılan Leyla Güven, 22 Aralık 2020 tarihinde tutuklanarak, cezaevine gönderilmişti.

“Örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla hazırlanan iddianamenin gerekçeli kararında, Leyla Güven’in ataerkilliğe karşı anaerkilliği savunan konuşmaları, “insan soyunun kökünün anneden geldiğinin savunulması inkar içerikli, derinlikten yoksun nefret yaratan içerik” olarak yorumlandı.

Kararda ilgili kısım ise şu şekilde yer aldı: “Sanığın katıldığı eylem, etkinlik, gösteri ve yürüyüşlerde topluluğa hitaben söylemleri incelendiğinde; söylemlerinin, insanlığın aynı kök atadan gelme tespiti inkarı içerikli, anlam ve içerik derinliğinden yoksun, sistematik şekilde anasoycu hitap tarzına dayalı olduğu, söylemlerin insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratan içeriği olduğu…”

MA’ya konuşan Özgür Kadın Hareketi (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan, anasoylu toplumun “nefret yaratan içerik” olmasının aksine birleştirici bir söylem olduğunun altını çizerek şöyle söyledi: “Anaerkil denilen toplum, bin yılların sürdüğü bir döneme denk geliyor. Ancak, eğitim kitaplarında, sistemin ideolojik okullarında verilen bilgiler aksi yönde olduğu için bunu kabul etmelerinde sorun yaşanıyor.”

İddianamelerin ve gerekçeli kararların “cinsiyetçi-ırkçı ve erkek egemen mantığa göre” hazırlandığına dikkat çeken Gökkan, “Güven’in gerekçeli kararında da geçen ‘anasoyluluk’ tanımına ‘anasoyculuk’ deniliyor. Burada bir ifade sorunu var. ‘Anasoyculuk’ ile ‘anasoyluluk’ çok ayrı şeyler. Bu tanımları gerekçeli kararda bilerek ve isteyerek dizayn ettikleri çok belli. Bu aynı zamanda cinsiyetçi iddianameler hazırlamaları anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

İddianamedeki suçlamayı Yeni Yaşam’a yazan Figen Aras da gerekçeli karardaki ifadelere şu soruları yöneltti: “Bu iddianamedeki anasoylu söylemler toplumda hangi kesimleri rahatsız ediyor? Ve beraberinde anasoylu olmak bu kesimleri neden rahatsız ediyor? Bu rahatsızlığın kaynağı olan ‘anasoylu toplum tarihi yaşanmamıştır, insanlık babasoylu – ataerkil- olarak bugünlere gelmiştir’ tespiti hangi bilimsel metodla ispatlanıyor?”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here