‘HDP iktidara kaybettirecektir’

Parti kapatma davasına ilişkin konuşan Sancar, 2015’ten bu yana ‘siyasi darbe’ sürecinin derinleşerek devam ettiğini söyleyerek, ‘HDP fikriyatı, halkla birlikte demokratik siyasette yoluna devam edecektir ve bu iktidara kaybettirecektir’ dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) olağanüstü toplandı. Toplantı sırasında Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Eşbaşkanların gündeminde HDP’nin kapatılmasına yönelik açılan dava ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine dair konuştu.

İlk olarak konuşan Buldan, özellikle son 5 yıldır HDP üzerinde büyük bir şiddet ve engelleme politikasının devam ettiğine dikkati çekerek, “Bizler her zaman olduğu gibi on 5 yıl içerisinde her türlü zulme, baskıya ve engellemeye karşı demokrasi mücadelesi dışında Türkiye’nin barışı olan ihtiyacından kaynaklı Türkiye’nin ülkeyi yöneten iktidar tarafından nasıl bir zulümle karşı karşıya olduğunu ve Türkiye toplumu üzerinde nasıl bir baskı siyaseti hayata geçirdiğini Türkiye halklarını nasıl bir sefalete sürüklediğini bugün aynı anlayışın ve aynı baskı politikalarının devam ettiğini görmek gerekir” dedi.

Darbe hukuku

HDP şimdiye kadar Türkiye halklarının, Türkiye toplumunun geleceği açısından ne gerekiyorsa onu yapmıştır. Gergerlioğlu ve diğer arkadaşlarımız halkın iradesi olmaya milletvekili olmaya devam edecekler. Dün diğer bir gelişme partimize dair kapatılma davasının açılması yine bir darbe hukukunun darbe anlayışının ortaya konulmasıdır. HDP şimdiye kadar Türkiye halklarının Türkiye toplumunun geleceği açısından ne gerekiyorsa onu yapmıştır. Bu ülkenin toplumsal barışına olan ihtiyaç demokrasiye olan ihtiyacı adalete olan ihtiyacı ve bu ülkenin AKP hükümetinin zulmünden kaynaklı Türkiye halklarının götürülmek istendiği sefalete dur demek, HDP’nin birincil görevidir ve bu görev devam ediyor.”

Tecrit bir insanlık suçudur

Halkın gündemleri arasında bunlar ve bir de halkın gündeminde tecrit meselesi vardır. Kürt sorununun şimdiye kadarki çözümsüzlüğünden kaynaklı sadece İmralı cezaevinde Sayın Öcalan’a yönelik değil, tüm Türkiye tecrit altına alınmak istenmektedir. Partimize açılan dava da bu amaçla açılmıştır. Tecrit bir insanlık suçudur. Sayın Öcalan’a uygulanan tecridin aile ve avukat görüşlerinin yaptırılmaması tecridin daha da derinleştirilmesi bu ülkenin sorunlarına katkı sağlamayacaktır. Ülkenin gerçek anlamda bir barışa demokrasiye ve özgürlüklere ihtiyacı vardır. Bu yüzden diyoruz ki ne yaparsanız yapın biz inandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz. Yani halkımızın gerçek gündemleri ile ilgilenmeyi kendimize yol olarak seçtik ve bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Bu mesele sadece HDP’nin meselesi olmaktan çıkmak zorundadır. Hem HDP’yi kapatma konusu hem de vekilliklerin düşürülmesi meselesi sadece HDP’yi ilgilendiren bir mesele olmamalıdır Türkiye’de.

Demokrasi güçlerine çağrı

Tüm demokrasi güçlerine bir çağrı yapmak isterim. Bugün bize yapılan yarın mutlaka size yapılacaktır. İşte şimdi hep birlikte bu haksızlıklara, bu hukuksuzluklara hep birlikte karşı durmak hepimizin görev ve sorumluluğudur. Biz AKP hükümetine seçimlerde önümüze konulacak olan ilk sandıkta elbette derslerini vereceğiz ancak şimdiden demokrasi güçlerinin bir araya gelerek birlikte AKP hükümetine bu fotoğrafı verme zamanı gelmiştir geçmiştir ve geçiyor. Hiç kimse enseyi karartmasın, hiç kimse moralsiz olmasın, herhangi bir kaygı ve herhangi bir şüpheye kapılmasın, HDP var olduğu sürece halkın yanında halklarımızın yanında olmaya ve demokratik siyaseti yürütmeye devam edecektir.”

Birlikte mücadele

Herkesin Newroz’unu da kutlayan Buldan, “Türkiye’nin birçok yerinde büyük bir coşku ile büyük moralle Newroz Bayramımızı kutlamaya hazırlanıyoruz. Tüm Türkiye halklarını başta Kürtler olmak üzere Newroz’da birlikte hayal çekmeye, omuz omuza, birlikte demokrasi mücadelesini vermeye, buradan bir kez daha bu daveti ve çağrıyı yapmak isterim. Newroz pîroz be” dedi.

Sancar: Siyasi darbe süreci

Buldan’ın ardından konuşan Eş Genel Başkan Mithat Sancar, “İktidar girdiği çözümsüzlük patikasından çıkma imkanlarını bütünüyle yok edecek adımlar atıyor, çözümsüzlük politikası bu ülkeyi karanlığa sürüklüyor” dedi. 2015’ten bu yana “siyasi darbe” sürecinin derinleşerek devam ettiğini söyleyen Sancar, “Siyasi darbe süreci, esas itibariyle HDP üzerinden yürütülse de hedef Türkiye’de demokrasi umudunu, özgür gelecek inancını yok etmektir. Açıkça söylemek gerekiyor; siyasi darbenin çeşitli aşamalardan geçerek geldiği nokta faşizmi kurumsallaştırmak ve tamamen yerleştirmektir” şeklinde konuştu.

‘Halkı bitirmek mümkün olsaydı!’

HDP’ye yönelik baskıların, faşizmi kurumsallaştırma yolunda kendilerine en büyük engelin kim olduğunun itirafı olduğunu dile getiren Sancar, “HDP taviz vermeyen duruşuyla, demokratik siyasetteki ısrarıyla, çözüm politikalarında inadıyla bu iktidarın ilerlemesinin önünde, başarmasını hedeflerine ulaşmasının önünde en büyük güç olduğunu göstermiştir. Daha önce yakın zamanda 4 Kasım 2016 darbe operasyonunun bir aşamasıyla arkadaşlarımız tutuklandı, o günden bu yana sayısız belediye başkanımız görevden alındı, sayısız yoldaşımız ve sayısız çalışanımız zindanlara tıkıldı, sandılar ki HDP bitecek, eriyecek ama tam tersi oldu. Çünkü HDP ne tek tek şahıslardan ibarettir ne binadır. HDP güçlü bir fikriyattır, HDP halktır. Halkı bitirmek mümkün olsaydı, bütün diktatörlükler ebediyen yaşayacak olacaktı. Ama tarihe dönüp baktığınızda, hiçbir diktatörlüğün kendine biçtiği ebedi ömrü asla yaşayamadığını, hatta onun binde birini tamamlayamadığını göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Darbe süreçlerinin devamı

Sancar’ın açıklamaları şöyle: “Yakın zamanda 28 Şubat gibi bir örnek var önümüzde, bin yıl süreceğini iddia etmişti 28 Şubat’ın sahipleri, bunu başaramadılar, kısa sürede tarihe gömüldü ama maalesef zihniyeti devam ediyor. 28 Şubat da 12 Eylül gibi, 27 Mayıs gibi, 12 Mart gibi bir darbe süreciydi, 4 Kasım 2016 da bir darbe sürecidir ve dün itibariyle bu darbe sürecine yeni bir boyut eklenmiştir. Bu hamleler hem değerli arkadaşımız Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin haksız hukuksuz bir şekilde düşürülmesi hem hakkımızda kapatma davası açılması, iktidarın çaresizliğini ve acizliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye’nin devasa sorunları vardır. Türkiye çoklu krizler içindedir. Bu krizlerin sebebi iktidarın kendisidir, bu iktidarın politikalarıdır. Çözüm üretmesi artık mümkün olmayan bu iktidar, şimdi başka manevralarla ömrünü uzatmaya çalışıyor, halkın ekmek ve özgürlük derdi var. Halkın barış özlemi var bunlara asla cevap verecek bir kapasitesi ve zihniyeti olmayan iktidardın seçtiği yol diktatörlük yöntemleri, hukuk dışı araçlar ve yönelimlerdir.

Demokratik siyasette ısrar

Bu karanlık tünelin ucunda ışık var ve o ışığı görüyoruz, biz o ışığa yürüyoruz, herkesin gözlerini o ışığa dikmesini bekliyoruz. HDP demokratik siyasette ısrarcıdır, HDP fikriyatı, halkla birlikte demokratik siyasette yoluna devam edecektir ve bu iktidara kaybettirecektir. Demokrasi güçlerin kazandıracaktır. Bunu daha önce gösterdik ve bir kez daha göstereceğiz. Bu konuda kimsenin şüphesi ve tereddüdü olmasın. Kapatma davası açmanın anlamı, bu iktidarın döneminin kapandığının itirafıdır.

İddianame saçmalık!

İddianame ortalıkta dolaşıyor. Bize resmen tebliğ edilmedi henüz. İddianameye şöyle hızla göz atarsanız eğer, gerçek iddianame ise bu göreceksiniz, saçmalıktan öte gerçekten hukuk tarihine çok büyük bir ayıp olarak geçecek bir belge ile karşı karşıya olduğunu görürsünüz. Hangi birini saysak bilemiyorum. Mesela bize isnat edilen, bazı arkadaşlarımız için siyaset yasağı gerekçesi yapılan yargılamalar, beraatla sonuçlanmış ama iddianameye delil olarak konulmuş. Meclis konuşmalarımız dosyaya konulmuş ama bunlar kapatma davasının gerekçesi olamaz anayasaya göre. Bu mevcut anayasa bile böyle bir kapatma davasına cevaz vermiyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasaya, kanunlara ve uluslararası sözleşmelere aykırı davranmıştır, bunları bir kenara koymuştur.

‘Kararlar Saray’da alınıyor’

Eşbaşkanlar, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili iddialara ilişkin soruya ise, “İmralı ile ilgili söylemler kaygı vericidir, hiç zaman kaybetmeden İmralı ile bir görüşmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Ya avukat görüşü ya aile görüşü, çünkü uzun süredir bir görüşme yapılmıyor. Bu haberlere istinaden acilen Sayın Öcalan ile bir görüşme yapılmasını elzem bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu haberlerin tesadüfi olmadığını biliyoruz. Kararların saraylarda alındığını da biliyoruz. Birbirlerine yaptıkları ziyaretlerde vermiş oldukları sözleri dile getiriyorlar” ifadelerini kullandı.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here