Kılıçdaroğlu’nun veda hutbesi – Zafer Yörük

Son Avrupa Birliği liderler zirvesinden ve ABD’nin yeni yönetiminden gelen sinyaller, dünya kamuoyunun Erdoğan’ı gözden çıkarmadan önce güçlü bir alternatif görme ihtiyacının altını çiziyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşma büyük yankı buldu. CHP’nin son yıllarda benimsediği, Erdoğan’ı kızdırmadan muhalefet yapma çizgisinin terk edilmesi yolunda bir irade beyanı olarak yorumlandı. Söylem analistleri tarafından performans, retorik ve içerik açılarından yapılacak değerlendirmelerde tam notu hak etmeye aday. Öte yandan, Erdoğan’ı da çok rahatsız ettiği, gösterdiği tepkiden anlaşılıyor.

Kılıçdaroğlu, kendi sakin tarzını muhalefetin bütününe benimseterek bir ucunda aşırı milliyetçiler ve İslamcıların, öteki ucunda ise Kürt özgürlük hareketinin yer aldığı geniş bir muhalefet yelpazesi oluşturma misyonunu oldukça başarılı biçimde icra etti. Bu blok, son yerel seçimlerde özellikle İstanbul ve Ankara’da büyük başarı göstererek Erdoğan rejimini ağır yaralamış bulunuyor. Hesaplar, önümüzdeki birkaç yıl içinde gerçekleşmesi kaçınılmaz görünen genel seçimler üzerine yapılıyor.

Erdoğan, muhalefet bloğuna karşı çok yönlü bir strateji ile sahnede. HDP kadrolarına, taraftarlarına, hatta seçmen kitlesine yönelik toplu imha siyaseti; şahsi nefretini tatmin ötesinde, muhalefet bloğunu ırk temelinde bölünmeye de zorluyor. HDP’ye polis ve yargı marifetiyle uygulanmakta olan devlet terörü, muhalefetin geri kalanı için de tehdit niteliği taşıyor. Bir yandan da İyi Parti gibi ‘zayıf halkaları’ kendi kampına çekmek, CHP’ye alternatif olarak Sarıgül ve İnce’ye parti kurdurmak gibi taktiklerle, bir ‘makbul muhalefet’ çizgisi inşa etmeye çalışıyor. Kılıçdaroğlu ise partisinin bütün enerjisini, bu çatlakların üzerini anında sıvayarak bloğu bir dahaki seçimlere kadar muhafaza etmeye hasretmiş durumda.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına geçtiğinden bu yana Erdoğan tarafından sistematik hakaretlere maruz kaldı ve talimatlarını Ankara’nın sabık belediye başkanından aldığı muhtemel bir cihatçı-faşist çete tarafından da periyodik olarak darp edildi. Ne Çubuk’taki linç teşebbüsü ne de mafyacının mektupları CHP lideri için ilk değildi. Bu sistematik saldırı kampanyasını en azından yukarıdaki üslupla teşhir etmek yerine münferit vakalar muamelesi yaparak yargıya havale etme yolunu tercih etti. Oysa yine Kılıçdaroğlu döneminde yargı, bir hak arama kapısı olmaktan çıkarak adım adım bütünüyle Erdoğan’ın kontrolünde bir disipliner ve pünitif aygıt haline getirilmekteydi.

Ama CHP kadroları ve seçmeni, kendi varlık sebepleri olan ideolojik evrenin yok oluşu ve üzerine bastıkları siyasal zeminin erezyonu karşısında Kılıçdaroğlu önderliğinde gösterdikleri basiretsizliği, yargıya ve diğer devlet aygıtlarına yönelik bu mesnetsiz güven ötesinde temel bir siyasal/ideolojik hatta antropolojik saplantıya borçlular: Kürt korkusu.

Hatırlayalım: 2016 yılı Nisan ayında, başta HDP başkanı Selahattin Demirtaş olmak üzere bir dizi milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması teklifi Meclis’e sunuldu. Kılıçdaroğlu bu işlemin anayasaya aykırı olduğunu ama buna rağmen evet oyu vereceklerini çünkü karşı çıkarlarsa bunun AKP tarafından istismar edileceğini söyledi. O an, aslında CHP’nin kendi ipini çektiği andır. O sehpadan kurtulmak için de öncelikle o ipi çekeni bertaraf etmek şart görünüyor.

CHP kadrolarının bu yönde adım atmaya başladıkları hakkında bir belirti yok ama Kılıçdaroğlu’nun bütçe bağlamında kendinden pek de beklenmeyen bir performans göstermiş olması, parti içinde başlayan bir tartışmanın dışavurumu olabilir. Öte yandan Kılıçdaroğlu iktidarının devamı için böyle parlak bir nutkun bile yetmeme ihtimali büyük. Son Avrupa Birliği liderler zirvesinden ve ABD’nin yeni yönetiminden gelen sinyaller, dünya kamuoyunun Erdoğan’ı gözden çıkarmadan önce güçlü bir alternatif görme ihtiyacının altını çiziyor. Kılıçdaroğlu’nun böyle bir alternatif oluşturma yolunda önemli adımlar atmış olduğu iddia edilebilir ama belli ki onun kapasitesi, Erdoğan’ı deviren lider olarak değil 1994 yılında aldığı ‘yılın bürokratı’ ödülü ile tarihe geçmeye müsait.

İşte bu nedenlerle, Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği bütçe nutku performansını taşları yerinden oynatacak büyük bir çıkış yerine miadını doldurmuş bir emeklinin veda hutbesi olarak okumak, yeni hayal kırıklıklarının önlenmesi açısından gerekli görünüyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here