Aranan kan bulunmuştur! – Celal Başlangıç

Eğer muhalefet dökülen bu kanların hesabını sormaz, iktidarın arkasında hizalanırsa Saray saltanatını sürdürebilmek için aradığı kanı Garê’de bulmuş olacaktır.

PKK, alıkoyduğu askerlerin, devlet memurlarının bir kısmını serbest bırakacaktı.

İnsan hakları örgütlerinden, siyasilerden oluşan bir heyet esirleri almaya gitmiş, Habur sınır kapısından geri dönecekti.

Aileler, gazeteciler gümrüklü sahanın hemen önünde heyetin dönüşünü bekliyordu.

Çocuklarını yıllar sonra görebilecek olmanın tedirgin sevincini yaşıyordu bekleyen aileler.

İçlerinden biri dikkatimi çekmişti.

Esir olan oğlunu görebilmek için yüzlerce kilometre öteden ayağında tokyo terliklerle gelmişti.

İşçi emeklisiymiş, oğlu askerliğinin bitmesine 48 gün kala esir alınmış, iki yılı aşkın süredir PKK’nin elindeymiş.

Sonunda heyet PKK’den teslim aldığı tutsaklarla birlikte gümrük kapısından giriş yaptı.

Gözyaşları, kahkahalar birbirine karıştı o anda.

Esirlerin sağ kurtulmasının sevinci herkesi sarmıştı.

Bu olayın üzerinden yaklaşık altı ay geçmişti. Yolum, Habur’da tanıdığım babanın ve oğlunun yaşadığı ilçeye düştü. Telefonunu tesadüfen almıştım. Aradım, evinin adresini verdi, beni beklediğini söyledi.

Evlerine gittiğimde aileyi çok sıkıntılı gördüm. Nedenini anlattılar.

Oğlu memleketine döndükten bir hafta sonra askerlik şubesine gitmiş “artık teskerem gelmiştir” diye.

Hemen gözaltına alınmış. Üzerine suçlu asker elbisesinin kara gömleğini giydirip kaçırıldığı yere gönderilmiş, askerliğinin kalan 48 gününü tamamlaması için.

Hatta kaçırıldığı nöbet noktasında 48 gün silahsız olarak nöbet tutturulmuş oğluna.

Her gün “neden sağ kurtuldun” diye kötü muamele yapılmış.

Bu nedenle iki yıla yakın askerlik yapan, iki yılı aşkın süre PKK tarafından alıkonulan genç asker o 48 günde ruhsal olarak dengesini yitirmişti. Artık geceleri bile uyuyamıyordu.

Bütün bu hikâyeyi dinlerken, devlet görevlilerinin PKK’nin elinden sağ kurtulanları hiç sevmediğini ilk kez fark ettim.

Daha sonra iktidar sözcüleri de bazı askerlerin sağ kurtulduklarına sevinemediklerini, böyle bir durumun Türk askerine yakışmadığını açıkça söylediler.

Gare Dağı’na yapılan operasyona ilişkin gelişmeleri izlerken, içlerinde askerlerin ve polislerin olduğu 13 kişinin ölüm haberini alınca aklıma bu olay geldi.

Erdoğan 10 Şubat’ta “Millete Sesleniş” konuşması yapacağını açıklamış ancak umduğu “müjde”yi verememişti.

Eğer, PKK’nin alıkoyduğu 13 kişinin yapılan askeri operasyonla sağ salim kurtulduğu müjdesini verebilseydi Erdoğan, kısa yoldan bir başarı hikâyesi yazacaktı.

Ancak bu umduğu gerçekleşmeyince belli ki B planı devreye sokuldu.

HDP nefret objesi haline getirilerek, hatta başka bir deyişle HDP’yi Kandil’in yerine koyarak yeni bir hamle yaptı Saray iktidarı.

Dirilerinin peşine düşmeyen, canlarını kaybetmeden geri dönmelerini sağlayamayan iktidar ölülerini “şehit” ilan edip siyaset masasına kanlı bir koz sürdü.

Gare olayıyla da anlaşıldı ki Türkiye insanlarının çok büyük bölümünün PKK’nin bazı askerleri, polisleri alıkoyduğundan haberi yokmuş.

Koskoca bir ülkenin insanları alıkonulanlardan ancak öldürüldüklerinde haberi oldu.

Oysa 2015’ten bu yana HDP’li vekiller defalarca bu çocukların kurtarılması için çağrı yapmış, sırf CHP Milletvekili Murat Bakan tam yedi soru önergesi vermiş, ancak bir önergesine tek bir cümlelik yanıt alabilmişti.

Aileler defalarca açıklama yapmış, TBMM’deki siyasi partilerin kapısına dayanmış ancak hiçbir sonuç alamamıştı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da itiraf ettiği gibi Gare’de yaşanan bu başarısızlık üzerinden iç siyaset yeniden dizayn ediliyor.

Muhalefeti dağıtmak için HDP nefret objesi haline getiriliyor, Saray’ın sözcüleri her fırsatta HDP’ye saldırıyor, HDP’nin parti binaları, HDP’lilerin evleri basılıyor.

Partinin il ve ilçe başkanları da dahil olmak üzere birkaç gece içinde 700’den fazla HDP’li gözaltına alınıyor.

2015’den bu yana HDP’ye dönük yapılan “siyasi soykırım” daha da üst boyuta taşınıyor.

Diğer muhalefet partilerine de “sakın HDP’ye yaklaşma” diye parmak sallanıyor.

İktidarın küçük ortağı Bahçeli, bütün muhaliflerin “terörist” ilan edileceğini açıklıyor neredeyse: “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, hiç kimse şablon ve bildik ezberlerin arkasına saklanamayacaktır. Masumların kafalarına kurşun sıkan hainleri kim aklamaya ve arkalamaya yelteniyorsa bilinsin ki cinayetlere taammüden iştirak etmiş demektir ve teröristtir. Herkes tarafını ve tercini yapmalıdır: Ya hıyanet ya hidayet, ya melanet ya da millet.”

Saray’ın amacı sadece muhalefet cephesini dağıtarak HDP’yi tek başına bırakmak değil. İktidar aynı zamanda HDP dışındaki muhalefet partilerini de kendi arkasında hizalamak istiyor; yeni bir Yenikapı olayı tezgâhlanıyor.

Anlaşılan o ki, tek bir merkezden düğmeye basılmış, iktidarın farklı kanatları aynı taktik ve strateji doğrultusunda “herkes safını belirlesin” açıklamaları yapıyor.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin de aynen Saray’ın küçük ortağı Bahçeli’nin ağzıyla konuşuyor:

“Bu ülkenin askerine, hükümetine suç yüklemeye çalışan tavır hepimizi düşündürmeli. Bu manada yarın Türkiye’de bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum. Siyasi partilerin nerede nasıl duracaklarına ‘amasız’, ‘şartsız’ karar vermeleri gerekiyor.”

Bugün TBMM’de “Gare faciası”yla ilgili görüşme yapılacak. Saray, iktidarını sürdürebilmek için HDP dışındaki muhalefet partilerine “Arkamda hizaya geçilecek. Geç!” oyununa hazırlanıyor.

Muhalefetin önemli bir bölümü de hizaya geçmeye çoktan teşne; Libya, Suriye, Doğu Akdeniz, sınır ötesi operasyonlarında olduğu gibi…

İktidara “Neden barışı sağlamadan çözüm masasından kalktın” diye soracağına, “Neden çözüm masasına oturdun” diye soruyor.

HDP’yi oyunun dışına atmak, diğer muhalefet partilerini etkisizleştirmek için sahneye koyulan bu oyunun tozu dumanı arasında Gare’de insanların öldürülmesine neden olan sorumlulardan da hesap sorulması gözden kaçırılıyor.

Şimdi son kalan bağımsız medyaya da muhalefet partilerine de büyük görev düşüyor.

Gün Saray iktidarının arkasında hizalanma günü değil, iktidara dökülen bu kanların hesabını sorma günüdür.

Bugün TBMM’de muhalefet “Bu nasıl kurtarma operasyonudur ki alıkonulanların hepsi öldü. Sorumlular derhal belirlenmeli” diyebilmelidir.

Eğer HDP dışındaki muhalefet bunu başaramazsa; Saray’ın iktidarını sürdürebilmek için aradığı kan Gare’de bulunmuş olacaktır.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here