İş hukukunda liberalleşme ve hak kayıpları | İş sözleşmesiyle yaratılan hak kayıpları – Murat Özveri

Adalet kuşkusuz yaşamın her alanında önemlidir. Ateş düştüğü yeri yakar. Adaletin iyi işlememesi herkesi mağdur eder. Ancak çalışan emekçinin alın terinin hakkını korumayı başaramamış bir adalet sistemi artık dibe vurmuş demektir.

İşçinin hak ve borçları iş sözleşmesiyle belirlenir. Hiçbir işçi işverenle oturup iş koşulları şöyle olsun diye pazarlık yaparak iş sözleşmesi yapmaz, yapamaz. İşverenin uzman hukukçularına hazırlattığı iş sözleşmesi işçinin önüne konulur. İş bulmanın sevincini yaşayan işçi bakarsa bir ücrete bakıp sözleşmeyi imzalar. İmzaladığı bu sözleşmeyle hangi haklardan vazgeçmiş olduğunu işler kötüye gidip iş sözleşmesi sona erdiğinde fark eder.

İş sözleşmesinde ücretin nasıl arttırılacağına ilişkin ya hüküm yoktur ya da işverenin takdirine bırakılmıştır. Bu durumda işveren asgari ücretin altına düşmediği sürece dilerse zam yapar dilerse yapmaz.

İş yasasında işçinin rızası ile uygulanabilen durumlar vardır. İş sözleşmesinde işveren tüm bu durumlara ilişkin peşin rıza alır.

İşçinin fazla çalışma yapması, telafi çalışması, fazla çalışma karşılığının boş zaman olarak verilmesi, iş sürelerinin denkleştirilmesi vb. işçinin rızasını gerektiren her konuda iş sözleşmesiyle işçinin rızası alınır.

İş sözleşmesiyle rekabet yasağı getirilir. Cezai şart konulur. Usulüne uygun bir şekilde yapıldığında rekabet yasağı hem coğrafi sınır hem süre olarak genişletilerek işçinin neredeyse işveren istemeden işyerini değiştirmesi önlenip, işçi işverene mahkum hale getirilir.

Ücret bordrosuyla yaşatılan hak kayıpları

İşveren her ay işçiye yapılan ücret ödemelerini, ücretten yapılan kesintileri, hafta tatili, fazla çalışma ücretlerini gösteren ücret hesap pusulası veya ücret bordrosu vermek zorundadır. Bordroda işverenin adı, unvanı ve işçinin imzasının bulunması gerekir.

En yaygın bordro oyunu çift bordro uygulamasıdır. Bu uygulamada, işçinin ücreti kayıtlarda asgari ücret veya asgari ücretin biraz üstünde gösterilir. İşçinin imzası alınır SGK ve vergi dairesine kayıtlarda gösterilen ücret bildirilir. Vergi ve SGK primleri kayıtlarda gösterilen ücret üzerinden yatırılır. Ücretin kalan kısmı elden işçiye ödenir.

Böylece hem vergi düşük tutulur hem SGK primleri eksik yatırılır. Fazla çalışma, hafta tatili çalışmalarının karşılığı düşük gösterilen bu ücret üzerinden hesaplanır. İş sözleşmesi sona erdiğinde kıdem ihbar tazminatları, yıllık izin ücretleri yine düşük gösterilen bu ücret üzerinden hesaplanıp ödenir. İşçi iş kazası geçirdiğinde işçiye ya da ailesine bağlanacak gelirler de düşük yatırılan ücret üzerinden bağlanır. İşsizlik maaşı, kısa çalışma ödeneği, maluliyet aylığı, yaşlılık aylığı, ölüm aylığı da yine düşük gösterilen bu ücret üzerinden hesaplanıp bağlanır. Üstelik işçi kıdem ihbar tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili ücretini talep ettiği davada, gerçek ücretini kanıtlasa dahi emeklilikte alacağı ücret açısından önemi olmayacaktır. İşçi düşük ücret üzerinden yatırılan SGK primlerine bağlı olarak emekli aylıklarının düşük bağlandığını ileri süremeyecektir. Daha doğrusu ileri sürdüğünde gerçek ücretini ispatlaması için imzalı ücret bordrosuna eş değer yazılı belge getirmesi istenecektir.  İşçinin işverenin yaptığı usulsüzlüğü belgelemesi olanaklı olmadığından böyle bir belge getirmesi işçi açısından imkansızdır.

Daha vahim bordro oyununda fazla çalışmalar sembolik olarak bordrolarda gösterilir. İşçinin imzası alınır ve işçi bu durumda gerçek ücreti üzerinden ne fazla çalışma ne de hafta tatili ücreti isteyebilir. İsteyebilmesi için eş değer yazılı belge sunması gereklidir. İşçinin bordronun aksini kanıtlayacak yazılı belge sunması ise neredeyse olanaksızdır.

Bordro oyunlarıyla fazla çalışmalar, hafta tatilleri, genel tatil ücretleri ya hiç ödenmez ya da işçinin alması gereken ücretinin çok azı ödenir.

Puantaj kayıtları

İşveren, işin başlangıç ve bitiş saatlerini gösteren puantaj kayıtları tutmak, bu kayıtları işçi özlük dosyasında saklamak zorundadır.

Tutulan bu kayıtlardan işçinin haberi dahi olmaz. Çok istisna bazı hallerin dışında bu kayıtlar bordroyu doğrulayacak şekilde işveren tarafından üretilip işçiye imzalattırılır.

İşçi haftada 52 saat çalışır puantaj kayıtları 45 saat olarak düzenlenmiştir. Asgari ücret aylık 195 saat fiili çalışmanın karşılığıdır. İşçi haftada 52 saat çalışıp 45 saat gösterildiğinde asgari ücret için fiilen çalışması gereken süre 208 saate çıkar.

İbraname

İş sözleşmesi sona erdiğinde düzenlenen ibraname, işçinin çalışırken almadığı haklarını ortadan kaldırmada çok etkin kullanılan bir belgedir. Yasa koyucu 2012 yılı temmuz ayından itibaren ibranamenin geçerlilik koşullarını ağırlaştırılmış, ibraname ödeme belgesine dönüşmüştür.

İbraname işçinin hakkını ortadan kaldırmada istenilen sonucu vermemeye başlayınca işverenler, ibraname yerine ihtiyari ara buluculuğu devreye sokmuşlardır. İşçi işten atıldığında önüne bir miktar alacağı konulur ve bu miktarı almasının koşulu olarak işyerine gelen ihtiyari ara bulucunun hazırladığı belgeleri imzalaması istenir. İhtiyari ara buluculuk işçinin hak gasbının aracı olan ibranamenin yerini almıştır.

İşçi bilir de diyemez derse işinden olur

İşçiler sanıldığının aksine, altına imza attıkları bu belgeler ile hak kaybına uğradıklarını bilirler. En azından sezerler. Ne var ki bir şey diyemezler. Derlerse bilirler ki ertesi gün kapının önüne konulacaklardır.

Şikayet etseler müfettiş gelmesi yıllar alır. Gelen müfettiş belge ister. İşveren her türlü belgeyi düzenleme olanağına sahip olduğundan kolayca çaldığı minareye kılıf uydurur.

İş mahkemesi son çaredir, bu çareyi de iş hukukunun özünü boşaltarak işçinin elinden almak istiyorlar

İş hakimi işçinin güvencesizliğini bilir, bilmek zorundadır. İş yargılaması işçinin korunması ilkesi üzerinden yürür, yürümek zorundadır. Ne acıdır ki son yıllarda iş yargısının işçiyi koruma amacı erozyona uğratılmakta, iş hukuku liberalleşmeye zorlanmaktadır.

İşyerinde işveren otoritesini sınırlandıracak iki önemli kurum vardır. Bunlar sendikasız işyerleri için güvenceli işçi temsilciliği, binbir güçlükle işyerlerinde yetki almış sendikalardır. En azından bu iki kurum asgari güvence için zorunludur. Bu kurumları ağza dahi almadan   işçi ve işvereni eşit gören, işyeri üzerinden işçiyi koruyoruz diyen bir anlayış iş hukukuna hakim kılınmaya çalışılmaktadır.

Reklam

“İyi ama kardeşim işçi de” diye başlayan her cümle iş hukukunun içini boşaltma değirmenine su taşımaktadır.

Adalet kuşkusuz yaşamın her alanında önemlidir. Ateş düştüğü yeri yakar. Adaletin iyi işlememesi herkesi mağdur eder. Ancak çalışan emekçinin alın terinin hakkını korumayı başaramamış bir adalet sistemi artık dibe vurmuş demektir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here