2021 1 Mayıs; işçiler ne diyor?

Aylık yayınlanan İşçi Gazetesi işçilere, 2021 1 Mayıs’ına giderken duygu-düşünce, taleplerini ve sınıf kardeşlerine vermek istedikleri mesajları sordu;

“Lebaleb” 1 Mayıs alanlarına!

Merhaba dostlar ben İstanbul Zeytinburnu’ndan bir deri işçisiyim. Biliyorsunuz ki Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti. Bu süre işçi ve emekçiler için çok zorlu bir süreç oldu, olmaya da devam ediyor.

Biz deri konfeksiyon sektörü çalışanları bu süreci en zor geçiren sektörlerden biriyiz. Sezonluk, parça başı ve sigortasız çalışma koşulları nedeniyle çok ama çok arkadaşımız kısa çalışma ödeneğinden faydalanamadı. Hatta büyük çoğunluğumuz sigortasız işçi olmaktan dolayı ücretsiz izin hakkından faydalanamadı.

Biliyorsunuz ki geçen yıl 1 Mayıs’ı pandemi dolayısıyla evlerimizin balkonlarından kutladık ama önümüzde yaklaşmakta olan 1 Mayıs’ı mutlaka meydanlarda kutlamalı ve haklarımızı, taleplerimizi meydanlarda haykırmalıyız. Öyle güçlü katılmalıyız ki bu 1 Mayıs’a, gücümüzü, başta iktidar olmak üzere tüm dosta düşmana göstermeliyiz. Sermaye patronlarına, virüsün, ekonomik krizin bedelini yalnız bizim ödemeyeceğimizi göstermeliyiz…
Yaşasın 1 Mayıs!

Deri işçisi Akın Taçlı

“100 yıl önceki kölece çalışma şartlarına geri döndük”

1 Mayıs tarihine baktığımızda 8 saatlik iş günü talebiyle başlamış. ABD’de binlerce işçinin, günde 12-15 saat kölece çalışma koşullarına başkaldırmasının sonucunda ortaya çıkmış…
Farkettiyseniz bugün yavaş yavaş haklarımızı bitirdiler ve 100 yıl önceki kölece çalışma şartlarına geri döndük.
Patronlar sınıfı, atalarından kalan sömürü mirasına sahip çıkarak bugüne getirirken, biz mücadeleci geleneğimizi kaybedip kazanımlarımızı, haklarımızı
yitirdik.
Tarihin tekerrür etmemesi için 1 Mayıs’ta alanlara çıkmak, katılım sağlamak lazım. Dağınıklığımız sürerse kazanılmış hiçbir şey elimizde kalmayacak.
1886 1 Mayıs olaylarında idam edilecek olan işçi, özür dilemesi şartı ile affedileceği söylendiğinde; “Bütün dünya suçsuz olduğumu biliyor bugün burada asılırsam cani olduğumdan değil emekçi olduğumdan asılacağım” der.
Kazanılan hakların hepsi için işçi sınıfı ağır bedeller ödedi. 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramıdır. İşçileri köle olarak görenlere nasırlı yumruğumuzu
göstermenin zamanıdır.

İstanbul’dan kargo işçisi Güney

“1 Mayıs’ta omuz omuza olalım”

Merhabalar. Size Ankara’dan yazıyorum, bir işçi olarak, üreten olarak. Başkalarına göre (işveren) işçi en alt tabakadaki zayıf insan. Ama onlara göre öyle. Bizim
beden gücümüze, el becerilerimize, üretkenliğimize ihtiyaç duyan patronlara göre…
Ben yıllardır özel sektörde çalışmaktayım. Biri biterse diğerindeyim ve başaramazsak değiştirmeyi hep böyle devam edecek bu süreç. Bunu değiştirmek bizim ellerimizde. Bunun yolu birlikte hareket etmek, hakkımızı korumak, savunmak. Bu haksızlıklardan başka türlü kurtuluş yok.
Ya hep beraber ya hiçbirimiz. Gerçek bu.

Hepimiz biliyoruz ki birlikten kuvvet doğar. Gelin işçi arkadaşlarım, yoldaşlarım bu 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramında birlikte el ele, omuz omuza olalım…

Ankara’dan Özgecan

“1 Mayıs’ta bütün işçiler tek yumruk olarak taleplerini haykırmalı”


Baktığımızda ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğu işçilerden oluşuyor. Bu ülkeyi ayakta tutan en önemli faktör işçilerdir. Ama birçok işçi bu gücünün farkında değil.
 

1 Mayıs şiddet ortamında uzak geçmeli. Herkes özgürce alanlarda sorunlarını dile getirmeli yasaklar olmamalı. Slogan tarzında bir şey söylemek istemiyorum. 1 Mayıs’ta bütün işçiler alanlarda tek yumruk olarak taleplerini haykırmalıdır.

 Mefar işyeri baş temsilcisi Gülay Altıntaş Serinkaya

 

“1 Mayıs 2021, Sermaye saldırıları ve bizim saflardaki riyakarlık!”

 Son süreçte sosyal medyada takip ettiğim bir konu ile ilgili düşüncelerimi, eleştirilerimi yazmak istedim. Umarım düşüncelerim, eleştirilerim gitmesini istediğim yerlere ulaşır; özellikle sendika bürokratları payına düşeni alır.

 Bildiğiniz gibi pandemi sürecinde kod 29 ile işçinin bütün haklarına gasp ederek işçiyi kolayca işten çıkaran yasa, patronların en yaygın kullandığı bir silaha dönüştü. Hükümet, işten çıkarmaları yasakladığını açıklayarak işçileri koruduğunu söylerken, kod 29 bir anda patronların can simidi oldu. Ve bu madde ile işten çıkarılan işçiler çaresiz bırakıldı. Kıdem ve ihbar haklarını almama, işsizlik ödeneğinden yararlanamama, ötesi fişlenerek iş bulamaz hale gelme gibi…

 Sanatçıların kod-29 maddesinin kaldırılması için videolar hazırlayıp sosyal medya hesaplarından paylaşmaları takdir edilecek bir duyarlılıktır. Ben kendilerine bir işçi olarak çok teşekkür ederim. Yalnız bu paylaşılan videolar arasında sendika yöneticilerinin de var. Hem de işçiler adına, onların iradesini yok sayarak gizlice TİS imzalayan yöneticiler var. Yine işçi adına taleplerde, temennilerde bulunuyorlar. Sendikacıların görevi bu mudur? İşçi adına sosyal medyadan konuşmak, temenni ve isteklerde bulunmak mıdır?

Sadece kod-29 yok ki işçinin gündeminde; işçi cinayetleri, koronanın işçi sınıfı hastalığı haline gelmesi, ücretsiz izin, işsizlik öne çıkan sorunlar arasında. Son yıllarda işçi hakları egemenler tarafından hızla budanıyor, işçi sınıfını karşılarında ciddi bir güç olarak görmüyorlar, her türlü hukuksuzluğu yapabiliyorlar. İşçi sınıfına yönelik bu denli cüretkar, hukuksuzca, ahlaksızca saldırıldığı bir dönem hatırlamıyorum.

Ben açıkçası, işçilerin sorunlarının bu kadar üst üste yığıldığı bir dönemde sendikaların bir eylem planı hazırlamasını, saldırıları hep birlikte, birleşik bir mücadele ile karşılaması ve alanlarda kitlesel direngen bir mücadele örmesi için çaba harcadığını görmek isterdim. Bunun yapılmasını sendikaların da geleceği için tarihi bir görev olarak görüyorum.

Ancak böyle bir eylem planı hazırlayacaklarını sanmıyorum. İşçi sınıfının tarihsel mücadele günü olan 1 Mayıs’ı da yine rutinlerini bozmayarak geçiştirecekler. Egemenlerin kendilerine bahşettiği alanda, muhtemelen alan zorlaması da yapmadan bu talepleri pankartlarla, dövizlerle, sloganlarla geçiştirecekler ve ileriki tarihlere mücadele sözü verecekler.

Yedi yıldır sendika bürokratları Taksim meydanını formaliteden dillendiriyor ama Taksim’de ısrar etmiyorlar. Korkakça egemenlerin işaret etiği alana icabet ediyorlar. Gözü sendikalarında olan üye işçilerin ve bir işçi çoğunluğun mücadele etmesi engellenmiş oluyor.

Bugünlerde sendikaların mücadeleden ve 1 Mayıs alanı için Taksim meydanından başka bir seçeneği yok. Mücadeleden ve Taksim meydanından kaçan uzlaşmacı, korkak, samimiyetsiz sendikacıların kod-29 videoları gönderip saldırılara karşı mücadele ettikleri görüntüsü vermeleri kabul edilmemeli, işçiler tarafından protesto edilmelidir.

Sendika yöneticileri işçi sınıfı çıkarları adına o koltuklarda oturuyorlarsa eğer, bunun için görev aldıysalar hakkını vermeliler. İşçi sınıfını ve toplumu bu bataklıktan kurtaracak olan işçi sınıfının vereceği mücadeledir. Bunun önünde engel olmayın ve sizin de payınızın olduğu işçilerin olumsuz koşullarını, kör gözlerinizi açında görün. İşçi sınıfının mücadelesine sahip çıkmıyorsanız, çıkamıyorsanız sarıldığınız koltuklarınızdan vazgeçin. Diğeri, yeter artık diyen işçilerin gazabına uğrayacaksınız, o günler de çok uzak değil. Tercih sizin artık!

 İnşaat işçisi Sedat Aydın

“Hak aramak kutsal bir mücadeledir”

1 Mayıs barış, demokrasi ve güvenli bir gelecek için mücadele günüdür. Mücadelenin, dayanışmanın, iyiliğin ve güzelliğin birleştiği 1 Mayısı kutluyoruz. 1 Mayıs’ta parlayacak ilkbahar güneşi evine ekmek götürmek için çalışan işçi ve emekçi kardeşlerimizin üzerine doğsun.

 Birlikteliğimizi kaybettikçe haklarımızı da kaybediyoruz. Bizler birlik oldukça hiç bir güç çalışanların haklarını kaybetmeye yetmeyecektir. Bu nedenle bir olacağız, diri olacağız. Hak aramak kutsal bir mücadeledir. Bizler bu mücadeleyi sadece bir alanda değil, her alanda, her platformda vereceğiz. Bizim umudumuz ve dileğimiz; gelirinde, haklarında, hukuklarında, adaletinde, nimetinde ve külfetinde adil taksim edildiği bir ülkedir.

 Son olarak baharın kurumuş dallara hayat verdiği gibi bu 1 Mayıs’ta çalışanın mücadelesinde yeni bir soluk, yeni bir hayat verecek inşallah…

 Kargo işçisi Volkan Yıldırım

‘Sınıf bilincinin güçlü bir şekilde yayılması için öncü olunmalı’

 1 Mayıs 1977’de Taksim’de katledilen 34 şehidimizi saygıyla anarak başlamak istiyorum. İşçi sınıfının bilincinin güçlenmesi tüm dünyaya güçlü bir şekilde yayılması için öncü olunmalı.

Ezilen ve alın terinin günden güne eridiği bu sistemde işçi ve emekçilerin emeğinin gasp edildiği günlerden geçiyoruz. Tüm dünyaya barış ve hoşgörünün hâkim olduğu bir enternasyonal hareketin oluşması dileğiyle tüm kargo işçilerinin ve herkesin 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlar saygılarımı sunuyorum.

Tüm emekçilerin katılacağına olan inancım tamdır. Saygılarımla.

Kargo işçisi Metin Öner

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here