Devrimci Demokrasi Örgütü: Hindistan’da hükümet virüse değil, haklara saldırdı

Hindistan Devrimci Demokrasi örgütü, her gün 3 binin üzerinde insanın yaşamını yitirmesinin ardından, Naredna Modi hükümetini eleştirdi: Hindistan’da hükümet virüse değil, haklara saldırdı

Hindistan’da kovid-19 salgını insani krize dönmüş durumda. Her gün 3 binin üzerinde insan yaşamını yitirirken, Naredna Modi Hükümeti eleştirilerin hedefinde.

Hindistan Devrimci Demokrasi örgütü, yazılı bir açıklama yayımlayarak ülkedeki durumun nedenlerine dikkat çekti. Aynı zamanda Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) üyesi de olan Devrimci Demokrasi’nin açıklaması şöyle:

İnsanlar sokaklarda ölüyor

“Hindistan halkı, kovid-19 pandemisinin her yeri kasıp kavurduğu son iki haftadan bu yana eşi görülmemiş bir sağlık krizi altında eziliyor. Enfekte kişilerin, iyileşenlerin ve ölümlerin sayısını test eden ve sayan resmi makine çöktü, bu nedenle durumun ciddiyetinin boyutlarını dahi bilmiyoruz.

Etrafta sadece toplu halde enfekte olan insanları duyuyoruz; hastaneler yatak ihtiyacı olan hastaları idare edemiyor, personel ve acil medikal ekipmanları karşılayamıyor ve insanlar kelimenin tam manasıyla sokaklarda ölüyorlar. Oksijen tedariki gibi temel bir ihtiyaç konusunda büyük kıtlık var, hastalar tam anlamıyla nefessiz kalıyorlar.

Önceki aşamadan farklı olarak pandemi kırsal kesimin derinliklerine yayıldı, kırsal ve yarı kentsel nüfusu etkisi altına aldı. Metropol bölgelerde bile tüm nüfus arasında hızla yayıldı ve mevcut kriz durumunu yarattı.

Hükümetin kararları salgını yeniden yaydı

Hindistan devleti, ilk dalganın azalması ve salgının ikinci dalgasının nispeten daha küçük etkisinin ardından kayıtsız kalmıştı. Metropol bölgelerde nispeten yavaş bir aşılama sürecinin salgının yayılmasını engelleyeceğini hayal etti ve başlangıçta 60 yaşın üzerindeki insanları kapsayacak şekilde minimal bir aşılama programı uygulamaya çalıştı ve üçüncü dalga patlarken 45 yaşın üzerindekileri de kapsayacak şekilde genişletildi.

Bu, üçüncü dalganın ilk uyarıları geldiğinde ve Maharashtra gibi bazı eyaletlerde, virüsün ülke genelinde daha ölümcül bir biçimde yayılabileceğini gösteren akut bir yayılma görüldüğü zamandı.

Yaklaşan felakete hazırlanmak yerine Modi Hükümeti, muhalefet partilerinin yönetimi altında bulunan eyaletlerin siyasi fethine yoğunlaşmakla meşguldü.

Bu, seçimlerin son derece çekişmeli geçtiği birçok eyalette kitlesel seçim toplantıları, seçim şiddeti vb. ile sonuçlandı. Üçüncü dalga başladıktan sonra Kumbh Mela adlı Hindu dini festivalinde milyonlarca insanın bir araya gelmesine izin vererek dini tutkulara yönelmeye çalıştı. Bu, hükümetin dikkatini başka yöne çevirdi ve aynı zamanda sağlık koruma önlemlerini önemsemeden büyük toplantılara izin verdi.

Merkezi hükümet tarafından 2020’de ülkeye zorla uygulanan ilk kapanma, milyonlarca şehirli yoksul ve orta sınıfın gelir ve istihdam kaybı ile yüz yüze kalması yanında ekonomiyi paramparça etti.

Devlet, pandeminin ilk yılında zaten süper kâr elde eden kapitalistler için yatırımları ve kârlarını artırmak amacıyla emeği, çiftçileri ve azınlıkları koruyan yasaların işleyişini askıya aldı.

Hükümet, uluslararası sermayeyi çekmek için ekonomiyi ve büyüme oranını “Canlandırmayı” umuyordu. Bu nedenle, salgının mevcut dalgası kontrolden çıktığında bile tam bir tecrit uygulama konusunda isteksiz davrandı.

Halkın çoğu kırsalda, sağlık tesisleri kentlerde

Son on yılda kaydedilen ilerlemeye rağmen Hindistan, evrensel sağlık hizmeti sunma konusunda dünya standartlarının çok gerisinde.

Devlet, GSYİH’nin yüzde 1.3’ünden daha azını sağlığa harcıdı. Kentsel bölgelerdeki süper zenginlere hitap eden özel sağlık hizmetleri için alanı açık bıraktı. Hem kırsal hem de kentsel alanlarda herkes için halk sağlığı sistemine yatırım yapmak yerine, mevcut hükümet, nüfusun daha yoksul kesimleri için sağlık sigortası teminatı vadederek özel sektörü ve sigorta sektörünü destekleyen bir politika başlattı.

Nüfusun yüzde 70’inin köylerde yaşadığı bir ülke olan Hindistan’da sağlık sistemi, doktorlar, hemşireler, hastaneler ve tıbbi mağazaların çoğu kentsel alanlarda yoğunlaşmış durumdadır.

Sağlık personelinin yüzde 60’ı, nüfusun yalnızca yüzde 30’una sahip olan kentsel alanlarda konumlandırılmıştır.

Sağlık özelleştirildi ve zenginlere sunuldu

Bu nedenle, Hindistan sağlık hizmetleri sistemi artık ağırlıklı olarak özelleştirilmiş ve kentsel karakterdedir. Bu çarpık tablo göz önüne alındığında, geniş nüfus kesimleri için herhangi bir tıbbi bakımın son derece düşük kapsamlı olduğu, bazı basit verilerden anlaşılmaktadır.

1000 kişi başına yalnızca 0.9 nitelikli tıp doktoru var (Bunu Küba’nın 1000 kişiye 8 rakamı ile karşılaştırın). Hemşire ve sağlık görevlilerinin nüfusa oranı ise 1000 kişiye 1.7.

Hastane yataklarının sayısı ancak 0.5/1000 (Küba’da bu 5.3/1000). Böylelikle mevcut felaketin gerçekleşmesinin beklendiği görülebilir.

Doktorların, sağlık görevlilerinin, hastane yataklarının, ilaçların ve tıbbi oksijenin akut kıtlığı büyük ölçüde uzun yıllar süren yapısal ihmalin ve süper zenginler ile sağlık sigortası şirketlerinin pervasızlığının sonucudur.”

Hükümet pandemiyi yasaları değiştirmek için kullandı

Modi Hükümeti, pandemi durumunu, önce emeği koruyan yasaları askıya almak ve sonra da aceleyle, yeterli tartışma yapmadan veya sendikalara danışmadan mevcut tüm iş yasalarının yerini alan yasaları çıkarmak için kullandı.

Benzer şekilde, pandemi, tarım piyasasıyla ilgili yasalar çıkarmak için de kullanıldı, temelde tarım piyasasını kuralsızlaştırmanın ve devlet tarafından garanti edilen fiyat korumasını bazı önemli mahsullerden kaldırmanın ve şirketlerin tarım piyasasını ve nihayetinde küçük ve orta ölçekli çiftçilerin arazileri üzerinde kontrol sağlamasının yolu açıldı.

Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’nin dışında, yeni tarım yasalarının iptalini talep eden yüz binlerce çiftçi protesto için kamp yapıyor. Hükümetin önerdiği tek şey, çiftçilerin yeni rejime uyum sağlamaları için faaliyetlerini bir yıllığına askıya almak oldu.

Sosyal medyada, sahada, üniversitelerdeki ağır baskıya ve salgın koşullarına rağmen, ülkenin her yerinde belirli konularda yaygın protestolar ve mücadeleler yaşandı.

Ayrıca seçim sonuçları da Modi’nin partisi BJP ve müttefiklerinin, seçimlerin yapıldığı dört büyük eyaletten üçünde kaybettiğini gösteriyor.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here