Boğaziçi Dayanışması: Bundan Sonrası Hepimizde diyerek mücadelemizi birleştirelim

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin başlattığı her gün okul içinde eylemlerle devam eden direniş, “Bundan Sonra Hepimizde”. İki aydır okul içinde ve okul çevresine, Kadıköy’e yayılan biçimde devam eden direniş, üniversite öğrencilerinin bulunduğu pek çok kentte de devam etti. Direniş 2 ayını geride bırakırken, “Bundan Sonrası Hepimizde” kampanyasını Boğaziçi Dayanışması’ndan Yaren ve Armağan ile konuştuk.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerin başlattı, diğer üniversitelerden öğrenciler, öğrenci örgütleri, akademisyenler ve diğer üniversite bileşenlerinin dahil olduğu direniş 2. ayı geride bıraktı. 4 Ocak günü yapılan ilk eyleme yönelik polis şiddeti ileri ki günlerde daha da şiddetlendi. Ev baskınları, gözaltılar, tutuklamalar, ev hapsi kararları, direnişi bitiremedi. Zaman zaman okul içinde zaman zaman okul dışına, İstanbul’un farklı ilçelerine, Ankara, İzmir, Artvin gibi kentlere taşan, destek eylemleri yapılan direniş şimdi bir kampanyaya dönüştü.

Boğaziçi öğrencilerinden Doğu ve Selo’nun ‘kabe figürü’ne hakaret gerekçesiyle tutuklanmasının ardından söyledikleri “Bundan sonrası sizde” sözü bir kampanya şiarına dönüştü. “Bundan Sonrası Hepimizde” diyen Boğaziçi Dayanışması öğrencileri, pek çok kentten üniversite dayanışmalarının da katılımıyla kampanya başlattı.

“Bundan Sonrası Hepimizde” kampanyasını Boğaziçi Dayanışması’ndan Şükran Yaren Tuncer ve Armağan Usta ile konuştuk. Yaren ve Armağan, kampanyaya verilen destek, nasıl bir çalışma yürütüleceği, mücadele alanlarının birleşmesinin ortaya çıkaracağı dinamik ve mücadele eden toplumsal kesimlerden beklentilerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Boğaziçi Dayanışması’nın başlattığı ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ kampanyası ile ne hedefliyorsunuz?
Şükran Yaren Tuncer: Boğaziçi Üniversitesi’nde 4 Ocak günü başlayan kayyum rektör Melih Bulu’ya yönelik büyük itirazdan beri bu toprakların temel bir gündemi oldu kayyum rektörler ve üniversiteye dönük antidemokratik uygulamalar. Bu kampanya ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ sözünü başkaca üniversitelerdeki arkadaşlarımıza, Ege Üniversitesi’nin kayyumuna, ODTÜ’nün kayyumuna, Ankara Üniversitesi’nin, İstanbul Üniversitesi’nin kayyumuna karşı da bir itiraza çevirmek amacı taşıyor.

Bir ay boyunca süren kesintisiz bir mücadele oldu. Dönem dönem dışarı taştı, dönem dönem okul içerisinde devam etti. Ancak her zaman Boğaziçi Üniversitesi ve toplamda öğrenci gençlik hareketinin çevresinde hep bir dayanışma ve sahiplenme çemberi vardı. Bu dayanışma ve sahiplenme çemberi sayesinde biz sesimizi daha çok duyurduk, 51 arkadaşımız bu sadece tutuklanmadı ya da farklı gözaltıları söküp alabilmiş olduk. Biz bu dayanışma ve sahiplenme çemberini çok önemsiyoruz.

Kayyum rektör Melih Bulu başta olmak üzere bütün kayyum rektörleri göndermek, tutuklanan, ev hapsinde bulunan arkadaşlarımızı geri almak ve demokratik söz yetki kararın bütün bileşenlerde olduğu üniversiteleri inşa etmek için dayanışma ve sahiplenmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bizi başarıya bu götürecek.

Bu sebeple de ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ diyerek aslında kadınlara, işçilere, LGBTİ+lara, Kürt halkına, Alevi halkına, aslında toplumun ezilen birçok kesimine sesleniyoruz, bundan sonra beraber olsun demek istiyoruz.

Üniversite içindeki eylemler sürüyor. Kampanyanın amacı üniversite bileşenleri ve toplumsal kesimleri harekete geçirmek. Boğaziçi Dayanışması önümüzdeki günlerde bu kapsamda ne yapmayı düşünüyor? Çeşitli toplumsal kesimlerle yaptığınız görüşmeler var mı?
Armağan Usta: Kampanyayı kapsamında ilk faaliyetimiz Maltepe Belediye işçilerinin grevine gitmek oldu. Sonrasında ev hapsindeki arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Bu çalışmalarımızı dışarıdaki kesimlerle daha fazla birleşmek için adım atmak istiyoruz ve bunun için bu kampanyayı düzenliyoruz aslında.

Şükran Yaren Tuncer: Aslında ilk olarak üniversite dayanışmaları ile ve üniversite içerisindeki öğrenci örgütlenmeleriyle görüşmeler ve toplantılarımız sürüyor. Kampanyanın genel eğilimi üniversite içindeki dayanışmaları harekete geçirmek, buralardan doğru da toplumsal mücadele ve başkaca kesimlerle buluşmak. İstanbul’da Boğaziçi Dayanışması KESK, DİSK, HDP, çeşitli demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerle ile dirsek temasında bulunuyor. İzmir’de benim bildiğim bir görüşme trafiği var çeşitli toplumsal kesimlerle.

Boğaziçi Dayanışması’nın başlattığı kampanyaya hangi kentlerden üniversite dayanışmaları destek veriyor?
Armağan Usta: Ankara, İstanbul ve İzmir’deki dayanışmalar başı çekiyor. Diğer şehirlerde de irili ufaklı dayanışmalar vardı. Samsun’da Çanakkale’de bu şehirlerden de destekler geliyor.

Kampanya eşgüdümlü mü ilerleyecek, yoksa kentler kendi özgün çalışmalarını mı yürütecek?
Şükran Yaren Tuncer:
 Aslında her iki halkayı da beraber tutmayı hedefliyoruz. Van Yüzüncü Yıl’dan, Eskişehir’den, Muğla, Denizli gibi kentlerden arkadaşlarımız bu kampanyaya dahiller. Dolayısıyla hem ortak sözümüzü yani ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ üzerinden ortak metnimiz, dört temel talebimizle eşgüdümlü merkezi bir çalışma yürüteceğiz bu kentlerde. Hem de kendi kentlerindeki, üniversitelerindeki gündemler ve sorunlarla, kendi bulundukları yerdeki mücadele potansiyelleri, dinamikleriyle buluşan bir kampanya hedefliyoruz.

Kampanya şiarınızı tutuklanan bir arkadaşınızın sözü üzerinden ürettiniz. Girişte biraz bahsettiniz ama ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ diyerek tam olarak ne yapmak istiyor üniversite öğrencileri? Toplumsal mücadelelerin birleşmesi ortak bir mücadele yürütülmesi nasıl bir ivme kazandırır?
Şükran Yaren Tuncer: 4 Ocak günü Güney kapıdaki kitlesel öğrenci görünümüne, 1 Şubat günü Doğu ve Selo tutuklandıktan sonra yasaklanan bir yere eylem çağrısında bulunan Boğaziçi Dayanışması’nın cüretine ve oraya gelen ve gözaltına alınan 159 kişi gerçeğine, ardından Kadıköy’de yüzlerce kişinin tutuklanan arkadaşlarımız için buluşmasına, polisin izin vermemesine rağmen kitlenin dağılmayıp saatlerce Kadıköy’de eylemi sürdürmesine hakikaten baktık, bakmadık diyemeyiz.

Bundan Sonrası Hepimizde sözü bugün bakımından Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin değil, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri çevresindeki sahiplenme ve dayanışma duygusunun da değil yalnızca.

Aslında şunu ifade etmek gerekir. Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyumu da, Kürt halkının seçtiği belediyeye kayyumu da Erdoğan atıyor. Üniversitelerde Cumhurbaşkanı tarafından atanan değil kendi seçtiğiniz, demokratik seçim yoluyla gelen rektörler istediğiniz zaman ciddi bir saldırı altında kalıyorsunuz. Bunun sebebi kendilerinin de açıkladığı gibi cumhurbaşkanının yetkisinin sorgulanması oluyor.

İrademizin, bu zamana kadar mücadelelerle kazandığımız haklarımızın tanınmadığını, elimizden alındığını görüyoruz. Ve bunların hep aynı el tarafından yapıldığını görüyoruz. Kadın cinayetlerini önlemeyen, fail erkeğe cezasızlıkla bunu azmettiren ve kadın cinayetlerine karşı ‘fıtrat’, ‘kader’ başlığı altında bunu meşrulaştıran bir iktidar var. Kayyum atayan iktidarla aynı iktidar bu. LGBTİ+ları nefret nesnesi haline getiren, LGBTİ+lara dönük cinayetleri ve nefret suçlarını çok normal olan ve olması gereken gösteren… Hatta bu ülkenin İçişleri Bakanı LGBTİ+lara sapkın diyebiliyor. Twitter da kendisinin tweetlerini nefret suçu içerdiği için sansürlüyor.

İşçilerin bugün sendikalı oldukları için işten atılmaları, söz kullanma, eylem, örgütlenme hakkının tanınmadığı, Kod 29 ve çeşitli bahanelerle pandemi sürecinde işsiz kaldıkları, işten atıldıkları bir gerçek, bunun sorumlusu da belli.

İşçilerin, ezilen halkların, gençlerin, kadınların, LGBTİ+ların talepleri, sorunları çok çeşitli. Bu kriz koşullarında bunlar çeşitlenmeye devam ediyor. Bu çeşitlenme ile doğru orantılı olarak bu sorunların çözümü kapsamında mücadeleler birbirine yaklaşmaya, beraber kazanma dinamikleri ve potansiyeli büyümeye başlıyor. Dolayısıyla ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ böyle bir şeyi ifade ediyor.

Bugün Boğaziçi Üniversitesi öğrencisinin kayyum rektör Melih Bulu’yu defetmesinin yolu kadınlarla, işçilerle buluşmaktan geçiyor. Bugün işçilerin sendika hakkını, örgütlenme hakkını söke söke almasının yolu da öğrenci gençliğin haklarını kazanmasından geçiyor. Dolayısıyla bütün sorunlarımız taleplerimiz dönüp dolaşıp tek adam rejimine, siyasi iktidara bağlanmış oluyor. Biz Bundan Sonrası Hepimizde sözünü bu iktidara karşı bundan sonrası hepimizde olarak söylüyoruz. Doğu ve Selo’nun da bize attığı görev gibi, tutuklanan, ev hapsinde olan birçok arkadaşımız içeride mücadelesini devam ettirirken biz de dışarıdan ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ demeye devam edeceğiz.

Armağan Usta: Bundan Sonrası Hepimizde derken biz sadece üniversite öğrencilerini kastetmiyoruz. Kürtleri, kadınları, diğer halklardan bahsediyoruz. ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ sözünü neden vurguluyoruz; çünkü devlet topyekun bize saldırıyor, bütün baskı aygıtları, medyası, polisi, copuyla saldırırken, biz sadece öğrenciler olarak kendimizi savunamayız. Ezilen diğer kesimleri de bize katmak zorundayız. Bu mücadeleleri birleştirirsek, topyekun bir güç oluşturursak onlara karşı başarı elde edebiliriz. Bu başarı sadece Melih Bulu’nun gitmesi olmayacak. Çünkü Melih Bulu üniversitelerdeki kayyumların bir tanesi sadece, bütün üniversitelerde kayyumlar var. Melih Bulu’yu gönderdikten sonra diğer kayyumları da sorgulayacağız. Bu sadece üniversitelerle de sınırlı kalmayacak, Kürt illerindeki kayyumları da sorgulatacağız. Melih Bulu zincirin bir parçası, onu kırdıktan sonra gerisini de defedeceğimizi düşünüyorum.

Peki bu saydığınız ortak mücadele etmek istediğiniz kesimlerden somut beklentileriniz neler?
Armağan Usta: Süleyman Soylu’nun bizim ailelerimizi araması, ideolojik aile tanımlaması, bunlar aslında bizi yıldırmak için yaptığı şeyler. Ailelerimiz buna prim vermedi, ailelerimiz bizi destekleyerek yardımcı olabilirler. İşçilerden beklentimiz şu; örgütlenmeleri, sendikalarına sahip çıkmaları, denetlemeleri ve mücadelelerini güçlendirmeleri. Benim somut önerim ‘genel grev’ örgütlenmesi olabilir. İktidarı zorlayacak hamleler yapılması gerekiyor. Kürt halkından, HDP’den özellikle destek bekliyoruz.

Şükran Yaren Tuncer: Onların da bizimle beraber ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ demesini bekliyoruz. Birkaç somut öneri sıralamak istiyorum. Armağan’da üstüne bastı, işçiler bugün çeşitli taleplerle greve çıkıyor, direnişler örgütlüyor, bu eylemleri devam ettirmeleri, CHP, DİSK, Genel-İş şuna buna takılmadan yol yürümelerini bekleriz. Mesela şunu yapabilirler, grevlerine bizi çağırabilirler, grevlerinin bir gününü Boğaziçi Üniversitesi direnişe adayabilirler. ‘Bundan Sonrası Hepimizde’ şiarını hep birlikte seslendirebilirler, böyle görüntüler alabilirler.

‘Bundan Sonrası Kadınlarda’ demek önem arz ediyor bizim bakımımızdan. Çünkü Boğaziçi direnişinde kadınlar ve LGBTİ+lar kendi talepleri, renkleri ve politik sözleri, varlıklarıyla özgün bir yer tutuyordu. Boğaziçi Üniversitesi içerisinde direnen darpla, işkenceyle, ters kelepçe, küfürler eşliğinde gözaltına alınan, gözaltında çıplak arama ve çeşitli işkence biçimlerine maruz kalan arkadaşlarımız hakkında suçlularmış gibi okul soruşturma başlattı. Çeşitli kadın platformları, Kadınlar Birlikte Güçlü gibi zeminler, Bundan Sonrası Kadınlarda diyerek bu soruşturmalara karşı bir söz yükseltebilir, açıklama yapabilir, Twitter’da zincir eylemi örgütleyebilir.

Avukatlar direnişin başından beri yanımızdaydı. Bundan Sonrası Avukatlarda diyerek avukatlar adliye önünde bir eylem yapabilir.

Sanatçılar Bundan Sonrası Sanatçılarda diyerek Boğaziçi direnişi ile bağ kuran müzikler, resimler, tiyatro gösterimleri ortaya koyabilir. Bunları beraber sergilemenin yollarını bulabiliriz.

Kadın örgütleri, avukatlar, sendikalar, bizimle gelip görüşebilir, hangi eylem biçimlerinde ortaklaşabiliriz, nerede, nasıl eylem koyabiliriz bunu tartışıp beraber eylemler örgütleyebiliriz. Aslında yapılabilecek çok fazla şey var. Yeter ki o şiarda, o talepte, mücadelede ortaklaşalım.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here