Cumartesi Anneleri Nihat Aydoğan'ın akıbetini sordu: Aile adalet bekliyor

Cumartesi Anneleri 818’nci hafta açıklamalarında 1994 yılında evinden gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınmayan Nihat Aydoğan’ın akıbetini sordu: Dosya halen açık ve çeyrek asırdır gerçekleşmeyen adaletin tecellisini bekliyor
Cumartesi Anneleri bu hafta yaptıkları basın açıklamasında kayıplarının akıbetini sormaya devam etti. 1994 yılında Mardin’in Midyat ilçesinde bağlı Doğançay köyünde evi basılarak gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan 39 yaşındaki Nihat Aydoğan için adalet talep eden Cumartesi Anneleri, yetkililere çağrıda bulundu.

‘818 haftadır suçun faillerini koruma politikasını anlatıyoruz’

Cumartesi Anneleri yaptıkları açıklamada, “Bu topraklarda yaşanan gözaltında kaybetme gerçeğine dikkat çekiyoruz. 818 haftadır, devletin kayıp yakınlarını görmezden gelme, suçun faillerini koruma politikasını anlatıyoruz. 818 haftadır, kayıp yakınlarının kuşaklar boyunca karşılaştıkları inkâra, adaletsizliğe, baskıya rağmen gerçeğe ve adalete ulaşmak için yürüttükleri ısrarlı mücadeleyi görünür kılmaya çalışıyoruz. 818 haftadır, devleti yönetenlere ve kamuoyuna sesleniyoruz: Maruz kaldıkları zalimane uygulamalar karşısında kayıp yakınlarının korunması, desteklenmesi, hak arayışlarına ortak olunması hukukun üstünlüğü ilkesinin ve vicdanın gereğidir” dedi.
“Devletin kendi koruması altındaki bir insanın akıbetini açıklığa kavuşturmaması o insanın ailesine karşı insanlık dışı bir muamele ve kesintisiz bir işkencedir” diyen Cumartesi Anneleri şöyle devam etti: “Bu işkence son bulmalı; devlet etkili olmayan, formalite niteliğinde yürütülen soruşturmalara son vermelidir. Ciddi ve kapsamlı soruşturma yürüterek gözaltında kaybedilen insanların akıbetlerini açığa çıkartmalı ve ceza adaletini sağlanmalıdır.”

Aydoğan nasıl kaybedildi?

Cumartesi Anneleri, Aydoğan’ın nasıl kaybedildiği ve ailesinin neler yaşadığını kamuoyuna şu şekilde açıkladı:
– 39 yaşındaki Nihat Aydoğan Midyat/ Doğançay köyünde yaşıyordu. Korucu olmak istemeyen Doğançaylılar üzerinde yoğun bir baskı vardı. 30 Kasım 1994 tarihinde sabah 05.00 civarı Aydoğan Ailesi’nin evi çok sayıda özel tim, asker ve korucu tarafından basıldı. Nihat Aydoğan dövülerek yataktan kaldırıldı. Elleri ve gözleri bağlı, kanlar içinde önce Midyat Jandarma Karakolu’na, daha sonra da Mardin Jandarma Merkez Komutanlığı’na götürüldü. Evde yaşanan  şiddet o kadar ağırdı ki Aydoğan’ın çocuklarından birinin dili tutuldu, yıllarca konuşamadı.
– Resmi makamlar Nihat Aydoğan’ın gözaltına alındıktan 20 gün kadar sonra nöbetçi savcılığa sevk edildiğini ve ifadesi alındıktan sonra da serbest bırakıldığını iddia etti. Ancak bu iddia hiçbir zaman güvenilir kanıtlarla desteklenmedi. Nihat Aydoğan’dan bir daha haber alınamadı.
– Uzun yıllar sonra Nihat Aydoğan için nüfus kütüğüne ölüm kaydı düşüldüğü açığa çıktı. Ailesinin “Öldüyse mezarı nerede?” sorusu cevapsız bırakıldı. Nüfus İdaresine ölüm bildiriminde bulunan köy muhtarı, jandarma komutanının baskısı sonucunda gerçek olmayan bu bildirimi düzenlemek zorunda kaldığını itiraf etti.
– 26 yıldır Aydoğan Ailesi’nin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Etkin bir soruşturma yürütülmedi. Aydoğan Ailesi, bölgede açığa çıkan tüm toplu mezarlar için Nihat Aydoğan’a ait kalıntılar da olabilir diye girişimlerde bulundu, dosyayı canlandırmaya çalıştı.
– İçinde Nihat Aydoğan’ın da olduğu Midyat kayıpları ile ilgili İnsan Hakları Derneği aracılığı ile tekrar başvurular yapıldı. Yapılan başvurular üzerine Midyat Savcılığı bir fezleke hazırladı. Savcılık bu kişilerin kaybedildiklerine dair bilgi olmadığını iddia ederek dosyayı kapatılması talebiyle Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Dosya halen açık ve çeyrek asırdır gerçekleşmeyen adaletin tecellisini bekliyor.
– Nihat Aydoğan’ın gözaltında kaybedilişinin 26. yılında iktidarı ve adli makamları göreve çağırıyoruz: Hukuk işletilsin, Aydoğan Ailesi’nin adalet talebi karşılansın. Nihat Aydoğan’ın akıbeti açıklansın. Onu kaybedenler üzerindeki cezasızlığa son verilsin. Nihat Aydoğan ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, 119 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz.