Kafe ve bar çalışanları: Binlerce kişiyle kongre serbest ama çay içmek yasak

Covid-19 kısıtlamalarını protesto eden kafe ve bar çalışanları, “Binlerce kişiyle kongre yapmak serbest, ama bir kahvede oturup çay içmek yasak. Buna artık kim, niye inansın?” dediler.

Kafe ve bar çalışanları, korona virüsü (Covid-19) salgınına yönelik tedbirler kapsamında sokağa çıkma kısıtlamaların önümüzdeki cumartesi günü tekrar başlamasıyla ve Ramazan ayı boyunca lokanta ve kafe gibi işletmeler hizmetlerini paket servisle sınırlandırılmasına yönelik yeni önlemleri protesto etti.

Gazete Duvar’dan Ferhat Yaşar’ın haberine göre, İstanbul’un Kadıköy ilçesinde bir araya gelen kafe ve bar çalışanları, “pandemi yönetimi yerine algı yönetimini seçen iktidarın, sağlığımızı da, geleceğimizi de hiçe sayarak lebaleb kongrelerde kendi şovlarına ara vermeyenlerin, mesele kafelere, barlara, işçilerin haklarına gelince kulaklarını tıkadıklarını” söyledi.

‘İşçiler açlıkla karşı karşıya’

Kafe ve Bar Çalışanları Dayanışması, Turizm İşçileri Dayanışması, Otel ve Turizm İşçileri Sendikası ve Kent Emekçileri Dayanışması’nın da yer aldığı eylemde basın açıklamasını okuyan Lizge Biter, korona virüs salgınının ilk görüldüğü 10 Mart 2020’den itibaren bir kez 76 gün bir kez de 102 gün olmak üzere tüm kafe, kıraathane ve lokantaların kapatıldığını, barlar ve gece kulüpleri 16 Mart 2020’den beri kapalı olduğunu hatırlattı.

Biter, “Hiç açılmadılar. Kafe, kıraathane ve lokantalar, toplam altı ay kapalı kaldıktan sonra 2 Mart’ta açılmıştı ama şimdi yine kapanmayla karşı karşıya. Aç kapa, aç kapa koca bir sektörün dengesi bozuldu, düzeni bozuldu, pandeminin bütün yükü esnafa ve çalışanlara yüklendi” dedi.

Milyonlarca kişinin bu sektörde çalıştığını söyleyen Biter, “İşyerlerinin kapanması demek, bir gelirimiz olmadan yaşamak zorunda kalmamız demek, sosyal güvencemizin olmaması demek, çalışanları yoksulluğa mahkum etmek demek. Milyonlarca insanın içinde olduğu bir sektör yok olma tehlikesiyle karşı karşıya, işçiler ise açlıkla karşı karşıya” diye konuştu.

“Hükümet ve Bilim Kurulu bu yoksulluğu, bu açlığı görmezden geliyor” diyen Lizge Biter, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre kısıtlamalardan yaklaşık 180 bin işyeri etkileniyor. Bu işletmelerin her birinde 10 kişi çalışsa 2 milyon insan ediyor, aileleriyle birlikte 10 milyon insanın ekmeğiyle oynanıyor” ifadelerini kullandı.

‘Her gün onlarca işyeri kapanıyor’

Ticaret Bakanlığı’nın 2020 yılında 99 bin 588 esnafın işyerini kapattığına dair açıkladığı veriyi hatırlatan Biter şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bazı dostlarımız kapanan dükkanlar var diyor, yok öyle bir şey’ demişti. Ama Ticaret Bakanlığı 2020 yılında 99 bin 588 esnafın işyerini kapattığını açıkladı. Her gün onlarca dükkan kapanıyor. Biz artık bu virüsün laboratuvarda üretildiğine inanıyoruz. Üretenler AK Partili. Çünkü bu virüs lokantada, kafede bulaşıyor ama AK Parti kongrelerinde bulaşmıyor. AK Parti Rize’de, Trabzon’da, Ordu’da koronavirüs vakalarının en yoğun görüldüğü haftada, sağlık açısından en tehlikeli günlerde kongre yaptı. Binlerce kişiyle kongre yapmak serbest, ama kongre salonunun yanında bir kahvede oturup çay içmek yasak. Neden: Çünkü salgın var. Buna artık kim, niye inansın?”

‘Bir kuralı koyan o kurala uymazsa, halk neden uysun’

“Bir kuralı koyan o kurala uymazsa, halk neden uysun” diyen Biter, “Kongrelerle, kalabalık cenazelerle, açılış törenleriyle vakaları arttırıp sonra da ‘Vakalar yükseldi dükkanlarınızı kapatıyoruz’ diyemezsiniz. İnsanlar bir lokantada oturup yemek yiyemiyor, bir kahvehanede bir bardak çay içemiyor ama AK Parti binlerce kişiyle kongre yapabiliyor. İki kişi sahilde yürüyemiyor, parkta oturamıyor ama AK Parti binlerce insanla, hem de kapalı salonlarda kongre yapabiliyor. Böyle adaletsizlik olur mu, bu virüs nasıl bir virüs ki AK Partililere bulaşmıyor ama AK Partililer dışındaki herkese bulaşıyor” şeklinde konuştu.

‘AK Parti sadece kongre tepkilerini dindirmek için işyerlerimizi açtı’

İşyerlerinin kapatılmasından bugüne kadar vaka sayılarındaki değişime değinen Biter, şunları söyledi

“Sizlere birkaç veriden bahsetmek istiyoruz. İşyerlerimizin kapatıldığı 20 Kasım tarihinde Türkiye’deki vaka sayısı 13 bin 880’di. İşyerlerinin açıldığı 2 Mart tarihinde ise vaka sayısı 11 bin 887’idi. Kapalı kaldığımız 102 gün içerisinde vakalar adım adım 30 bine yükseldi ve oradan adım adım düştü. Esnafın dükkanı kapalıyken AK Parti’nin il kongrelerinin devam etmesine esnaf ve çalışanlar çok ciddi tepki gösterdi. Bugün anlıyoruz ki AK Parti sadece tepkileri dindirmek için işyerlerimizi açmış. Çünkü MHP kongresinin olduğu 18 Mart tarihinde vaka sayısı 20 bindi. AK Parti’nin genel kongresinin olduğu 25 Mart tarihinde ise vaka sayısı 28 bin 731’di. Soruyoruz: Bu vaka sayıları ortadayken kongre bile yapılabiliyorsa, bizim işyerlerimizi neden aylarca kapattınız? İşyerlerimiz kapalıyken, AK Parti kongrelerinin yapılması absürttü. O yüzden dükkanları açtınız. MHP ve AK Parti kongreleri bitti, şimdi yine bizim işyerlerimizi kapatıyorsunuz.”

‘Sizin iftar saatinde de haberiniz yok’

Ramazan ayında ilk iftarın saat 19.49’da yapılacağına dikkat çeken Biter, “Deniliyor ki, ‘İftarlarda koronavirüs bulaşması ihtimalini ortadan kaldırıyoruz.’ Sizin iftar saatinden de haberiniz yok. 13 Nisan’daki ilk iftar 19.49’da. İşyerlerimiz zaten 19.00’da kapanıyordu, zaten iftarda kapalı olan yerleri neden tamamen kapattınız?” diye sordu.

‘Sadece Ramazan ayında işyerlerini kapatmak ideolojik bir yaklaşım’

Teravih namazına gidecek kişilerin sokağa çıkma yasağından muaf olacağını anımsatan Lizge Biter, “Binlerce kişinin, 30 gün boyunca camide bir arada namaz kılmasıyla virüs bulaşmayacaksa, 20 kişinin oturup yemek yediği bir yerde neden virüs bulaşsın? Ayrıca sokağa çıkma yasağı teravih namazına gidenlere 22.30’a kadar namaza gitmeyenlere 21.00’e kadar mı uygulanacak? İnsanların dini inançlarına göre ayrı ayrı sokağa çıkma yasağı uygulanabilir mi? ‘Ramazan ayı boyunca lokantalar kapalı’ demek de oldukça sorunlu. Ramazan ayı Müslüman yurttaşların dini vecibelerini yetine getirdiği bir ay. Herkesin ibadet hakkı var. Ancak iş yaşamı, çalışma yaşamı bu hassasiyetlere göre düzenlenemez. Örneğin 30 Mart tarihindeki vaka sayısı 37 bin 303, eğer acil bir durum varsa, tedbiri anında alın. Ramazan ayını neden bekliyorsunuz? İşyerlerini sadece Ramazan ayında işyerlerini kapatmak ideolojik bir yaklaşımdır. Kabul edilemez” dedi.

‘Yayılımı arttıran esas unsur, kafeler ve lokantalar değil yoksulluk’

Alkollü içkilerden alınan Özel Tüketim Vergisi’ne değinen Biter sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barlar ve gece kulüpleri 1 yılı aşkın zamandır kapalı. 2020 yılında alkollü içkilerden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) 16,5 milyar TL. Bu rakam İçişleri ve Dışişleri gibi yüksek bütçeli iki bakanlığın toplam bütçesinden bile fazla. Bu denli katma değer yaratan bir sektör neden açılamıyor? AK Parti hükümeti alkol tüketimini kamusal alandan, açık mekanlardan silip evlere kapatmak istiyor. ‘İçen içsin ama gizli gizli, evinde içsin’ deniliyor. İşyerlerimizi kapatmaktan vazgeçin.”

İstanbul Kalkınma Ajansı ve İstanbul Planlama Ajansı’nın hazırladığı “Covid-19 salgınıyla Mücadele Sürecinde İstanbul Kırılganlık Haritası Proje Raporu”nu incelediklerini söyleyen Biter, “Rapor açık açık belirtiliyor: Kentte koronavirüsün yayılma hızı; kent yoksulluğu ve yüksek eşitsizliğin olduğu bölgelerde çok daha yüksek ve bu grupların yaşadığı bölgeler daha kırılgan. Rapor da göstermektedir ki yayılımı arttıran esas unsur, kafeler ve lokantalar değil. Yayılımı artıran şey; yoksulluk, ulaşım zorlukları, kentsel yoğunluk gibi etkenlerdir” diye konuştu.

Biter, kafe ve bar çalışanları için kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin nakdi desteği ve işten çıkarma yasağının yıl sonuna kadar uzatılmasını, işyerlerinin 2020 yılındaki vergi ödemelerinin terkin edilmesini, SGK ödemelerinin de yıl sonuna kadar uzatılmasını istediklerini dile getirdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here