Şair Ahmet Telli ve Şair Mehmet Özer, Ankara’da AKA-DER’in ‘Hrant Dink’ anısına düzenlediği imza etkinliğindeydi

Hrant Anısına düzenlenen etkinlikte Mehmet Özer  yazmış olduğu “Kuyunun Dibindeki Taş” adlı kitabın  imzası gerçekleştirildi.

Etkinliğin açılışında konuşan AKA-DER temsilcisi “Halkların kardeşliğini büyütmek adına Hrant’ın katledilişinin 11. yılında bu etkinliği düzenliyoruz. Hrant, halkların ortak mücadelesinde yaşıyor, Hrant’ı unutturmayacağız.” dedi.

Ardından Mehmet Özer “Hrant’ın ölümü İnsanların kafalarında ki “Pis Ermeni”   bakışını ve devletin ezberini bozdu. Ben bugün Hrant’ı biraz kederli , ölü ama hala aramızda yaşayan bir yoldaş. Diğer ermeni çocukları gibi ,kendi halkının ve diğer halkların geleceğini ortak bir düşle kuran yoldaşımızdı. Anısına saygımla ve kalbimle” diyerek söze başladı.

FOTOĞRAF OKUMALARI, TAŞIN KALBİNİN BİZE ANLATTIĞIDIR

“Kuyunun Dibindeki Taş –Fotoğraf Okumaları”  adlı kitabını  anlatan  Mehmet Özer ;

“Fotoğraf gösterdiğinden daha fazlasını saklar.

Fotoğraflarla yüzleştiğimizde, o ana kadar biriktirdiğimiz bilgiler, görüntüler, anılar deneyimler gelir durur fotoğraflarının önünde ve fotoğrafların içinde yolculuğa başlarız.

Bilincimiz ve duygularımızla, fotoğrafların gösterdikleri arasında süren bir yolculuktur bu. Sınırları geçtiğimiz de olur ya da çerçevenin dışından kaldığımızda…

Fotoğraf geçmiş zaman kapısıdır ve o eşikten geçtikten sonra fotoğrafın bize gösterdiği hakikate ulaşırız. Bu hakikat aslında büyük bir fotoğrafın sadece bir anı ve bölümüdür. Fotoğraf anlattığı bu kadrajın dışında ve diğer zamanlarda da sessiz çığlıklar olarak okunmayı bekler. Aklımızın sınırlarını zorlasak da biz asla gerçek durumu bilemeyeceğiz. Tek bilen şimdi bu fotoğraftan bize bakan ve şimdi nerede olduğunu bilmediğimiz insanlardır.

Fotoğrafın götürdüğü o ana giderek o eskimeyen zamanı yeniden canlandırırız. Sonra yatağını bulmuş sular gibi akar göz pınarlarımızdan duygularımız. Fotoğrafa her baktığımızda yeniden canlanan o an bize kendimizi anlatan hatıralardır.

Tarih katliamların, savaşların sonuçları ve öldürülenlerin sayıları konusunda bilgiler veriyor bize. İnsan, sayı ya da sonuç değildir. Her insan bir başına yeryüzü öyküsüdür.

Gazetecilerin, fotoğrafçıların çektiği fotoğraflar ulaştırıyor bize Ermeni halkının zaman ötesi acılarını. İnsanlığın vicdanı olan bu fotoğrafçılar önünde saygıyla eğiliyoruz.

Taşın kalbi vardır ve başkalarının göremediğini saklar içinde.

Fotoğraf okumaları, taşın kalbinin bize anlattığıdır.” dedi.

AHMET TELLİ: “İNSANIMIZDA ERMENİ NEFRETİ , RESMİ İDEOLOJİNİN POMPALADIĞI BİR ANLAYIŞTIR”

Ardından söz alan Ahmet Telli  “İnsanımızda Ermeni nefreti,  resmi ideolojinin pompaladığı bir anlayıştır. Bir anım;  Ankara’da Emniyette ,sabah tuvalete giderken polis bana “Ulan sen Ermeni misin ?” dedi. Sustum.O gün , o andan itibaren , sosyalist bir duygu ve düşünceyle “Sen Ermeni Misin ?” sözüne cevap verememenin acısı içindeyim. Keşke, “Evet ya tam da öleyim “diyebilseydim. Ben Manuşyan olmam ama bu  “Ah Manuşyan” şiirini ona atfettim’’. diyerek “Ah Manuşyan” şiirini okudu.



Fotoğraflar: Ali Haydar Çelebi

direnisteyiz14.org