Tayyip’in ABD’ye resti… – Feyzullah Tunç

Tayyip Erdoğan, geçenlerde ‘ABD askeri Menbiç’ten çekilsin’ demişti: Peşinden baş şakşakçılarından Bekir Bozdağ’da bu minvalde bir açıklama yaparak, “ABD askerlerinin derhal Menbiç’ten çekilmeleri” söylemişti.

Menbiç’i ziyaret eden “IŞİD’le mücadele koalisyonunun” en üst düzey ABD’li komutanı Paul E. Funk, Amerikan askerlerinin bu bölgede kalacağını söyledi.

Şimdi bu durum ABD’yi Kürt dostu yapar mı? Yoksa Kürt özgürlük Hareketi Rusya darbesinden sonra daha mı temkinli davranmaya ihtiyacı duyar. Malum Afrin bölgesi Rusya kontrolünde olan Suriye toprağıdır. Rusya – Putin izin vermeden TSK nın o bölge de askeri bir “operasyon” yapma şansı da lüksü de yoktur. Tayyip Erdoğan kliginin bu “operasyonu” yapmak için Putinle ne gibi görüşmeler yaptığı, bu savaşı ve insanların ölümüne neden olan hava harekatına neden olan izni verecek kadar önemli neler aldıklarının açıklanması gereken bir noktadır.

Fakat bizlerin bilmesi gereken; hiçbir Emperyalist ülke, kendi çıkarları olmadan böyle bir açıklama yapmaz. Yarın ABD, Türk devleti ve Tayyip Erdoğan çetesi ile anlaşma sağlarlarsa, orada yaşayanların gözünün yaşına bakmadan, Rusya’nın hava sahasını açtığı gibi ABD de askeri birliklerini bir gece ansızın çekebilir. Böyle bir durumda ne yapılması gerekiyor? Afrin savaşı Dünya Direnişi tarihinde geçen 2. bir Vietnam direnişidir. Bu direnişe sahip çıktığımız, sahiplendiğimiz oranda sadece Türk devletine değil, bölge de hesapları olan emperyalistleri de geri adım attırmış oluruz. Kürt Özgürlük Hareketi bölge de emperyalist güçlerin değil, kendi öz gücüne dayanarak, kendini ona göre yeniden şekillendirmeli ve buna bağlı olarak stratejik noktalarda kendini konumlandırmalıdır. Hem Afrin’de, hem Menbiç’te ve asıl olarak Kuzey Kürdistanı ve metropollerinde sağlam bir duvar örmesi gerekmektedir. Akıl hocalığı yaptığım kanaatine varmasın kimse, öyle de bir niyetim yok zaten. Fakat görünen köy de kılavuz istemiyor. Eğer biz örgütlü ve birlikte hareket etmeyi başaramazsak ülkede var olan faşist diktatörlük hepimizi tek tek avlayacak ve halklarımıza yıllardır uyguladığı katliam ve soykırım politikasını bu defa da bizim üstümüzde pratikleştirecektir. Türk Devleti ve Tayyip Erdoğan kliğinin Afrin’e karşı giriştiği bu soykırım savaşını 48 saatte bitireceğini söylediği günden bu yana 21 günü geçmiştir. Bu geçen süre zarfında devam eden kirli savaşta hiçbir ilerleme kaydedememesini saklayabilmek için ülkede ki basın yayın organlarına talimatlar yağdıra dursunlar, bölgede yaşanan sivil ve çocuk ölümlerini gizleyememektedirler. Afrin de alacağı ve almak zorunda olduğu hezimetin kini ile bu defa Tayyip ve çetesi Türkiye kuzey Kürdistana ve ülkede yaşayan dinamik muhalefet kesimlerine yönelecektir. Bu başta Kürt muhalefeti olmak üzere sonrasında da etnik gruplar, farklı inançlar, akademik kesimler ve bu zincir halinde devam edecektir. HDP ve HDK ye yıllardır uyguladıkları baskı ile zorla tutuklattıkları Belediye başkanları, eş genel başkanlar başta olmak üzere çok sayıda muhalif kimliğe sahip gazeteci, öğrenci, kamu görevlisi tutuklanmış bulunuyor. KHK lar ile 150.000 binden fala işten çıkarıldı, haklarında soruşturmalar başlatıldı. Dinamik olan Kürt muhalif kesimin nefesini kestiğini düşündüğü andan itibaren, bugün Kürtlere uyguladığı katliamlarla birlikte, Alevi kesimine yönelik hareketler, saldırı ve katliamların yaşanma olasılığı haddinden fazladır. Tayyip Erdoğan’ın emri altında olan SADAT timleri, kendilerine HÖH adını veren ve AKP ile organik bağları olan serseri çeteleri, IŞİD ve El Nusra’dan devşirip ülkeye soktuğu katiller sürüsü, ülkede yaşanacak katliamlarda en etkili paramiliter güç olarak karşımıza çıkacaklardır. Ne yapılacaksa şimdi yapılacak ne bekleyecek lüksümüz ne de zamana yayacak kadar vaktimiz var. Tayyip Erdoğan militarizmi ve şovenizmi besleyerek, Kürt, Alevi ve etnik gruplara yönelik düşmanlığını büyütmeye başladı. tohumlarını ülkede yetiştirmeye başladı. Beslemeleri olan, IŞİD ve El Nusrayı kullanarak Afrin savaşına kılıf uydurmaya çalıştı; fakat evde ki hesap çarşıya uymadı. YPG önderliğinde gelişen ve Dünya direniş tarihine geçen Afrin Direnişi duvarına çarptı. Orada her geçen gün biraz daha bataklığa saplanan TSK ve Erdoğan kudurmuş köpek gibi şimdi ülke içine yönelecektir. Bunun işaretlerini zaten HDP’ye yaptırdığı KCK operasyonları ile vermeye başlamıştı. Sonrasında gelişen işçi muhalefetini durdurmak için işçilerin örgütlü olduğu en büyük konfederasyona ve yöneticilerine yapılan operasyon ve en son olarak TTB ile devam ediyor. “Ya bendensin ya da düşmansın” mantığı ile bir ülke yönetmeye çalışıyorlar. Bu şekilde insanları sindirmeye ve korkutmaya çalışarak var olan muhalefetin sesini kesmeyi hedefleyen diktatörün hesaba katmadığı bir gerçek vardır. Her diktatörün, yarattığı korku ikliminde kendi korkuları ile de yüzleşeceği gün gelecektir. Afrin Direnişini sahip çıkmak bizim şuan yapacağımız en önemli görevimizdir.

Afrin de Düşene, Dövüşene Bin Selam…