“Ali Koç’un bir evi 38 bin işçinin ücretine denk geliyor”

“Ali Koç’un Amerika’daki malikanesi 14.5 milyon dolar. Kaç TL ediyor? Yaklaşık 107 milyon TL. Vay vay, yani asgari ücrete çalıştırılan 38 bin işçinin maaşının toplamı”

“Patronlar ve onların temsilcisi AKP ekonominin büyüdüğünü ballandıra ballandıra anlatıyor. Tabii insan kendine sormadan edemiyor. Büyüyen ekonomide kime ne kadar pay düşüyor. Bunun cevabını da kendi hayatımızı patronların ve güya milletin vekillerinin hayatıyla, Saray’ın şatafatıyla kıyaslayınca açıkça görüyoruz.

Asgari ücret belirleme dönemleri geldiğinde “büyüyen ekonomi” bir anda unutuluyor. Ekonomiyi mi batıracaksınız sözleri bir anda ortalığı kaplıyor. Sözde halkını çok seven o bakanlar, patronlar ağız birliği yapmışçasına asgari ücretin yüksekliğinden dem vurmaya başlıyorlar. Çalışma Bakanı çıkıp asgari ücretle geçinilir, neden geçinilmesin diyerek çay simit hesabı yaparak bizlerle dalga bile geçebiliyor. Ama sıra kendilerine geldiğinde, patronlara geldiğinde koca göbekleri bir türlü doymak bilmiyor.

Biz işçi ve emekçiler kiramızı zar zor öderken, kimimiz başını sokabilecek bir ev alabilmek için bankalara borçlanıyoruz. Ömrümüz taksit ödemekle geçiyor. Bu taksitler yüzünden boğazımızdan kesiyoruz, ömrümüz fazla mesailerde, ek iş yapmakla geçiyor. Oysa bu ülkenin en büyük patronlarından Ali Koç’un üstelik bu korona günlerinde 14.5 milyon dolara villa aldığını gazetelerden öğrenmiş oluyorduk. Üstelik bu kadar milyon doları Ali Koç peşin ödemiş. Gel de merak etme şimdi, bu 14.5 milyon dolar kaç TL ediyor. Yaklaşık 107 milyon TL. Vay vay, yani 38 bin asgari ücrete çalıştırılan işçilerin maaşının toplamı. Peki bu değirmenin suyu nereden geliyor? Tabii ki senin benim sırtımdan. Bugün bir asgari ücretli işçi kardeşimiz evine ayda bir defa bile et alamazken, patronların nasıl yaşadığını görüyor ve biliyoruz.

Eğer Türkiye büyüyor ve gelişiyorsa biz işçi ve emekçilere acı reçete ödemek düşüyor. Patronların Türkiye’siyle, biz işçi ve emekçilerin Türkiye’si farklı demektir. Bir tarafta milyon dolarlık yalılar, 700 bin liralık saatler, gemicikler, banka hesaplarında kasa kasa paralar, iki yılda süper emeklilikler, işçi ve emekçilerin ürettiği tüm zenginlikleri yağmalayanlar, diğer tarafta asgari ücrete yarı aç yarı tok 12 saat çalışmak zorunda kalanlar, mezarda emeklilik, işçi cinayetleri, yasaklanan grevler, işten atmalar, ücretsiz izinler… Beylerin çocukları son model otomobillerde turlarken, işçi çocuklarının eğitimi için gerekli olan internet ve tablet bile alamamaları… Yani büyüyen ekonominin sefası patronlara, cefası bize düşüyor.

Demiri döven, kömürü çıkaran, kumaşı dokuyan işçi kardeşler, bizler birlik olup bu zalimler saltanatını yerle bir etmediğimiz sürece asgari ücrete, günde 12 saat çalıştırılmaya devam edeceğiz. Biz işçiler bir an önce örgütlenip bu kan emici tayfayı ve onların kokuşmuş sömürü düzenini yerle bir edip, insanların insan gibi yaşayacağı bir dünya kurmadığımız sürece, patronların koca midesi ve ekonomisi büyürken biz işçilere kahır dolu bir yaşam düşecek. Ya bu gidişe dur diyeceğiz ya da bu sömürü çarkının içinde ezilmeye devam edeceğiz.”

Gebze’den Metal İşçisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here