Heybeliada Senatoryumu sağlık kurumu olarak kalmalı

Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet’e devredilmesine ilişkin konuşan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Ömeroğlu, ‘Heybeliada Sanatoryumu bir sağlık kurumudur ve öyle kalmalıdır’ dedi 

İstanbul Tabip Odası, Türk Toraks Derneği İstanbul Şubesi ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul Yönetim Kurulu,  Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet İşleri Başkanlığı’na devri sonrasında çıkan tartışmalar üzerine Sanatoryum önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polisin Sanatoryum önünde açıklamaya izin vermemesi üzerine kitle açıklamayı Heybeliada İskelesi’nde yaptı. Basın metnini İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Rukiye Eker Ömeroğlu okudu.

Sembol bir yer

Sanatoryumun Cumhuriyetin ilk yıllarında tüberküloz tedavisi için sembol olduğunu anımsatan Ömeroğlu, Senatoryuma ilişkin yaşanan tartışmaları dikkatle izlediklerini söyledi. Sanatoryumun açıldığı 1924’ten kapandığı 2004’e kadar aralarında yazar, devlet adamı başta olmak üzere birçok hastayı tedavi edildiğine dikkati çeken Ömeroğlu, “Heybeliada Sanatoryumu adeta Türkiye’de Tüberkülozun tarihini oluşturdu” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından…

Sanatoryumun tedavi hizmetlerinin yanı sıra birçok yerli ve yabancı hekimi yetiştirdiğini söyleyen Ömeroğlu, bunun için Sanatoryumu Dünya Sağlık Örgütü tarafından tüberkülozda eğitim ve araştırma hastanesi olarak kabul edildiğini dile getirdi. Ömeroğlu, 2005’te Sağlık Bakanlığı’nın kararı ile hastanenin kapatılarak, eşyalarının Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne taşındığını ifade etti.

‘Tarihi ve kültürel kimliği yaşatılmalı’

Sivil toplum kurumları ve odalar olarak yaşanan sürecin takipçisi olacaklarının altını çizen Ömeroğlu, şunları söyledi: “Heybeliada Sanatoryumu bir sağlık kuruluşu olarak yeniden yapılandırılmalı ve gerek ada halkının gerekse de ülkemizin sağlık ihtiyaçlarına göre değerlendirilmelidir. Adalar halkının sağlık gereksinimlerine uygun bir sağlık kuruluşu yanında, tüberküloz ve diğer akciğer hastalıkları konusunda araştırma yapılabilecek bir tesis, kronik akciğer hastalıkları için bir rehabilitasyon merkezi gibi amaçlar için organize edilmelidir. Bunların yanında, bu sağlık kompleksi içinde bir Tip Tarihi ve Tüberküloz Müzesi kurularak tarihi ve kültürel kimliği yaşatılmalıdır.”