Anonymous ne demek istedi? – Erk Acarer

7 milyona yakın takipçisi olan uluslararası hacker grubu Anonymous’un 2020’nin son günlerinde attığı tweetler eski dosyaların kapanmayacağına ilişkin bir gözdağı gibiydi.

Geçtiğimiz yıl çoğu kişinin üzerinde durmadığı önemli bir gelişme yaşandi. Palmalı Holding’in sahibi Azeri asıllı milyarder Mübariz Mansimov ya da Türk vatandaşı olduktan sonra aldığı isim ile Mansimov Gurbanoğlu, Gülen Cemaati üyeliği iddiasıyla İstanbul’da gözaltına alındı.

Gurbanoğlu bir açıklama yaparak; “Sizin yaptığiniz bu şerefsizliği düşman bile yapmazdi… bana FETÖ’cü demektense kendinize, geçmişinize ve çocuklarınızın nerede eğitim aldığına bakın… Bildiğiniz gibi ben haklarımı savunmak için yüksek mahkemelere baş vurmuştum. Bu hukuk savaşını kaybedeceğini gören özel ve devlet şirketleri iyice hırçınlaşmaya başladı.” dedi.

Ardından 17 Mart 2020’de tutuklandı. Peki kimdi bu Mübariz Mansimov ya da Mansimov Gurbanoğlu? Çözülmesi gereken olaylar bir hayli eskiye gidiyor.  Ömer Lütfi Topal, Türkiye, Kıbrıs ve Azerbaycan’daki Emperyal gazinoların sahibiydi. Kumarhaneler kralı diye tanınırdı. 28 Temmuz 1996’da bir gece İstanbul Sarıyer’de arabasının içinde taranarak öldürüldü. ”Mafya içi hesaplaşma” denildi. 240 sayfalık Susurluk Raporu’nun bir bölümünde Ömer Lütfi Topal’ın Azerbaycan’daki ilişkileri anlatılıyordu.

Bakü’de yapılan konukevi için finansman sıkıntısı üzerine inşaatın otel olarak tamamlanması, otele bitişik bir kumarhane yapılması kararlaştırıldı. İşletmeciliği Emperyal aldı. Topal, bu proje için 8 milyon dolar harcadı.

Projeyi gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in oğlu İlham Aliyev’di. Kendisinin Topal’a 500.000 dolar kumar borcu ve otelin gizli ortağı olduğu iddiaları öne sürülmektedir.

Cumhurbaşkani Haydar Aliyev, skandala oğlu İlham Aliyev’in adının karıştırılması üzerine soruşturma açtırdı. Başbakan Suret Hüseyinov ile Dişişleri Bakanı Hasan Hasanov görevden uzaklaştırıldı. Azerbaycan’da yaşananlar Türkiye’nin bugünkü durumunu anımsatıyordu. İşleyen değil, ifşa eden suçlu sayılmıştı. Haydar Aliyev hastalanınca 2003’te acilen İlham Aliyev başbakan oldu.

2008’deki cumhurbaşkanlığı seçimini ve 2009 referandumunu kazandı. Türkiye ile Azerbaycan yeni döneme hazırdı. 13 Eylül 1992’de eski Petrol ve Gaz Bakanlığı’nın tüm birimleri Azerbaycan Cumhuriyeti devlet petrol şirketi adı altında birleştirildi. Devlet kurumunun adı State Oil Company Of Azerbaijan Republic yani SOCAR oldu.

SOCAR, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ile Azerbaycan petrolünü Gürcistan ve Türkiye üzerinden Akdeniz kıyılarına taşıyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yeni dönemi anlamak için para ve petrol boru hatlarını izlemek lazım.

SOCAR yatırım yaparken, Türkiye’de başka önemli gelişmeler yaşanıyordu. Petrokimya Holding Anonim Şirketi yani PETKİM 2007’de özelleştirildi. En yüksek teklifi Transcentralasia ortak girişim grubu verdi. Ancak ihale Socar-Turcas-İnjaz ortak girişim grubu’nda kaldı. Transcentralasia ortak girişim grubunun “Ermeni bir şirket” olması, milliyetçilik kartlarına uygundu. Oysa AKP ile Aliyev arasındaki ticari bağ ve ortak hedefler esastı. Her şeyin başı paraydı. PETKİM’in özelleştirilmesi iki ülke ilişkilerinin büyümesi açısından bir eşikti. Azeri iş insanlarının Türkiye’ye ilgisi arttı. İlginç bir dönem başlıyordu. Bu dönemde Demirbank ayrı bir öneme sahip.

TMSF’’ye devredilinceye kadar kendi binasındaydı. TMSF 2000-2003 yılları arasında binayı İngiliz HSBC’ye kiraladı. 2003 yılında Türkiye, radikal İslamcıların amonyum nitrat gübresi ile tanıştı. Kasım ayındaki 4 El-Kaide saldırısında 59 kişi öldü. 750’den fazla kişi yaralandı.

20 Kasım’da Demirbank’tan devirle HSBC’nin merkez ofisi olan binaya bombalı araç ile saldırı düzenlendi. Bina büyük hasar gördü. Kullanılamaz hale geldi. TMSF binayi satma kararı aldı. 80 milyon dolarla en yüksek teklifi  Azeri iş insanı Mubariz Mansimov verdi. Saldırıyı düzenleyen Türk El Kaidesi’nin Bingöl hücresiydi.

Saldırılar bazı yönleri ile bugünkü IŞİD eylemlerine benziyordu. “Jandarma bildirdi, emniyet aldırmadı.” Milliyet o zamanlar böyle haberler yapabiliyordu. Mansimov, yenilemenin ardından, 7 yıldızlı Bakü Plaza’yı 2011’de açtı. Otel, 2017’de adını Hyatt Centric Hotel olarak değiştirdi. Hotel’in sahibi Levist Emlak Geliştirme Otel ve Turizm şirketiydi. Şirket hisseleri Mubariz Mansimov’a aitti.

Mansimov ve Erdoğan dostluğu yıllar öncesine uzanıyordu. Mansimov 1998’de işini Türkiye’ye taşıdı. 2006’da Türk vatandaşlığı aldı, soyadı Gurbanoğlu oldu. Onu yakından tanıyan bir kaynak Türk olmak için hükümete rüşvet verdiğini söylüyor. Mansimov kıyakları ile tanınıyordu. Kime olduğu malum!  Petrol tankeri Agdash, bu kıyakların önemlilerindendi.

Paradise Papers, Man Adası ve vergi cenneti haberleri, Burak, Mustafa Erdoğan ve darbeyi söyleyen enişte Ziya İlgen ile birlikte tartışıldı. Kamuoyu, Osman Ketenci ve Mustafa Gündoğan adlarını hatırlıyor. Bumerz Limited Şirketi de artık herkese tanıdık geliyor. Mansimov, 2007’de bir petrol tankeri almaya karar vermişti. Agdash adlı gemiyi United Denizcilik’e sipariş etti. Paranin bir bölümü için Letonya’daki kara para aklayıcısı Parex Bank’tan 18.4 milyon dolarlik kredi istedi. Banka krediyi hemen vermedi. Zamanlamasi manidardı. Bumerz Limited, Man Adası’nda kayıt ettirilince banka da nazlanmaktan vazgeçti.

Mansimov, Agdash’a 2007’nin sonbaharında kavuşmuştu!  Ama vuslat kısa sürdü!!! Aagdash Mansimov’a kayıtlı Palmali Holding filosuna 2007 yılında dahil edildi. Malta’da kurulu Pal Shipping Trader One isimli şirkete tescillendi.

Erdoğan ailesi Ekim 2008’de, Bumerz Limited şirketi üzerinden Agdash’in da kayıtlı olduğu Malta’da kurulu “Pal Shipping Trader One” adli şirketin tüm hisselerini satın aldı. Böylece inşa edildiğinde değeri 25 milyon dolar olan tankerin gerçek sahibi haline geldi. Man Adası sicil kayıtlarına göre; Parex Bank, ‘aile’ hisseleri aldıktan bir gün sonra, Mansimov’un Agdash için istediği 18,4 milyon dolarlık krediyi Bumerz Limited’e vermeye karar verdi. Mansimov’un Erdoğan Ailesi’nin servetine olan katkılarının bariz örneklerinden olan bu durum tam da burada açığa çıkıyor. Erdoğanlar bu kredinin tek kuruşunu dahi Parex Bank’a geri ödemediler. Mansimov, Erdoğan Ailesinden gemiyi 7 yıllığına kiralayıp krediyi onlar adına geri ödeyeceğini söyledi. Agdash’ın satıldığı gün Erdoğan ailesinin şirketi Bumerz ile Mansimov’un Karayipler’de kurulu şirketlerinden biri arasında sözleşme imzalandı. Buna göre Mansimov, direkt olarak ya da gemiyi kiralayarak Parex Bank’a kredinin tüm taksitlerini ödemeyi taahhüt etti. Yani Mansimov, kendi sipariş ettiği gemiyi Erdoğan ailesinin şirketine devretmişti. Üstelik de geminin inşaat masrafını ödemek için alınan krediyi ayni gemiyi kiralayarak yedi sene içinde kendi cebinden ödemişti. Kredilerin geri ödemesi bittiğinde geminin sahibi hâlâ Erdoğanlar’in şirketi Bumerz’di. Agdash, karmaşık çizelgelerle Erdoğan ailesine hediye edilmiş oldu.

2008 yılından 2015 yılına kadar kredi ödemesi devam eden bu hediyenin bedeli en az 21,2 milyon dolardı. Gemi için kalan 7 milyon dolar ise Erdoğan’ın çok eski dostu olduğu bilinen iş insanı Sıtkı Ayan tarafından yapıldı. Erdoğan, Mansimov ile ilişkilerini görünmez kılmak için her şeyi yaptı.

2011 yılında Bumerz Limited  Şirketinin hisseleri, Man Adası’ndaki diğer bir şirket olan Belway Limited’e aktarıldı. Peki Erdoğan bu jest karşılığında Mansimov’a nasıl ayrıcaliklar tanımış olabilirdi?

HSBC önemli bir örnekti.  Mansimov, HSBC ’nin bulunduğu binayı satın almıştı. Şimdi ileriye doğu gidelim.  2008 yılında 520 milyon dolar vererek, yarı hissesini satın aldığı Tekfen İnşaat, Bakü-Ceyhan ve Tanap boru hatlarından büyük ihaleler kazandı. Tekfen’in sadece Tanap için aldığı ihalenin bedeli yarım milyar dolara varıyor.  Mansimov, 2010 yılında iş insani Cefhi Kamhi’den Port Bodrum Yalıkavak’ı satın aldı. Burada süper lüks bir marina inşa etti. Bodrum’da bulunan Tilkicik koyu’nun özelleştirme ihalesine girdi. 370 milyon lira teklif vererek ihaleyi kazandı. Mesele gemiler olduğunda, kamu varlıklarının savrulması önemsiz hale geliyor.

2015 yılında Ankara’nın, Kürdistan Özerk Bölgesi’nden Ceyhan limanına ham petrol ticareti yaptığı duyuldu. Irak hükümeti duruma tepki gösterdi. İhracat yapan denizcilik şirketlerini kara listeye aldı. Mansimov, bu diplomatik kriz sırasında da hükümetin yardımına koştu. Ceyhan’daki limandan petrolün dışarıya taşınmasına aracı oldu. Kürt petrolünün Türkiye’ye akışını sağladı.

Mübariz Mansimov ya da Mansimov Gurbanoğlu gözaltına alınırken, “sizin yaptığınız bu şerefsizliği düşman bile yapmazdı“ demişti. Mansimov’un Gülen Cemaati ile ne ilgisi olabilir? Tutuklanmasının İngiltere’de 2 milyar dolarlik alacağı nedeni ile görülecek mahkeme arifesinde olduğu iddialar arasında. Çökmek için kurtulmak. Mansimov’un akibeti bu olabilir. Kirli işler ve kamuyu zarara uğratmak, her ortak için iyi bitmeyebiliyor.

Port Bodrum Yalıkavak’ın akıbetine de bakalım. Emekli korgeneral Engin Alan, emekli albay Korkut Eken, Alaattin Çakıcı ve eski İçişleri Bakanı Memet Ağar, Bodrum Yalıkavak Marina’da bir araya gelmişti. Fotoğrafta, petrol işine girmek isteyen Ağar, Yalıkavak Marina babasından kalmış gibi kasılıyor. Evet belki babasından kalmadı ama şimdi AKP vekili olan oğlu Tolga Ağar marinanın işletmeciliğini yapıyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here