Suriyeli esnaf anlatıyor: Vergimizi de ödüyoruz, ayrımcılığa da uğruyoruz

Fatih’teki Suriyeli esnafın pek çoğu vergisini verdiğini ve ayrımcılığa uğradığını söylüyor. Esnaf, “Yalan söylemler kardeşliğimize zarar veriyor” diyor

Ekonomik krizin sebeplerinden biri olarak gösterilen ve her zam haberi sonrası hedef haline gelen Suriyelilerin “Vergi ödüyorlar mı?” sorusuna cevap aradık. Vergilerini ödediklerinin altını çizen Suriyeli esnaf, “Her yalan söylem biz kardeş halkları birbirine düşürüyor” diyor.

Suriyelilerle ilgili hemen her gün sosyal medyada, televizyon kanalları ve gazetelerde haberler çıkıyor. Bu haberlerin büyük bir bölümü doğruluktan uzak, ötekileştirici ve ırkçı bir dile sahip. Biz de mültecilerin yoğun yaşadığı İstanbul Fatih’e giderek Suriyeli esnaf ile konuştuk.

“Her yalan söylem biz kardeş halkları birbirine düşürüyor”

2013 yılında savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen Ömer, yıllardır Fatih’te restoran-cafe işletiyor. ‘Suriyeliler vergi vermiyor’ sözüyle yıllardır karşı karşıya kaldıklarını aktaran Ömer, “Türk vatandaşları gibi biz de vergimizi ödüyoruz. Benim çalışan çok elemanım var. Hem vergimi ödüyorum hem de onların sigortalarını yatırıyorum. 1 eleman için her ay en az 970 TL yatırıyorum. Maaşlarını yatırıyorum. Bir Türk vatandaşı ne kadar ödüyorsa biz de aynısını ödüyoruz” diyor.

Ömer | Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

 

“Bize yapılan saldırılara karşı önlem alınması lazım” diyen Ömer, “Her yalan söylem biz kardeş halkları birbirine düşürüyor. Türk kardeşlerimiz tarafından ‘Ne zaman döneceksiniz’ gibi bir soruyla karşı karşıya kalıyoruz. Elbette de biz dönmeyi düşünüyoruz. Kim vatanından ayrı kalmak ister? Ayrıca şöyle bir durum var bizim çocuklarımız gözlerini Türkiye’de açtı ve burada büyüyorlar. Dolayısıyla yatırım yapıyorum, işim burada. Kolayca bırakıp gidemem ama ülkemin durumu düzelirse seve seve gideriz” dedi.

“Herkes bir değil”

İsa da Türkiye’de uzun süredir yaşıyor. Suriye’de çok güzel bir hayatı olduğunu ve her şeyi bırakıp geldiğini aktaran İsa, “Okuyordum. Savaş oldu çıktım geldim, ailem Şam’da kaldı. Burada çalışmaktan, okumaya fırsatım olmadı. Şimdi hiçbir şeyim yok. Bu işlettiğim dükkandan başka. Ben burada evlendim iki çocuğum var. Çocuklarımdan biri 6 yaşında, bir daha 9 aylık. 7 yıldır annemi, babamı ailemi görmedim. Kim ister böyle bir hayatı. Bu kolay mı sizce? Bu bizim tercihimiz mi? Tabii ki dönmek isterim ama şimdi çok zor. Savaş bitti ama şimdi de Suriye’de durumlar kötü, elektrik yok, su yok, maaşlar çok az. Şimdi ise ekonomik savaş başladı, o daha zor” diye konuştu.

İsa | Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

 

Ara ara Suriyelilere yönelik kışkırtıcı söylemlerin ortaya atıldığında ve bunun sebeplerini anlamaya çalıştığını belirten İsa, “Tabii ki vergi veriyoruz, sigortamız var. Ödemeler yapıyoruz. Her işçi için sigorta, maaş yatırıyoruz. Dükkan kirası aylık 10 bin. Üç yıl önce 3 bindi. Şimdi 10 bine çıkardı. Evin kirası aylık iki bin. Suriyeli olduğumuz için ev kiralarını bile yüksek tutuyorlar. İlk evi kiraladığımda 500 TL’ydi. Bunun sebebini de bize bağladılar. ‘Suriyeliler geldi, kiralar yükseldi’ diyorlar. ‘Biz mi ev sahiplerine kiraları yükseltin’ dedik. Ekonomik kriz bize bağlandı. Bize burada soluduğumuz hava bile paralı. Hükümet tarafından destek almıyoruz, vergilerde Suriyeli olduğumuz için bir ayrım, indirim yapılmıyor. Bu sözlerin hepsi yalan. Maalesef biraz ırkçılık yapılıyor. Başka bir şey değil. Bu cümleler bizi yaralıyor. Biz 16 saat falan çalışıyoruz. Devletten para alsak bu kadar çalışır mıyız? Evde otururuz. Bazen kötü davranan çıkıyor. ‘Suriyeli’ sözünü küçümseyici bir söz olarak kullanıyorlar. Ama herkes bir değil, çoğu zamanda iyi davranıyorlar. Komşularım çok iyi. Şunu söyleyeyim, biz yardım istemiyoruz, bizi küçük görmesinler bu yeter” ifadelerini kullandı.

“Ayrımcılığa uğruyoruz”
Muhammed | Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

 

Muhammed, 8 yıl önce Türkiye’ye gelmiş ve gelir gelmez Fatih’te restoran açmış. “Vergilerimi elbette ödüyorum” diyen Muhammed, “Stopaj veya çalışanlarımın sigortası da dahil olmak üzere üzerime düşen her vergiyi ödüyorum. Ama Türk vatandaşları bizim restorana yanlışlıkla geldiklerinde bizi yabancı olarak gördükleri için özür dileyip çıkıyorlar. Bizim de restoranlarımız farklı değil. Temizlik veya tertip düzen yönünden hemen hemen aynı. Ayrımcılığa uğruyoruz” diye konuştu.

“Yaşamak, çocuklarımızı yaşatmak için geldik” 

2012’ten beri Türkiye’de olan Muhammed Türkmen’in ise gayrimenkul üzerine bir firması var. Her ay vergisini, kirasını, çalışanların maaşlarını ve primlerini ödediklerini anlatan Türkmen “Türk vatandaşları nasıl ödüyorsa biz de aynı şekilde ödüyoruz. Öyle Suriyeli, Türk farklı değil. Bize kolaylık sağlanmıyor. Son dönemde daha da çok zorlaştı. Bazen duyuyorum ‘Suriyeliler vergi ödemiyor’ diye hemen telefondan makbuzları gösteriyorum. Ya yeter ki algı olsun, ülkedeki her sorunu Suriyelilere yıkmaya çalışıyorlar. Irkçılar her yerde. ‘İşsizlik Suriyeliler yüzünden’, otobüs dolu olsa hemen ‘Bu Suriyeliler niye geldi’, keyfimizden gelmedik. Yaşamak, çocuklarımızı yaşatmak için geldik. Hayatta kalma savaşı veriyoruz.  Bizim ekonomiye de katkımız oldu. Burası bizim için ikinci vatan. Çocuklar Arapçayı unuttu, Türkçeyi konuşuyor. Artık Suriye’ye dönmemiz de çok zorlaştı. Çocuklar buranın kültürüyle büyüyor” dedi.

Muhammed Türkmen | Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

“Düşündükleri gibi rahat bir hayat yaşamıyoruz”

Şakir’in ise küçük bir dükkanı var. Burada çeşitli meyvelerden kokteyl yapıp satıyor. 3 yıldan beri bu işi yaptığını söylüyor. Tek başına çalıştığını söyleyen Şakir, “Vergimi, kiramı ödüyorum. Çevremdeki arkadaşlarım da vergisini ödüyor. Kim, neden bunları söylüyor, anlamadım. Savaştan önce hepimizin çok iyi hayatları vardı. Şimdi ise hiçbir şeyimiz kalmadı. Sıfırdan bir hayat kurduk. Bu küçük dükkan işte benim bütün gelir kaynağım. Biz düşündükleri gibi rahat bir hayat yaşamıyoruz. Çalışıyoruz, sürekli çalışıyoruz. Zor çok zor yaşam. Türkiye’de yaşanan sıkıntıların sorumlusu biz değiliz” diye konuştu.

Şakir | Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

Çalışma izni gerekiyor

Suriyeli esnafın vergi konusunda ne bir muafiyeti ne de bir ayrıcalığı var. Bir Türkiyeli esnaf nasıl ki bir iş yeri açtığında ticaret/esnaf odasına kayıt olması gerekiyor, yazar kasa alıp yaptığı satışlar üzerinden fatura kesmesi gerekiyorsa Suriyeliler veya diğer yabancılar için de aynı şeyler geçerli. Suriyeliler hem kendileri için hem de yanlarında çalıştırdıkları yabancı kişiler için ‘çalışma izni’ almak zorunda.