‘20 yıldır kapı çalacak, babamı göreceğiz diye bekliyoruz’

HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile İlçe Yöneticisi Ebubekir Deniz’in gözaltında kaybedilmelerinin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen sorumlulardan tek bir kişi dahi ceza almadan, dosya kapatıldı. 

Şırnak’ın Silopi ilçesinde, 25 Ocak 2001 tarihinde çağrıldıkları İlçe Jandarma Komutanlığı’na gittikten sonra bir daha dönemeyen eski Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe yöneticisi Ebubekir Deniz’in kaybedilişlerinin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan geçen zamana rağmen tek bir sorumlu dahi ceza almadı. Kaybedilişlerinden sorumlu tutulan Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, hakkında herhangi bir inceleme başlatılmazken, aile ve avukatlar iç hukuk yollarını tükettikten sonra dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşımıştı. AİHM, Türkiye’yi mahkum etmişti.

MA’dan Zeynep Durgut’a konuşan Tanış ile Deniz’in aileleri ve avukatı sorumluların yargılanması için mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

Dosya halen AİHM’de

Tanış’ın kardeşi ve aynı zamanda davanın avukatı olan Hakim Tanış, 2015 yılında Anayasa Mahkemesine (AYM) başvuruda bulunduklarını hatırlatarak, “AYM 2019 yılında söz konusu başvurumuzu “kabul edilemez” olarak buldu ve reddetti. Bunun üzerine AİHM’e yaptığımız ilk başvuruda Türkiye mahkum edildi. Çözüm süreciyle birlikte faili meçhul dosyalar tekrar gündeme geldi. Aslında o bizim için bir umut olmuştu. Ama ne yazık ki Türkiye’de ki siyasal sürecin değişkenlik göstermesi ile birlikte bu tutum tamamıyla değişti. Biz de Tanış ve Deniz’in avukatları olarak Ocak 2020 tarihinde dosyayı tekrar AİHM’e taşıdık. Dosya halen AİHM’de bekletiliyor.”

‘Failleri meşhurdur’ 

“Her ne kadar fail meçhul denilse de aslında bu olay faili meçhul değil, failleri meşhur olan insanlardır” diyen avukat Tanış, “Bu insanlar gözaltına alınıp kaybedildi. Bu da hukuk devletinin bir ayıbıdır. Meşhur failler tarafından öldürülen mazlumların yaşadığı bir hukuk devleti. Failler meçhul değildir. Bu olayın bir gün aydınlanacağına inancım var. Umut olmalı ki yaşam olmalı ve mücadele olmalı. Bu umutla da hukuki mücadelem neyi gerektiriyorsa yapacağım”  diye konuştu.

Ölüm tehditleri 

Kaybedilen Serdar Tanış’ın babası Şuayip Tanış da oğlunun o süreçte sürekli olarak ölüm tehditleri aldığını belirterek, “Serdar’ın tehdit edilmediği bir gün bile yoktu. Her gün ölümle tehdit ediliyordu. Bu tehditleri de gizliden yapmıyorlardı. Tehditleri açık bir şekilde yapıyorlardı. Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı Levent Ersöz bir gün beni aradı ve ‘Eğer Serdar bu işi bırakmazsa onu öldürürüm, yaşatmam’ dedi. Buna karşılık ben de, ‘HADEP resmi bir partidir. Eğer resmi olmadığına dönük bir sorun varsa bu Ankara’da engellenebilir’ dedim. O da bu söylemime karşılık, ‘Ben Serdar’ın bu topraklara girmesine izin vermem. İster resmi olsun, ister olmasın. Benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. Benim bulunduğum bölgede HADEP açılamaz ve buna asla izin vermem’ dedi. Zaten bu açık tehditten sonra Serdar’ı ifadeye çağırdılar. Serdar’ın gidişinden sonra ondan bir daha haber alamadık. Belki binlerce defa Serdar tehdit edildi. Ama bir gün olsun inandığı yoldan geri dönmedi” dedi.

‘Hesap verilsin’

O dönemde oğlunu sürekli tehdit eden Alay Komutanına, “Siz belki Serdar gibi binlerce insanı kaybettirdiniz ama bu böyle kalmayacaktır” dediğini aktaran baba Tanış, “Oğlum ve arkadaşı Ebubekir kaybedildikten sonra her yere başvuruda bulunduk. AİHM Türkiye’yi mahkum etti. Ama dosyada farklı bir gelişme görülmedi. Failler bellidir ama adalet yok. Tek isteğimiz Serdar ve Ebubekir’in faillerinin bir an önce yargı önünde hesap vermesidir” diye konuştu.

Geleceği günü bekliyorlar

Gözaltında kaybedilen Ebubekir Deniz’in kızı Ceylan Deniz ise, yıllardır babasının yolunu gözlediğini dile getirerek, “Babam kaybedildiğinde ben daha 5 yaşındaydım. Babam ticaretle uğraşıyordu. Geçimimizi sağlamak için Irak’a gidip geliyordu. Gittiği zaman bazen günlerce gelmiyordu. Babamı fazla tanıyamadım. Ama o evden çıkıp bir daha gelmediği günü hiçbir zaman unutmuyorum. O gün dün gibi aklımda. Biz her gün ‘Bir gün kapı çalacak, kapıyı açtığımızda karşımızda babamızı göreceğiz’ diye bekliyoruz. Biz bu umut ve inançla büyüdük. Babamın ne bir taziyesi kuruldu, ne de bir mezarı oldu. Annem bizi hep ‘Babanız bir gün gelecek’ diye avuttu. Tam 20 yıldır babamın geleceği günü bekliyoruz. Babam yüreğimizde büyük bir yaradır. Bu öyle bir yaradır ki kabuk bağlamaz. Biz failleri tanıyoruz” dedi.

‘Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz’

Deniz, 2012 yılında Mardin’in Dargeçit ilçesinde bir toplu mezar bulunduğunu ve bu mezarda babasının kemiklerinin de olabileceğinin kendilerine aktarıldığını vurgulayarak, şunları söyledi: “Buna bile sevindik. Bir mezarları olacak diye sevindik. Ama DNA testi yaptıktan bir ay sonra kemiklerin babamlara ait olmadığı söylenildi. Ama biz umudumuzu hep diri tuttuk. Dünyanın neresinde olursak olalım, failleri sormaya devam edeceğiz. Bu sistemden umudum yok ama gerçek ortaya çıkana kadar bu mücadeleden de vazgeçmeyeceğiz.”

Uzman çavuş çağırdı

25 Ocak 2001 İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Karakolu’nda görevli Uzman Çavuş Taşkın Akyün, Tanış’ı karakola çağırdı. Tanış bunun üzerine yanına ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz’i alarak karakola gitti ve ikisinden de bir daha haber alınamadı.

Askerlere takipsizlik

O dönem Tanış ve Deniz’in ailelerinin yaptığı suç duyurusu üzerine harekete geçen Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı, Şırnak Alay Komutanlığı’nda görevli 47 asker hakkında soruşturma başlattı. Tanış ve Deniz’in kaybedilişlerinden sorumlu olarak görülen dönemin Şırnak Jandarma Alay Komutanı Levent Ersöz ile Silopi İlçe Jandarma Komutanı Süleyman Can’ın isimlerinin yer almadığı soruşturma hakkında ise kısa bir süre sonra “takipsizlik” kararı verildi. İsmi sık sık faili meçhuller ile anılan Levent Ersöz’ün olaydan 25 gün öncesinde Tanış’ın babası Şuayip Tanış’ı arayarak tehdit etmesi ve aralarında geçen telefon görüşmeleri ise savcılık tarafından soruşturma kapsamına alınmadı.

AİHM 1 kez mahkum etti

Diyarbakır ve Malatya Devlet Güvenlik mahkemelerine (DGM) aileler tarafından yapılan başvurular da sonuçsuz kaldı. İç hukuk yollarının tükenmesi ardından dava AİHM taşındı. AİHM, Tanış ve Deniz’in kaybedilişleri ile ilgili Türkiye’yi 172 bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti. Avukatlar geçtiğimiz yılın Ocak ayında davayı ikinci kez AİHM’e taşıdı. Aileler AİHM’de olan dosyanın sonuçlanmasını bekliyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here