Giyim sektörü büyüyor, sektörün çoğunu oluşturan kadın işçiler yoksullaşıyor

Yapılan yeni bir araştırma; kovid-19 küresel salgınının doğurduğu düşük gelir ve işsizliğin, dünyanın her yerinden tekstil endüstrisinde çalışan ve büyük çoğunluğu kadın olan işçileri daha da derinleşen bir yoksulluğa ittiğini ve gıdaya erişimlerini daha da zorlaştırdığını ortaya koydu. 

Adidas, GAP, H&M, Nike ve Gildan gibi dünya devlerinin de aralarında bulunduğu çeşitli tekstil markaları için giysi üreten 400’e yakın işçiyle yapılan araştırma, aldıkları ücretlerdeki düşüşün işçiler ve aileleri arasında açlığın yaygınlaşmasına sebep olduğunu gösterdi.

Bangladeş, Endonezya, Kamboçya ve Myanmar dahil dokuz ülkeden tekstil işçileri, kendilerinin veya aile fertlerinden birinin yiyeceğini diğerlerine bıraktığı için pandeminin başından bu yana açlık çektiğini belirtti. İşçiler, pandemi öncesi evlerine götürebildikleri ortalama ücretin ay başı 187 dolar olduğunu, ancak salgın boyunca bu ortalamanın 147 dolara düştüğünü rapor etti. Başka bir deyişle, işçiler 2020 Mart ve Ağustos ayları arasında gelirlerinde yüzde 21’lik bir düşüş deneyimledi. Bu durumun bir sonucu olarak Mango ve Primark için giysi üreten Kiabi ve Next fabrikalarında çalışan Birmanyalı bir işçi aldıkları bir haftalık yumurtayla iki hafta idare etmek zorunda olduklarını söyledi. Orsay için giysi üreten bir fabrikada çalışan Bangladeşli bir işçi ise artık satın almaya güçlerinin yettiği tek sebzenin en ucuz sebze olması nedeniyle patates olduğunu dile getirdi. C&A, H&M ve Zara için kıyafet üreten bir başka Bangladeşli işçi de son iki aydır tek bir parça tavuk eti satın alamadıklarını belirtti.

Sheffield Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörlüğü yapan, araştırmanın yazarı Genevieve LeBaron, “İşçiler tarafından araştırma ekibimize bildirilen yüksek açlık seviyeleri, bu işçilerin çoğu hâlihazırda iş sahibi olması sebebiyle oldukça endişe verici” dedi.

İşten çıkarılan işçilerin çoğu kıdem tazminatı hakkını alamadı

Patronları tarafından işten çıkarılan emekçilerin yüzde 70’inin yüzde 30’u yasal hakkı olan olan kıdem tazminatını eksik aldığını, yüzde 40’ı ise hiç alamadığını söyledi. Kıdem tazminatını eksiksiz alabilen işçiler ise, işten çıkarılmış işçilerin yalnızca yüzde 24’üne tekabül etmekte. Öte yandan pandemi sebebiyle işten geçici süreliğine çıkartılan işçilerin yüzde 30’u bu geçici izin periyodunda hiçbir ücret alamadıklarını dile getiriyor. Pandemi sürecinde işten çıkarılan Bangladeşli bir işçi durumu “Pandemiden önce çocuğum için düzenli olarak meyve satın alırdım. Fakat işimi kaybettiğimden beri balık ya da et dahi alamaz oldum. Yumurta ise bizim için artık bir lüks haline gelmiş durumda” şeklinde anlattı.

Kmart, Target ve Walmart için giysi üreten bir fabrikadaki işinden çıkarılan bir başka işçi ise ailesinin son iki aydır her sabah kahvaltı öğününü atladıklarını ifade etti.

LeBaron, sözlerine “Açlık ve gıda güvensizliği çoktan tedarik zincirinde yaygın hale geldi ve giderek genişlemeye devam ediyor” şeklinde devam etti.

Kovid-19 yoksulluğu en çok kadınları vuruyor

Uluslararası işçi haklarının takibini yapan İşçi Hakları Konsorsiyumu (Workers Rights Consortium) iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmanın katılımcılarının yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyordu. Küresel eğilimlerin bir yansıması olan bu oran; kadınların, Dünya genelinde hazır giyim işçilerinin orantısız çoğunluğunu oluşturduğunu gözler önüne seriyor. Örnek olarak Kamboçya’da, hazır giyim firmalarının çalışanlarının yüzde 85’inden fazlası kadın. Araştırmaya katılan kadınlardan çocuk sahibi olanların yüzde 80’i, öğün atladıklarını veya aile fertlerinin geri kalanı yeterli miktarda yiyecek bulabilsin diye tükettikleri gıda miktarını düşürdüklerini söyledi. Aynı zamanda tüm katılımcıların yüzde 88’i, pandemi sürecinde aldıkları daha düşük ücret sebebiyle ev içinde tükettikleri yiyecek miktarını düşürmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Yüzde 75’i ise salgının başından beri yiyecek satın alabilmek için borç para aldıklarını veya borçlarının biriktiğini söyledi. Nike için kıyafet diken Endonezyalı bir işçi aç kalmakla daha da fazla borç sahibi olmak arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığını ifade etti.

İşçiler, ailelerindeki herkesin doyabilmesi adına öğün atlamak zorunda kaldıklarını veya tükettikleri yiyecek miktarını düşürdüklerini ifade ederken İşçi Hakları Konsorsiyumu’nun stratejik araştırma yöneticisi Penelope Kyritsis, araştırmaya katılan işçilerin çalıştığı Bestseller, C&A ve Zara gibi birçok tekstil markasının sahiplerinin milyarderler olduğunu söyledi. Aynı şekilde, işçiler pandemi boyunca düşürülen ücretler ve yaygınlaşan işten çıkarmalar sebebiyle gittikçe yoksullaşırken Amazon ve Target gibi perakendeci kitle pazarları büyüyüp zenginleşmeye devam etti. Kısacası, bu şirketlerin ve bir bütün olarak tekstil endüstrisinin tamamının finansal açıdan gücü, elbiselerini diken bu işçileri ve ailelerini doyurabilmekten çok daha fazlasına yetecek düzeyde.

Myanmar’dan bir tekstil işçisi araştırmacılara kira ödemelerini karşılayabilmek adına her öğün pirinç çorbası pişirmeyi planladığını söyledi. Birleşmiş Milletler, Myanmar’daki yoksulluğun pandeminin bir sonucu olarak yüzde 24 artacağını tahmin etmekte ve acil nakit yardımın 80.000 tekstil işçisi için hibe edildiğini belirtiyor. Öte yandan Myanmar Giysi İmalatçıları Derneği (Myanmar Garments Manufacturers Association) Güney Doğu Asya ülkelerinde 2019 yılının eylül ayından bu yana en az 450.000 insanın tekstil endüstrisinde çalıştığını rapor etti.

Emekten yana sivil toplum örgütlerinden oluşan bir koalisyon temmuz ayında küresel moda endüstrisine “tedarik zincirine yardım katkısı”, pandemi krizi esnasında yaşanan gelir kaybı yüzünden bütün tekstil işçilerine yapılacak tek seferlik bir ödeme, çağrısında bulundu. Fakat yapılan çağrıya markalardan henüz bir karşılık gelmedi. İşçi Hakları Konsorsiyumu’nun raporunda ise, “Biz, giyim firmalarına ve onların kanuni merkezi olan hükümetlere acilen şirketlerin küresel salgın karşısında gösterdikleri tepkilerin tedarikçileri ve işçileri nasıl etkilediğine dair raporlar tutmaya başlamalarını öneriyoruz. Hem hükümetler hem de şirketler açlığa ve zayıflayan beslenmeye sebep olan dinamikler karşısında acilen eyleme geçmeliler” ifadesi yer aldı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here