Yargıtay: Vasıflı İşçi Asgari Ücret İle Çalıştırılamaz

Asgari ücretin sadece vasıfsız işçilere verilebileceğine dair yasal düzenleme bulunsada iş verenler asgari ücreti temel ücret olarak baz almaya devam ediyor. Çalıştığı işe dair mesleki yeterliliği olan milyonlarca çalışan asgari ücret kıskacına sıkıştırılmış durumda.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi “Vasıflı işçi durumunda olan ve uzun süre kıdeme sahip bir işçinin bu ücretle çalıştığının kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır.” diyerek emsal bir karara imza attı.

Pres operatörü olarak çalışan bir işçi 2013 yılında İş Mahkemesi’ne kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesi için başvuru yaptı. Yerel mahkeme talebi haklı görerek davayı kabul etti.

‘ASGARİ ÜCRET HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI’

İş akdinin haklı bir neden olmaksızın işverence feshedildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarını talep eden işçi için mahkemeden olumlu karar çıktı. Ancak mahkeme işçinin alacakları için asgari ücreti baz aldı. Karar üzerine pres operatörü işçi kararı temyize götürdü.

Yargıtay, yerel mahkemenin kararına ilişkin, “Mahkemece, SGK kayıtlarına itibar edilerek davacının asgari ücretle çalıştığı kabul edilmiş ise de, işyerinde pres operatörü olarak çalışan davacı 6,5 yılı aşkın kıdeme sahiptir. Vasıflı işçi durumunda olan ve uzun süre kıdeme sahip bir işçinin bu ücretle çalıştığının kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle emsal ücret araştırması yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır” dedi.

‘ÜCRET MİKTARI SÖZLEŞMEDE BELİRTİLMEMİŞ OLSA DA SÖZLEŞME OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ’

9. Daire devamında, “İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir” ifadelerini kullandı.

Patronların daha az vergi ve sigorta primi için asgari ücret üzerinden işçi çalıştırdığının belirtildiği kararda, “Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir” denilerek yerel mahkemenin kararını bozdu.