Bakanlık tanıttı, kararlar arttı: Erkek şiddetinde ‘bulunamayan kelepçeler’ öğrencilere takıldı

Son dönemde toplumsal muhalefete dönük artan ev hapsi kararlarını Artı Gerçek’ten Nazlı Eda Piyade, Ankara Barosu’ndan Avukat Ebru Beşe ile konuştu

Artı Gerçek’ten Nazlı Eda Piyade’nin haberi..

AKP’li Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının ardından başlayan protestolarda, 600’e yakın kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 10 öğrenci tutuklandı, 25 kişiye ev hapsi adıyla bilinen ‘konutu terk etmeme’ cezası verildi.

Birleşik Mücadele Güçlerinin (BMG), 4 Şubat Perşembe günü Kadıköy’de yapmak istediği basın açıklamasına yönelik polis müdahalesi sonrası gözaltına alınan 53 kişi hakkında da “yurt dışına çıkış yasağı”, “konutu terk etmeme” ve “imza verme zorunluluğundan” oluşan adli tedbirlerin uygulanmasına yönelik karar verildi.

Kamuoyunda ‘ev hapsi’ olarak bilinen ‘bulunduğu konutu terk etmeme cezası’, Ceza Muhakemeleri Kanunu 109. madde uyarınca, tutuklamaya alternatif olarak verilen adli kontrol kararları kapsamında yer alıyor. Ceza, Denetimli Serbestlik Kanunu 15/A ve Denetimli Serbestlik Yönetmeliği 57/5 maddeleri uyarınca, elektronik kelepçe ile hayata geçiriliyor.

Bakan tanıttı, kararlar arttı

Toplumsal muhalefete dönük ‘ev hapsi’ kararlarının son dönemdeki artışı, kararın bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılması şeklinde yorumlandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın Ağustos ayında ‘yerli ve milli kelepçe’ tanıtımının ardından verilen bu kararlar da dikkat çekti.

Ev hapsinin uygulanma biçimleri, artan kararların ne anlama geldiğini ve bundan sonrasını Ankara Barosu Toplumsal Davalar Merkezi’nden Avukat Ebru Beşe ile konuştuk. Beşe, öğrencilere verilen cezanın yeniden eylemlere katılmalarının da önüne geçmek için verilmiş olduğunu belirtirken, erkek şiddetine karşı bulunamayan elektronik kelepçelerin öğrencilere takıldığına dikkat çekti.

‘Konutu terk etmeme’ ve ‘bulunduğu bölgeyi terk etmeme’ cezası

Av. Beşe, konutu ve bulunduğu bölgeyi terk etmeme adli kontrolüne ilişkin şöyle bilgi verdi:

“‘Konutu terk etmeme’ adli kontrol kararında, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce ilgilinin kol veya bacağına elektronik kelepçe takılıyor ve modem tarzında bir cihaz yerleştiriliyor. Bu cihaz, Elektronik İzleme Merkezince izleniyor. Bu izleme merkezince sadece evin sınırları belirleniyor. Evden uzaklaşmak, adli kontrolün ihlali olarak bildiriliyor ve ilgili hakkında bu defa tutuklama kararı verilebiliyor. Bu nedenle, sağlık nedenleri gibi evden uzaklaşmayı zorunlu kılacak hallerde, öncelikle Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün bilgilendirilmesi ve izin alınması gerekiyor.

“‘Bulunduğu bir bölgeyi terk etmeme’ adli kontrol kararında ise yükümlünün üzerinde taşıyacağı kelepçe haricinde sinyal gönderen GSM hattı tarzında bir GPS aygıtı. Burada elektronik izleme merkezi, bu sınırları harita üzerinden izleme verileri olarak belirliyor. İhlali halinde tutuklama kararı verilebilir. Yine, zorunlu hallerde izin ve bildirim şart.”

Yalnız yaşayanlar, ekonomik kaygıları olanlar için bir düzenleme yok

Yalnız yaşayanlar ve ceza alanların ekonomik sürecine ilişkin herhangi bir hukuki düzenlemenin mevcut olmadığını belirten Beşe, “Kararı alanlar kaderine terk ediliyor” dedi. Beşe, AKP İl Başkanı’nın KHK ile ihraç edilenlere yönelik “Ağaç kökü yesinler” sözünü hatırlattı.

Beşe, 1 Ocak itibariyle Türkiye’de başlatılan elektronik kelepçe üretiminin, verilen ev hapsi kararlarında etkili olup olmadığı yönündeki sorumuza şöyle yanıt verdi:

‘Tercih edilen bir adli kontrol yöntemi değildi’

“Bu alımların ihaleyle, elektronik kelepçe üreten yandaş firmalara verilme ihtimalini; sırf bu nedenle dahi elektronik kelepçe ile yerine getirilebilecek bulunduğu konutu/ili-ilçeyi terk etmeme veya bazı bölgelere girememe şeklinde kararların, öncesine göre artabileceğini öngörmüştük. Zira karar mercii olan sulh ceza hâkimliklerinin çok tercih ettiği bir adli kontrol yöntemi değildi.

‘Protestolara gitmelerine engel olmak için’

Diğer taraftan, son günlerde Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin rektöre direnişi ve öğrencilerin bu direnişine destek verenlere gözdağı olmak üzere de kullanıldı. Esasen öğrencilere atfedilen suçlamaların hiçbiri, ne tutuklama ne de adli kontrol tedbiri gerektiren suçlardı. Ancak konutu terk etmeme veya bulunduğu ilçeyi terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararlarının amacı, aynı zamanda yeniden protesto gösterilerine de gitmelerine engel olmak maksatlı olduğu kanaatindeyim.”

Haksız kararlarda devletin tazmin yükümlülüğü yok

Beşe, verilen kararların yeni bir cezalandırma yöntemi olduğuna dikkat çekerek, kararın daha sonra yol açacağı hak ihlaline de vurgu yaptı:

“Tutuklamaya göre, kovuşturma sonucunda beraat dahi etseniz, bu haksız adli kontrole maruz kaldığınızda, devletin tazmin etmek zorunda olmadığı bir yükümlülük. Zira haksız bir şekilde yakalanıp, gözaltına alınıp tutuklansanız, kovuşturma sonunda beraat ettiğinizde, devlet Anayasa ve Ceza Muhakemeleri Kanununun 141 -144 maddeleri arası hükümler uyarınca, devlet bunu tazmin etmek zorundadır. Ancak Anayasanın 19. maddesinde adli kontrol veya diğer koruma tedbirlerinden bahsedilmemiş. Bu hususta hak ihlalinin tazmini için, Yargıtay’ın verdiği bir kısım kararlar mevcut. Hukukun böyle açıkça hâkim ve mahkemelerce çiğnendiği durumlarda, ileri tarihlerde, bu adli kontrol kararlarının tazmini gerekecek hallerde de, Anayasa 19. madde ve CMK 141. maddesinde belirtilmemesi nedeniyle tazmini taleplerinin reddi endişesini şimdiden bir hukukçu olarak taşıyorum.”

Erkek şiddetinde bulunamayan kelepçeler, öğrencilere takıldı

“Ülkenin siyasi iklimi nedeniyle kararların artacağına dair bir öngörüde bulunmanın mümkün ve muhtemel olduğunu düşünüyorum” diyen Beşe, “Zira kadına karşı şiddetin önlenmesi için kullanılabilecek elektronik kelepçeler, o vakalarda her ne hikmetse kelepçe bulunamadığı için teknik yetersizlik bahane edilerek uygulanamaz iken, öğrenciler söz konusu olduğunda ertesi gün kararın gereği için, gençlerin kapılarına dayandılar” diye konuştu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here