DİB: Salgın siyasetine karşı örgütlü kollektif dayanışma

Demokrasi İçin Birlik (DİB), kontrol edilebilir olmaktan çıkmaya başlayan koronavirüs salgınına dair bir açıklama yayınlayarak, salgının kontrolden çıkmasına neden olan politikalara karşı, TTB’nin ve sağlık meslek örgütlerinin öncülüğünde, emek ve demokrasi güçlerinin örgütlü dayanışması ile mücadele çağrısı yaptı.

Açıklamanın tam metni…

Salgın siyasetine karşı örgütlü kollektif dayanışma 

Küresel salgın ülkemizde kontrol edilemez bir noktada. Başta İstanbul olmak üzere tüm şehirlerde yaygınlaşıyor. Ülkenin en ücra köşelerine ulaşmış durumda. HES haritasına bakınca ülke kıpkırmızı.
Hastalanan insanların sayısı ve ölümler her gün artıyor. Kapitalistler daha çok kar etsin diye, hayatta kalmak için vahşi çalışma koşullarında çalışan işçiler ve emekçiler ölüyor. Tüm eksikliklere, olumsuz koşullara, önlerine çıkarılan tüm zorluklara rağmen canla başla çalışan hekimler, sağlık çalışanları ölüyor.
Tek adam iktidarı ise sürekli pembe bir tablo çiziyor. Tüm bu ölümlerle alay edercesine, Türkiye’nin salgın ile çok iyi mücadele ettiği söyleniyor. Yandaş medya, bakanlık olarak tabir edilen başkan sekreterleri, kamu kurumlarının en üstten en alta tüm yöneticileri, bu kurguyu, bu yalanı kamuoyunun zihninde söylem ve eylem olarak inşa etme çabasındalar. Bürokratik bir akıl oluşturarak. Kurdukları bu çürümüş sistemi hayatta tutmak için.
Söylem çok basit: “Vatandaş maske mesafe, hijyen, kuralına uymuyor”. Salgının yayılmasının tüm sorumluluğunu halka, bireye indirgeyen, kendi sorumluluğunu görünmez kılan bu söylem, salgının ve giderek daha şiddetli hale gelen ekonomik krizin faturasını yoksullara, emekçi sınıflara ödetiyor.
Yalnızca sermaye sınıfının, onun siyasal yardakçılarının, holdingleşmiş ve kamunun tüm olanaklarının, ülkenin halka ait tüm zenginliklerinin peşkeş çekildiği; tarikatların, devletin derinine sinmiş ve ülkeyi alttan alta yöneten ırkçı faşist paydaşlarının çıkarları için çarkların döndürülmesi talimatını veriyor.
Demokrasi yitimine yol açan totaliter tek adam rejimi sahip olduğu yasal ve yasadışı tüm siyasal araçlarla gerçekleri göstermeye, açığa çıkarmaya, kamuoyunu aydınlatmaya ve insanlık karşıtı bu siyasal sürece karşı durmaya çalışan kurum ve kuruluşları, demokratik oluşumları, siyasal yapıları çeşitli yollarla ama her zaman hukuksuz biçimde engellemeye çalışıyor.
Bürokratik aklı, kendinden başka hiçbir bilgi kaynağını referans almayan tek adam rejimi üretiyor. Bu bürokratik akıl, sağlık alanında; talimatlarla, başta Sağlık Bakanı olmak üzere resmi sağlık örgütlenmesinin tüm birimlerinde, tüm aşamalarında itaatkâr biçimde uygulanıyor. Sağlık Bakanı ve Bakanlığın tüm birimleri bu bürokratik aklın boyun eğeni. Etkisiz ve yetkisiz Bilim Kurulu, bu söylemin inşasında kendini kullandırıyor.
Cumhurbaşkanı’nın son açıklaması; gereken bilimsel, etik ve politik duruşu sergilemekten imtina eden, iktidarın sunduğu iltifatla kanal kanal gezen ve başı dönen Bilim Kurulu’na da faturanın kesileceğini gösteriyor.
Sağlık Bakanlığı’nın tüm yalanlarını, bugüne dek özgür bir akılla sürdürülen mücadele açığa çıkardı. Başta Türk Tabipleri Birliği, (TTB) olmak üzere meslek örgütlerinin, demokrasi mücadelesi sürdüren örgütlerin, emek ve demokrasi güçlerinin tepkisi; dil sürçmeleri, kavram karmaşaları ile açık veren yalanları görünür kıldı. TTB’nin gerçeği gün yüzüne çıkaran raporları, Başta İBB olmak üzere, bazı büyükşehir belediyelerinin ellerindeki ölüm verilerini açıklaması, Sağlık Bakanlığı’nın tüm bu yalanlarında, kurguların sıkışmalarına yol açıyor ve yeni kurgulara sürüklüyor.
Bu bürokratik akılla tek başına değil, birlikte, kolektif ve dayanışmacı bir anlayışla mücadele etmek gerekiyor! TTB’nin ve sağlık meslek örgütlerinin öncülüğünde, emek ve demokrasi güçlerinin örgütlü dayanışması ve özgür bir akılla…

Yapılması gerekenler

  1. Salgınla mücadelede akılcı ve bilimsel yöntemlerle hareket edilmesi gereklidir. Salgınla ilgili ilk vakanın açıklandığı günden bu yana elde edilen veriler, ayrıntılı olarak tüm toplumla paylaşılmalıdır. Salgın yönetiminde başta Türk Tabipleri Birliği, diğer sağlık meslek örgütleri, uzmanlık dernekleri, belediyeler, sendikalar ve ilgili tüm kurumlarla işbirliği kurulmalı, ortak bir mücadele yürütülmelidir.
  2. Salgınla mücadele için özellikle Türk Tabipler Birliği’nin önerisine uygun olarak acil ve zorunlu işler dışında tüm iş kollarını içerecek şekilde 28 günlük tam kapanma gerçekleştirilmelidir.
  3. Kapanma sürecinde halkın ve çalışanların gereksinimlerinin karşılanması için gereken tüm önlemler alınmalıdır. Çalışanlar ücretli izinli sayılmalı, işten çıkarmalar yasaklanmalı, sermaye lehine uygulanan ücretsiz izin uygulamasına son verilmelidir. Evden çalışmaya yönelik düzenlemeler yapılmalı, mesailer buna göre yeniden düzenlenmelidir.
  4. Kapanma döneminde özellikle işçi, işsiz, emekli, kadın ve dezavantajlı konumdaki yurttaşlara devlet desteği sağlanmalı, doğalgaz, su, elektrik, telefon, internet hizmeti temel harcamaları ücretsiz olmalı, kredi borçları ertelenmelidir. Salgın ve ekonomik kriz koşullarında yurttaşlara doğrudan destek için kaynak ayrılmalı, aşamalı olarak 18 yaşından itibaren herkese temel gelir sağlanmalı, bununla ilgili yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  5. Şehir hastaneleri kamulaştırılmalı ya da kamu yönetimine geçmelidir. Şehir hastanelerine taşınmak üzere kapatılan hastaneler yeniden açılmalı ve hızla salgına yönelik mücadelede kullanılmak üzere, kamusal sağlık hizmetlerinin verilmesi sağlanmalıdır. Özel hastaneler geçici olarak kamulaştırmalı ve pandemi yönetimine bağlanmalıdır.
  6. Etkili ve güvenilir Covid-19 aşısı, ülkenin gereksinimini karşılayacak miktarda gecikmeden alınmalı, risk grupları ve sağlık emekçilerinden başlanmak üzere, tüm bireylere ücretsiz olarak uygulanmalıdır.
  7. Türk Tabipleri Birliği’nin sağlık çalışanlarının güvenli ve sağlıklı çalışma ve yaşam koşullarını sağlamaya yönelik tüm talepleri kabul edilmeli ve hızla uygulanmalıdır.
  8. Bütçeden sağlığa, eğitime ve halkın geçimini sağlayan ve gereksinimlerini karşılayan kamusal hizmetlere daha fazla pay ayrılmalıdır.
  9. Varlık fonu, Kamu özel işbirliği anlaşmaları (KÖİ) lağvedilmelidir.
  10. Dolaylı vergilerin vergi gelirleri içindeki payı azaltılmalıdır. Büyük şirketlerden, büyük servet sahiplerinden, imar rantından servet vergisi alınmalı, bu gelirle; işsizlere, emeklilere, dezavantajlı kesimlere gelir desteği sağlanmalıdır. Sermaye sınıfına sağlanan tüm ayrıcalıklara son verilmeli, kamunun finans aktarımı yaptığı tüm projeler durdurulmalıdır.
  11. Emek ve demokrasi güçlerine salgın koşulları gerekçe gösterilerek uygulanan engellemelere, yasaklara, şiddet ve kötü muamelelere, hukuksuz uygulamalara son verilmeli, temel insan hakları ve tüm demokratik haklar eksiksiz ve koşulsuz olarak güvence altına alınmalıdır.
Demokrasi için Birlik

30.11.2020