Feyzioğlu: “İstifamı gerektiren bir durum yok; baroları terörize eden sizsiniz”

Yarı-resmi yandaş TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, tüm engellemelere rağmen kararlılıkları sayesinde yürüyüşlerini gerçekleştiren baro başkanlarının tepkileri sonrasında bir kez daha iktidarla aynı hamurdan olduğunu kanıtlayarak terör hamasetinde bulundu!

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, iktidarın siyasi emirleri neticesinde polisler tarafından engellenmeye çalışılan ancak kararlı duruş neticesinde gerçekleştirilen “Savunma Yürüyor” eylemi sonrası kendisine yönelen tepkilere iktidarın diliyle yanıt vermeyi ihmal etmeyerek “İstifamı gerektiren bir durum yok. Biz o yürüyüşe katılmak istemedik” dedi.
Ankara girişinde engellenip gece boyu çeşitli provokasyonlarla bekletilen avukatları marjinalleştirmek amacıyla Anıtkabir’den fotoğraf paylaşan Feyzioğlu, 27 saat sonra avukatların ve baro başkanlarının bekledikleri alanı ziyarete gittiğinde ise savunmanın ilkeli ve kararlı duruşundan nasibini aldı.
Feyzioğlu, kendisinin ziyaretini kabul etmeyen ve “Biz buradayken siz neredeydiniz. Gece nasıl rahat uyudunuz” diye soran baro başkanlarına karşı iktidarla aynı hamurdan olduğunu kanıtlayan terör hamasetini konuşturarak, “Ben bakanlıklarda girişimde bulunuyordum. Baroları terörize ederek bu noktaya getiren sizsiniz” dedi. Bunun üzerine baro başkanları Feyzioğlu’nu, “Savunma susmadı susmayacak” sloganları ile protesto etti.
Zavallı toparlama girişimi: “Biz sizi Anıtkabir’de bekliyorduk”
Feyzioğlu avukatların bekletildiği alanda şunları söyledi: “Anayasamıza göre silahsız, saldırısız kamu güvenliğini tehlikeye atmayan yürüyüş yapmak temel haktır. Dün bütün gün sabahın ilk ışıklarına kadar yaptığımız görüşmelere bu sabah da devam ettik. Defalarca Sayın Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Meclis Başkanımızla görüştüm. Bu sabah İçişleri Bakanımızla görüşmemizde sorunun çözüldüğü bilgisini aldım. Keşke bunları yaşamasaydık. Türkiye’nin bu krizlere değil, kucaklaşmaya, birlikte çalışmaya ihtiyacı var.
Ankara dışından gelen baro başkanlarımız Ankara girişinde dün kısa bir yürüyüş yapıp oradan otobüslerle Anıtkabir’e geçmek istemişlerdi. Biz de kendilerini yönetim kurulumuz ve bazı baro başkanlarımız ile birlikte Anıtkabir’de bekliyorduk. Şehir girişinde yollarının kesildiğini ve yürüyüşe izin verilmediğini öğrendik. Atamızın manevi huzurunda saygı duruşunda bulunmadan Anıtkabir’den ayrılmayı doğru bulmadık. Hemen arkasından yönetim kurulumuz ve oradaki baro başkanlarımız Ankara girişine baro başkanlarımızın yanına derhal intikal ettiler. Ben de yetkili makamlarla görüşmek üzere telefon ve ziyaret trafiğine başladım.”
Oysa Feyzioğlu’nun Anıtkabir’den paylaştığı görüntüyü yanındaki baro başkanlarının izni olmaksızın yayınladığı ve söz konusu baro başkanlarından bazılarının Ankara girişinde avukat ve baro başkanlarının önünün kesildiğinden habersiz olduğu oraya çıkmıştı.
“Dün yaşananlar yanlıştı”
Feyzioğlu, “Türkiye Barolar Birliği Başkanı olarak sorunlarımızı yapıcı iletişim yoluyla çözmek için büyük gayret sarf ettiğim kamuoyunun malumlarıdır. Elbette sert konuşmaları tercih edenler olabilir. Böyle yapmadığımız için bizi kınayanlar da olabilir. Demokratik yöntemler içinde kalındığı sürece hepsine saygı duymalıyız. Kimse kimseye bir dayatmada bulunamaz. Ne ben yürümek isteyen başkanlarımıza neden böyle yapıyorsunuz diyebilirim ne de başkası bana neden Meclis’te müzakere yürütüyorsun diyebilir. Ancak altını kalın çizgilerle çizmek istediğim bir husus var. Biz yürüyüş yöntemini tercih etmemiş olsak da hukuk sınırları içinde yapılmak istenen bir yürüyüşün engellenmesini kabul edemeyiz. Dün yaşananlar yanlış olmuştur. Başkanlarımızın bir kısmının bana tepkisini de saygı ve hoşgörü ile karşılıyorum. Sabaha kadar o şartlarda dışarıda kalıp sakin olmalarını beklemiyorum. Elbette birlik başkanlarına sitem de edebilirler, kıza da bilirler. Önemli olan bu aşamada sorunun çözülmesidir. Dilerim bundan hepimiz yapıcı sonuçlar da çıkarmayı başarırız. Halkımız da meslektaşlarımız da sorunlara çözüm bekliyor. Kavga istemiyoruz.” diyerek iktidarın baroların seçim ve işleyiş yapısını değiştirmeyi hedef alması karşısında başlayan demokratik mücadele sürecinde iyice ayyuka çıkan yandaşlığını toparlamaya çalıştı.