Türk-İş torba yasayla ilgili açıklama yaptı: İşçiler iş güvencesinden mahrum kalacak

Türk-İş, güvencesiz çalışmayı genişletecek torba yasa ile ilgili görüşlerini Meclis Plan ve Bütçe Komisyonuna sundu. Türk-İş, İşsizlik Fonu’nun işverenlere kaynak için kullanılacak olmasını eleştirdi

Türk-İş Konfederasyonu “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”ne dair görüşünü Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına iletti. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Genel Mali Sekreter Ramazan Ağar imzasıyla komisyona gönderilen metinde, 43 maddelik kanun teklifinin pek çok maddesinin işveren odaklı olduğu, işçiler yönünden olumlu sonuçlar doğurmadığı ifade edildi. İşveren lehine yapılan bu düzenlemeler için İşsizlik Sigortası Fonu’un kaynak olarak kullanıldığını belirten metinde, “Fonun kurulduğu günden bu yana fondan işverene verilen destek işçiye verilen desteğin çok üzerindedir. Hatta bu destek son yıllarda bariz bir şekilde işveren lehine kullanılmıştır. Fonun oluşturulma amacı işvereni desteklemek değildir. İşsiz kalan işçiye bu süreç içinde hayatını idame ettirecek imkan sağlanmasıdır”  denildi. Ancak fondan yararlanma koşullarının işçi lehine düzenlenmediği belirtilen metinde, “İşçiler ekonomik hayatın kurucu unsurlarıdır. Sosyal dengeler bakımından işçinin zayıflatılması ve yoksul bırakılması çalışma barışını olumsuz etkileyen unsurların başında gelmektedir. İşvereni yaşatmak adına işçi korumasız bırakılmamalı” ifadelerine yer verildi.

25 yaşını doldurmamış veya 50 ve daha yukarı yaştakilerle 2 yıla kadar belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasına imkan sağladığına dikkat çekilen metinde, “Teklif edilen düzenleme ile işverenlerin yıllardır talep ettikleri düzenleme hayata geçirilmiş olacaktır. Yapılmak istenen düzenleme ‘istihdam artışına yönelik’ olarak gösterilmek istenmektedir. İş Kanunu’nda yapılacak ufak bir değişiklik ile tüm çalışanların neredeyse yüzde 25’lik bir bölümü başta kıdem tazminatı hakkı olmak üzere İş Kanunu’nun koruyucu hükümlerinden mahrum edilmektedir” denildi.

Gençler sigortasız çalıştırılabilecek

İşçilerin sadece kıdem tazminatı hakkından değil iş güvencesi hakkından da mahrum edileceği vurgulanan metinde, “Bu durumdaki işçilerin işe iade davası açma hakkı olmadığı gibi ihbar tazminatı hakkı olmadığı için de pratikte iş arama izni hakkı da bulunmamaktadır. Bu düzenleme hayata geçerse örgütlenme önündeki engellere bir yenisi daha eklenmiş olacak. Sendikalar sırf bu düzenleme nedeniyle üye kaybına uğrayabileceklerdir. 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçilerin sendika üyeliği ve toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakları bu düzenlemeden olumsuz etkilenebilecektir” ifadeleri kullanıldı.

Teklifin yasalaşırsa ay içerisinde 10 günden az çalışan 25 yaş altındakilerin yüzde 2 iş kazası ve meslek hastalıkları primi ile yüzde 7,5’i işveren, yüzde 5’i sigortalıya ait olmak üzere yüzde 12,5 oranındaki genel sağlık sigortası priminin işverence ödeneceğine işaret edilen metinde, “Bu durumdaki gençler için işverence ihtiyarlık primi ödenmeyecek. İlk defa 16 yaşında sigortalı olan bir işçi 25 yaşına kadar 9 yıl boyunca uzun dönemli sigorta kollarının primi ödenmeden çalıştırılabilecek. Güvencesiz ve emeklilik hakkı ötelenmiş bir çalışma ilişkisi yaşayacaktır” denildi.

Kayıtdışı çalıştıran ceza ödemeyecek

Ayrıca 1 Ocak 2019 ila 17 Nisan 2020 arasında işten çıkarılan ya da kayıt dışı çalışan işçilerin söz konusu kanun yürürlüğe girdikten sonraki 30 gün içerisinde en son çalıştıkları özel sektör işverenine başvurmaları ve fiilen çalışmaya başlamaları halinde işverene her prim günü için günlük 44,15 lira teşvik sağlanması eleştirilen metinde, bu maddenin kayıt dışı çalışan işçilerin de başvuru yapması halinde kayıtlı hale gelmesini teşvik eder nitelikte olduğu ifade edildi ama şu uyarıda bulunuldu “İşverene kayıt dışı çalıştırdığı dönem için herhangi bir idari para cezası uygulanmasını da önlemektedir. Kayıt dışı çalıştırarak işçiyi mağdur eden, devleti aldatan ve teşviklerden yararlananların, aldıkları teşvikler de usulsüz olduğu için geri istenmesi gerekmektedir. Düzenlemenin bu haliyle Anayasa’ya aykırı olduğu düşünülmektedir.”