DİB’den açıklama: Biber gazına değil salgını ve açlığı önlemeye bütçe ayırın!

Demokrasi İçin Birlik, Meclis plan ve bütçe komisyonunda görüşülen 2021 bütçesinin, ‘güvenlik bütçesi’ne ilişkin görüşmelerine dair bir açıklama yayınlayarak, savaş ekonomisine dikkat çekti.

Açıklamanın tamamı…

Biber gazına değil salgını ve açlığı önlemeye bütçe ayırın!

Kontrolden çıkan salgın can almaya devam ediyor. Ekonomik kriz halkın belini büktü, derin bir yoksulluğa ve işsizliğe mahkûm etti. Bu hafta Plan ve Bütçe Komisyonu’nda tartışılan 2021 güvenlik bütçesi ise, ülkenin yurttaşlar tarafından sağlanan kaynaklarının, yurttaşların ihtiyaçlarına değil, savaşçı politikalara ve saray rejiminin sürmesi için elzem hale gelen güvenlik harcamalarına ayrıldığını ortaya koyuyor.
Savunma Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na, Jandarma Genel Komutanlığı’na, Sahil Güvenlik Komutanlığı’na, doğrudan Saray’a bağlı  Milli İstihbarat  Teşkilatı’na, İletişim Başkanlığı’na, Savunma Sanayi Başkanlığı’na 150 milyar liradan fazla kaynak ayrıldı. 
Üstelik bu kurumlar “ödenek üstü harcama” ve ek ödenek talep etmede bütün bakanlıklardan öndeler.
2021 yılı için ayrılan Milli Savuma Bakanlığı bütçesi, Adalet, Çevre ve Şehircilik, Enerji ve Tabi Kaynaklar, Gençlik ve Spor, Dışişleri, Tarım ve Orman, Ticaret, Ulaştırma ve Altyapı, Sanayi ve Teknoloji bakanlıkları olmak üzere 9 bakanlığın  bütçesini geride bıraktı. Ülke içinde güvenlik devleti ve dış ilişkilerde savaş politikaları, Milli İstihbarat Teşkilatını büyüttü; istihbaratın yanı sıra operasyonel bir örgüte dönüştürdü.
Yeni Osmanlıcılık ideolojisi; tarihi gerçeklerle ilişkisi olmayan dizilerle, eğitim kurumlarına taşınan  uydurma bir tarih anlatısıyla topluma aşılanmaya çalışılıyor.  Bütçesi bir çok bakanlığı aşan Diyanet İşleri Bakanlığı da bu değişimden payını alarak ideolojik bir aygıt halini aldı.

Halkın kaynakları saray rejiminin sürmesi için kullanılıyor

Meşruiyetini yitiren, mafyadan medet umar hale düşen tek adam rejiminin rant, doğa yıkımı, israf ve savaşa dayanan yüzü açığa çıktı. İç güvenliğe halkın sağladığı kaynaklardan aktarılan milyarlarca lira, halkın demokratik ifade hakkını engellemek ve saray rejiminin geniş toplum kesimlerinin tepkisine rağmen iktidarda kalmasını sağlamak için kullanılıyor.
Bu kaynaklar, haklarını arayan maden işçilerine, nehirlerini, ormanlarını savunan köylülere, eşit yurttaşlık ve anadilinde yaşam ve yerel demokrasi talep eden Kürt halkına uygulanan zalimce, baskıcı, hukuk dışı uygulamalara, demokrasi güçlerine yapılan polis operasyonlarına aktarılıyor.
Halkın vergileri, gösteri yapanlara biber gazı, daha fazla polis, özel hayatın bekçiler yoluyla kontrolü olarak geri dönüyor. Geçtiğimiz aylarda helikopterden atılarak linç edilen Servet Turgut ve Osman Şiban cezasızlık politikalarıyla, iç işleri bakanının koruması altında denetimsizce kullanılan bu kaynaklarla zulme ve ölüme maruz kaldı. Yarın virüs aşısının yaygın ücretsiz yapılmasını isteyecek yurttaşların, karşılarında, kendi ceplerinden çıkan paralarla alınan biber gazını bulmaları olasılığı çok yüksek.
Artık herkes farkında ki, güvenliğe ayrılan kaynaklar, halkın refahı, mutluluğu, güvenliği için değil, meşruiyetini yitiren, israfa ve ülkenin kaynaklarınının yağmalanmasına dayalı bir rejimin sürdürülebilmesi için kullanılmakta.

Savaştan beslenen yandaş savaş sanayisi yaratıldı

2002’de askeri sanayi alanında 59 firma varken bugün bu sayı 1456’ya ulaştı. Sayının büyüklüğünün bir nedeni bu alanda yatırımların artması ve teşvik görmesi. Ancak daha önce kamunun aracısız satın aldığı mal ve hizmetlerin sağlanmasında iktidara yakın isimlerin kurduğu aracı/komisyoncu firmaların çokluğu nedeniyle sayı böylesine arttı.
İktidar BMC’nin askeri sanayi alanına sokulması ve Katar sermayesiyle ortaklık halinde Tank Palet fabrikasının bedelsiz olarak bu ortaklığa devredilmesi veya kamunun İHA alanındaki teknolojik birikiminin Selçuk Bayraktar’ın Baykar firmasına taşınmasının yanı sıra; geleneksel büyük sermaye gruplarını da sahaya çekti.
Savunma sanayiindeki büyüme rakamları ve geleceğe yönelik beklentilerin yüksekliği, Türkiye ekonomisindeki genel durgunluk havasının içinde, savaş sanayiini apayrı bir konuma yerleştiriyor. AKP iktidarının savaş sanayiini büyütme yönündeki adımları, 5 Türkiyeli şirketin ‘Defense News Top 100’de yerini almasıyla da görünür hale geldi. Bu listede ASELSAN 52’nci, TUSAŞ 69’uncu, STM ve BMC 85’inci, ROKETSAN 89’uncu oldu. Bu ciro artışlarının temel itici gücü, devlet ihaleleri. BMC dışındaki dört şirket doğrudan devlet işletmesi. BMC ise, Erdoğan’a yakınlığıyla tanınan AKP’li Ethem Sancak’a ait, devlet destekli özel şirket.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan 11. Kalkınma Planına göre, 2023 yılında savaş sanayiinin 26,9 milyar dolarlık ciroya ulaştırılması, yani dört yıl içinde net dört kat büyütülmesi hedeflenmektedir. İktidarın beklentisine göre, “Savaşa dayalı büyüme modeli” olarak adlandırabileceğimiz bu modelde, en büyük yatırımlar savaş sanayiine yapılmakta, diğer sektörler buradan beslenmekte, savaş sanayii “yerli ve milli silahlar” üreterek yayılmacı dış siyaseti mümkün kılmakta. İşgaller ve elde edilecek yeni topraklar ve nüfuz bölgeleriyle ekonomiye ganimet sağlanması planlanmakta.
İçte ve dışta savaş ve güvenlik tercihiyle başka ülkelerin doğaları yıkıma uğratılıyor, milyarlarca insan yerini yurdunu terketmek zorunda kalıyor. Bu savaşçı politikalar yalnızca büyük toplumsal kaynakları savaş sanayine aktarmıyor, sürekli yeni işgalleri ve savaş siyasetlerini zorunlu kılıyor. Ülkeyi yıkıma, bilinmezliğe ve uçuruma sürükleyerek toplum için büyük bir tehdit oluştuyor.

Kaynaklar savaşa değil yurttaşların yaşamsal ihtiyaçlarına ayrılmalı

Halkın; salgından ölümlerle, hastalıkla, işsizlikle, yoksullukla boğuştuğu bu çoklu kriz koşullarında, ülkeyi uçuruma sürükleyen İhvancı, yayılmacı, saldırgan dış politikaya son verilmelidir.
İçerde ve dışarıda bütün operasyonlar durdurulmalıdır.
Savaşa, silaha, ölüme, yıkıma, yandaş savaş sermayesi yaratmaya, halkın demokratik taleplerini zor gücüyle boğmaya ayrılan kaynaklar salgını önlemeye, yurttaşlara doğrudan gelir desteğine, yurttaşların sağlık, eğitim, barınma, beslenme, ulaşım ihtiyaçlarına aktarılmalıdır.

Demokrasi İçin Birlik

27.11.2020