HDP’ye yöneltilen Gare Katliamı silahı tersine dönüyor! – Koray Düzgören

İktidar bu olayla HDP’yi kamuoyu gözünde mahkûm edeceğini zannetti. Ama olmadı. Silah tıpkı bir bumerang gibi sahibine yöneldi.

TSK’nin Irak Kürdistanı’nın kuzeyinde, Türkiye sınırına 40 kilometre mesafedeki dağlık Gare bölgesinde PKK’nin elindeki rehineleri kurtarmaya yönelik operasyonu fiyaskoyla sonuçlandı.

40 kadar savaş uçağı ve helikopterler tarafından bombalanan bir tepenin altında yer alan mağarada rehin tutulan 13 asker ve polis yaşamını yitirdi. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 13 rehinenin mağaradaki PKK’liler tarafından katledildiğini ileri sürdü. PKK kaynakları ise 5-6 senedir tutsaklarla ilgilenmeyen TSK’nin ölümlerden sorumlu olduğunu iddia ettiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da pazartesi günü Rize’deki AKP kongresinde, “Gara’daki rehineleri kurtarmak istediklerini ama bunu başaramadıklarını” söyleyerek adeta fiyaskoyu doğrular bir açıklama yaptı.

Oysa Erdoğan, geçtiğimiz hafta pazartesi günü yaptığı bir konuşmada, iki gün sonra yani çarşamba günü, kamuoyuna güzel haberler açıklayacağı müjdesi vermişti.

Aynı gün TSK’nin, Türkiye sınırından 40-45 kilometre mesafede bulunan Gare dağlarındaki PKK hedeflerine yönelik bir harekâta başladığı öğrenildi.

Çarşamba günü gelip geçti ama Erdoğan söz verdiği müjdeli haberi açıklamadı. Açıklayamadı!

Daha sonra da Gare’ye yönelik harekâtın aslında bir rehine kurtarma ve hatta üst düzey bir PKK yöneticisini ele geçirme operasyonu olduğu anlaşıldı.

Gare’den beklenen müjde gelmeyince herhalde Erdoğan da bu açıklamadan vazgeçti.

Operasyon sonlandırıldı, askerler geri çekildi.

İktidar sözcüleri bu harekâtın ne kadar başarılı olduğunu, terör örgütüne ağır darbeler indirildiğini söyleseler de siyasiler tarafından da dile getirilen sorular giderek çoğalmaya başladı.

Bunların başında, “Rehine kurtarma operasyonuna savaş uçakları ve helikopterlerle gidilir mi?” sorusu geliyor.

“Böyle bir operasyon, helikopterlerden asker indirilerek mi yapılır?”

“Neden bu operasyon böylesine ağır kış koşullarında yapıldı?”

“Amaç rehineleri kurtarmaksa niçin bombalarla saldırılıp mağara ele geçirilmeye çalışıldı?”

Ya da “PKK’nin size rehineleri kayıtsız şartsız teslim etmesini mi ummuştunuz?”

Daha bir yığın soru var ortalıkta dolaşan.

Kurtarma operasyonunda rehineler öldürülüyorsa

Bu konuda askeri uzman olmaya gerek yok.

Nitekim dün gece bir Saray televizyonunda Saray’ın has adamlarından bir sunucu bile ortalıkta terör uzmanı olarak gezinen bir iktidar yanaşmasına “Bu bir rehine kurtarma operasyonu muydu?” sorusunu sormadan edemedi.

Uzman kem küm ettiyse de sonunda bu harekâtın bir kurtarma operasyonu olduğunu kabul etti.

Bunun üzerine sunucu, “Ama rehineler kurtarılamadı değil mi? diye sordu.

“Evet” dedi uzman. “Ama bazan da teröristler ikna edilebilir, burada böyle bir şey olmadı maalesef.”

Bir rehine kurtarma operasyonunda rehineler kurtarılamıyorsa ortada bir fiyasko hatta bir trajedi var demektir.

Bu operasyonun fiyaskoyla sonuçlandığı, olay ve ölenlerin kimlikleri Savunma ya da İçişleri Bakanı tarafından değil de Malatya Valisi tarafından kamuoyuna duyurulunca zaten iyice ortaya çıktı.

Olayın ilk şoku atlatılınca kamuoyu da siyasetçiler de bu operasyonun karanlık noktalarını sorgulamaya başladılar. Bu noktaları aydınlatmak üzere iktidarın sorulan sorulara cevap vermesini istediler.

Koalisyon partileri, bu sorulara cevap vermektense bir kez daha HDP’yi hedefe koydular katliamın sorumlusu olarak ilan ettiler.

Bu arada siyasi partiler de birbiri peşi sıra terörü, PKK’yi, hatta PKK destekçilerini lanetleme açıklamaları yapmaya başladılar.

Saray sözcülerinden ve iktidar koalisyonunun ortağı MHP’den HDP’nin biran önce kapatılması için adım atılması çağrıları yapılmaya başlandı.

İktidar bu ortamda hemen Meclis’in toplanmasını talep etti.

Operasyon konusunda dün yapılan oturumda savunma ve içişleri bakanları milletvekillerine bir yandan gerekli gördükleri bilgileri verdiler, bir yandan da ajitasyon yaparak fiyaskonun sorumluluğunun HDP’ye yönelmesini sağlamaya çalıştılar.

Nasılsa söz konusu terör olunca HDP hariç bütün partiler iktidarın arkasında saf tutacak diye düşündüler.

Toplantıdan önce, şimdiye kadar hiçbir konuda muhalefetle görüşmeyen iki bakan, CHP ve İYİ Parti’yi ziyaret ederek genel başkanlara kurtarma operasyonu hakkında açıklama yapmışlar ve herhalde sorgusuz sualsiz destek istemişlerdi.

Ama umdukları gibi olmadı.

Kılıçdaroğlu: Ölümlerin sorumlusu Erdoğan

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu toplantı öncesinde yaptığı grup toplantısında bu harekâtın bir fiyasko olduğunu söyledi ve katliamın sorumlusu olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gösterdi.

Ayrıca Erdoğan’a beş soru yönelterek niçin bu rehinelerin daha önce kurtarılmadığını, kurtarılmaları için neden beş altı yıl boyunca teşebbüste bulunulmadığını sordu.

İYİ Parti sözcüsü bile HDP’ye eleştiri yöneltmekle birlikte bu operasyonun bir rehine kurtarma harekâtı olmadığını, bu ölümlerden iktidarın sorumlu olduğunu tekrarladı.

Meclis’te grubu olmayan Gelecek ve DEVA partilerinin açıklamalarında da benzer sorular var ve iktidarın bu konudaki sorumluluğuna vurgu yapılıyor.

Bütün bu gelişmelere baktığımızda, iktidarın 13 rehinenin katledilmesinin sorumluluğunu HDP’nin üzerine yıkarak bundan bir siyasi rant devşirme hesaplarının tutmadığını görüyoruz.

Her ne kadar Gare operasyonu ve 13 rehinenin katledilmesinin hemen arkasından HDP’ye yönelik yaygın bir gözaltı furyası başlatılmış olsa da ne yapılırsa yapılsın yeni bir linç kampanyasının sökmeyeceği anlaşılıyor.

13 rehine, iktidarın insan yaşamını hiçe sayan yaklaşımı nedeniyle 5-6 yıldır tutsak kaldı. Tutsak yakınlarının bu zaman içinde başvurmadıkları devlet kapısı, yetkilisi kalmadı.

HDP, CHP, İnsan Hakları Derneği bu konuda defalarca çağrı, duyuru yaptılar. İktidarın tutsakları kurtarmak için harekete geçmesini istediler. Meclis’e soru, araştırma önergeleri verdiler.

Bu talepler, önergeler hep iktidar partileri tarafından reddedildi.

Bunlara ilaveten şimdi de kamuoyuna operasyon konusunda doğru bilgiler verilmiyor.

Nereden bakılırsa bakılsın bu trajik olayın, katliamın sorumlusu bu iktidardır.

Bu katliamla, HDP’yi kamuoyu gözünde mahkûm edeceğini ve böylece kapatma sürecini hızlandıracağını zannetti.

Ama olmadı. Silah geri tepti.

Tıpkı bir bumerang gibi… Sahibine yöneldi.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here