Asgari ücretle geçinen İMES işçileri: “İş dışında hayatımız kalmadı”

İstanbul İMES’te çalışan işçiler asgari ücreti değerlendirdi. İşçiler asgari ücretin yetersiz olduğu konusunda hem fikir. Talepse belli; insanca yaşayabilmek…

Açıklanan asgari ücretin bir aylık mutfak masraflarına dahi yetmeyeceğini belirten metal taşlama işçisi Murat Namlı, “Pandemide sırf mutfak masrafı 3 bin TL’ye kadar çıktı. Bunun bir de kirası var, faturası var. Ailelerin geçinebileceği bir rakamın açıklanması lazımdı. Bu ücreti milletvekillerine versinler de görelim. İnsanlar geçim derdinden kendilerini asıyorlar, çocuklarının yüzlerine bakamıyor; aile kuramıyorlar. Ama üç beş adam oturduğu yerden 10 milyon asgari ücretlinin kaderini belirliyor. Açıklanan bu rakam, bu rakamı açıklayanların çocuklarının bir günlük cep harçlığıdır. Yeter yıllardır çektirdikleri zulüm, milletin boğazına kadar geldi” dedi.

Namlı, insanların artık mutsuz olduğuna ve bu durumun ancak eşitliğin sağlanabildiği bir sistem ile düzeltilebileceğine de dikkat çekti. Namlı, “Halkını insanca yaşatmak isteyenler eşitliği sağlamalıdır. Gönül istiyor ki insanlar sokaklarda gülümseyerek yürüsün. Ama insanlar mutsuz, başları önde durmadan geçim sıkıntılarını düşünüyorlar” dedi.

Yıllardır lazer kesim atölyesinde çalışan Ahmet Demirci ise asgari ücreti, “Bir ailenin geçinebilmesi için asgari ücretin en az 3 bin 500 TL olması gerekirdi. Kira, fatura ve çocuğumun ihtiyaçlarına yetişebilmek için fazladan mesai yapıyorum. İş dışında bir hayatım kalmadı. Hayattan tek beklentim çocuğumun iyi şartlarda yaşayabilmesi” şeklinde değerlendirdi.

İnsanca yaşama talebi

10 yıldır İMES’te bir atölyede çalışan işçi Rıza Yılmaz da açıklanan asgari ücretin yetersiz olduğunu düşünüyor. Asgari ücretin artmasının, yapılan zamlarla birlikte değerlendirildiğinde bir anlam ifade etmediğini söyleyen Yılmaz ise beklentilerini şu şekilde ifade etti: “Gönül isterdi ki 4 bin TL gibi bir rakam açıklansın işçiler rahat etsin. Refah seviyesi yükseltilsin. Yaşam kutsaldır. İnsan, insanca yaşamını sürdürebilsin. Hep bir ayrım söz konusu. Bir tarafta bir eli yağda bir eli balda olanlar, diğer tarafta yemeye ekmek bulamayanlar.”

Ayrıca mutfak masraflarının yapılan zamlarla giderek arttığını ve bu durumun zenginle fakir arasındaki çizgiyi çektiğini de vurgulayan Yılmaz, “Zenginin haftada üç kilo alabildiği eti bizler yılda bir kez alamıyoruz. Geçen yılın başında 30 lira olan yağ şimdi 60 lira olmuş ne denebilir ki? Yaşadığımız hayat, hayat değil; sadece yaşıyoruz” dedi.

İşçiler harekete geçmeli

Tiyatro sanatıyla uğraşan fakat yaşam kaygısının ek iş yapmaya mecbur bıraktığı lokanta işçisi Şahin Şeker, Türkiye’de bir şeylerin ancak işçilerin harekete geçmesiyle iyileşebileceğinin mümkün olduğunu söyledi. Diktatörlüğün egemen olduğu bir sistem içerisinde asgari ücretten herhangi bir beklentisinin oluşmamış olduğunu ve rakamlara şaşırmadığını belirtti. “Artışlar her zamanki gibi oldu. Sermayeden ne bekliyorduk ki?” dedi. Ayrıca açıklanan asgari ücretinin işçilerin verdiği emek karşısında yetersiz olduğunun ve işçilerin ses getirebilecek eylemlerden uzak kalmasının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğinin de altını çizdi. Asgari ücretin işçilerde kımıldamaya sebep olması gerektiğini de söyledi.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here