HDK Eş Sözcüsü Şenoğlu tahliye edildi: Absürt bir durumla karşı karşıya kaldık

HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye edildi. Duruşmada konuşan Şenoğlu, “Benimle birlikte gözaltına alınan herkes tutuklandı. Bir delil olmamasına rağmen herkes tutuklandı. Absürt bir durumla karşı karşıya kaldık. Birbirinden alakasız olan kişilerin bir araya gelip tutuklanması absürt bir durumdur” dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu’nun yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada Şenoğlu ve avukatları hazır bulunurken, HDK Eş Sözcüsü İdil Uğurlu ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Gülistan Kılıç Koçyiğit duruşmayı izledi.

Duruşmada konuşan Şenoğlu, hakkındaki iddiaların çok soyut olduğuna dikkat çekerek, “Buna iddia demek de doğru değil aslında. Ortaya konulan şeylerin hukuken bir karşılığı olmadığı aşikar. Ama tersi bir şey oldu. Benimle birlikte gözaltına alınan herkes tutuklandı. Bir delil olmamasına rağmen herkes tutuklandı. Absürt bir durumla karşı karşıya kaldık. Birbirinden alakasız olan kişilerin bir araya gelip tutuklanması absürt bir durumdur. 15. Ağır Ceza Mahkemesi zaten bu suçlamaları reddetti ve dosyayı geri gönderdi. Sonra enteresan bir şey oldu. Delilsiz ve hukuksuzluklar içinde 4 tane iddianame hazırlandı aynı şeyden. Burada zorlama bir durum olduğu çok açık. Sürecin nasıl ilerlediğini nasıl hukuksuzluklarla karşı karşıya kaldığımız ortadadır” dedi.

ESP yöneticisi olmak suç mu?

Bir itirafçının beyanları gerekçesiyle tutuklandığını hatırlatan Şenoğlu, “Ne söylemiş peki? Benim ESP yöneticisi olduğumu söylemiş. ESP yöneticisi olmak neden bir tutuklama gerekçesi yapılıyor? Yasada böyle bir şey mi var? Bu suçlamaların yönetilmesini reddediyorum. Hakkımdaki suçlamalar çok soyut suçlamalar. Ben bugün HDK Eş Sözcülüğü yürüten biriyim. Yapılan suçlamalar da siyasi kimliğinden kaynaklanan şeylerdir. Cenazeler katıldığım söyleniyor. Bunların hepsi tanıdığım insanlar. Bu da insani bir şeydir. Dolayısıyla bunun delil olarak gösterilmesi absürt bir durum. Ben demokratik siyaset alanında meşru olarak siyaset yapan biriyim. Suçlamaları reddediyorum, tahliye mi istiyorum” diye konuştu.

Yıldırma politikası

Avukat Gülizar Tuncer, soruşturma aşamasından başlayarak bu güne kadar pek çok hukuksuz durumla karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. Tuncer, “Müvekkilim zoraki bir şekilde duruşmaya getirildi. Biz mahkemenize defalarca tutukluluk incelemesinin duruşmalı olmasına ilişkin başvuruda bulunduk. Ama bize ne olumlu ne de olumsuz cevap verildi. Avukatlar olarak tam bir yıldırma politikasıyla karşı karşıyayız. Sizin itirazınıza yaptığımız başvuruya 1 aydır cevap yok. Böyle ise bizim yaptığımız itirazın ne anlamı var. Cevap verilme süresi bir haftadır. Maden böyle cevap verilmiyor o zaman buna gerek var” ifadelerini kullandı.

Aynı suçlamadan 5 iddianame

Aynı suçlamalarla müvekkili hakkında davalar açıldığını belirten Tuncer, “Davaların birleştirilmesine ilişkin başvuruda bulunduk. Normal koşullarda olması gereken şey birleştirilmek. Yeni bir delil varsa buna konulur. Birleştirme yapmayan bir UYAP sistemi var. Aynı şeylerden iddianameler hazırlanıyor. Bir kişi hakkında aynı suçtan 5 defa iddianame hazırlanıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Müvekkilim de anlattı. Yılardır yasal alanda siyaset yapan biri. Son dönemde yasal partiler yasa dışı şeylerle hedef gösterilip kişiler bu şekilde tutuklanıyor. Yani yasal alanda siyaset yapılması engelleniyor. Eğer yasal partinin yasadışı örgütlerle bağlantısı varsa bu partinin çalışmalarına son verilir. Ama böyle bir şey yok” şeklinde konuştu.

İfade vermemek suç sayıldı

Müvekkilinin HDK Eş Sözcüsü olduğunu ve HDK’nin yüzlerce bileşeniyle açılmış bir kurum olduğuna vurgu yapan Tuncer, şunları söyledi: “Herkesin tanıyor olduğu bir kişiyi bir itirafçının tanıyorum demesinin ne anlamı var. Bu itirafçı silahlı bir militan. Bu geldiğinde ya ağırlaştırılmış hapis cezası ile karşı karşıya kalacak ya da tanıyıp tanımadığı herkes hakkında ifade verecek. İkincisini tercih etmiş ve hala ifadeler veriyor. İtirafçının ifadelerine bakıyoruz. Müvekkilimin ESP’de çalıştığı ifade ediliyor. Müvekkilim bunu reddetmiyor ki. Yıllardır siyaset yapıyor. Afaki yorumlarla mı hareket edeceğiz. Bunun dışında bir şey bilmediğini söylüyor. Bunun örgüt üyeliğine delil oluşturacak bir şeyi yok. Yıllardır açık alanda siyaset yürüten biri ile ilgili biz neyi tartışabiliriz. Müvekkilim emniyette ifade vermediği için ‘MLKP örgütü üyesidir’ denilmiş. Müvekkilim susma hakkını kullanmış. Bu hukuki değilse, o zaman yazalım ve diyelim ki emniyette susma hakkı kullanılamaz. Bunun üzerinden nasıl oluyor da ‘örgüt üyesi’ oluyor. Başka bir suçlama ise cenazelere katılmasıdır. Ölülere bile gömme hakkı tanımayan bir devlet zihniyeti var. Cenazeleri bile ortalıkta bırakılmak isteniyor. Böyle bir ülke gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu ülkede IŞİD’e karşı savaşmak suç, burada yaşamını yitirmek suç, bunun cenazesine katılmak suç sayılıyor. Cenaze törenlerine katılmak suç değildir. Biz bu koşullarda neyi tartışacağız burada?” diye sordu.

Müvekkilinin delileri karartma gibi bir durumunun olmadığının dile getiren Tuncer, “Serbest bırakılmaması için delilleri karartacak deniliyor. Hangi delilleri kararacak. Zaten bir itirafçının tek beyanları var. Ben müvekkilim yeterince özgürlüğünden mahrum bırakıldığını düşünüyorum. Derhal tahliyesini talep ediyorum” dedi.

Diğer avukatlar da suçlamaların ve tutuklamanın hukuk dışı olduğunu ifade ederek, AİHM kararlarını hatırlatarak, tahliye talebinde bulundu.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Şenoğlu’nun tahliyesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 30 Mart’a ertelendi.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here