Paylan: Ermeniler güvercin tedirginliğinin en derinini yaşıyor

Dağlık Karabağ ile ilgili iki tarafa da çağrıda bulunduğu için hedef gösterilen HDP Milletvekili Garo Paylan, “Ermeni halkı Hrant Dink’in tabiriyle, güvercin tedirginliğinin en derinini yaşıyor bugünlerde” dedi ve Hürriyet gazetesi Ahmet Hakan’ı tetikçilik yapmakla suçladı. Paylan, Ayhan Bilgen’in HDP eleştirilerine katılmadığını söyledi.

HDP Milletvekili Garo Paylan, Dağlık Karabağ’daki savaş nedeniyle hedef gösterilen Türkiyeli Ermenilerin tedirgin olduğunu söyledi ve “Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır” dediği için kendisini eleştiren Ahmet Hakan’a tepki gösterdi.

Gündemle ilgili yenidentv’de Ayşegül Doğan Soruyor programına katılan Paylan, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaşla ilgili şunları söyledi:

ayşegüldoğan
Garo Paylan, Ayşegül Doğan’ın sorularını yanıtladı.
Gence’nin faillerini lanetliyorum’

Vicdanlı bir yürek savaşlarda ölen bebeklerin kimliğine bakmaz. Ölüm listelerine bakıyorum, 2002 doğumlu gençler hayatını kaybediyor. Eğer bu noktada vicdanınızı kaybetmemişseniz, taraf tutmazsınız. Savaş tamtamları çalanlar bir tarafın yok olmasını, kaybetmesini ister, sadece kendi acılarının görünmesini isterler. Barışçı, vicdanlı bir yürek savaşların iki taraf için de yıkım olduğunu söyler. Ben Gence’nin faillerini amasız fakatsız lanetliyorum, ailelere sabır diliyorum. Ama aynı şekilde vicdanlı bir yürek Karabağ’da top atışlarının altında kalan, bodrumlarda yaşayan Ermeni halkı için de, orada hayatını kaybeden siviller için de sızlamalı.

Ahmet Hakan, Tahir Elçi için de tetikçilik yaptı

Burada ırkçılık yapan Ahmet Hakan’dır ve tetikçilik yapmaktadır. Geçmişte bu tetikçiliği pek çok yoldaşımız için yaptı. Tahir Elçi için yaptı, onu kaybettik. 13 yıl önce de Hrant Dink için tetikçilik yaptılar. Hrant Dink’i sadece orada tetikçi Ogün Samast öldürmemişti, o cinayeti hazırlayan manşetler vardı, köşe yazıları vardı. Bugün de Ahmet Hakan bu tetikçiliği yapmaktadır, ırkçılık yapmaktadır. Kendisini davet ediyorum. Ben Gence saldırısında kim failse bunları lanetliyorum, orada hayatını kaybeden herkesin anısı önünde saygıyla eğiliyorum, Azeri halkına baş sağılığı diliyorum. Kendisi ‘gazeteciyim” diyor, ama ben son yıllarda tetikçi olduğunu görüyorum. Dünya medyasında olan bitenleri izliyor, sonuç olarak Gence’de hayatını kaybedenler elbette yüreğimiz sızlamıştır, ama Stepanakert’e, Karabağ’ın başkentinde, bodrumlarda yaşayan on binlerce Ermeni halkına, hayatını kaybeden sivillere karşı vicdani bir duruş sergileyebilecek mi? Sanmıyorum. Irkçıların çaldığı savaş tamtamlarına alkış tutanlar sadece tetikçilik yaparlar. Gazetecinin görevi hakikati topluma göstermektir, Ermeni halkının da Azeri halkını da yaşadığı felaketi göstermektir.

Jet hızıyla takipsizlik

Barış çağrısı yaptığım için hedef oldum. savaş propagandası yapanlar barışın sesini duymak istemezler. Beni hedef aldılar doğrudan. Suç duyurusunda bulundum, ama savcılık jet hızıyla bu iddiayı takipsizlikle cevaplandırdı. Ermenilerden kayıp varsa alkış tutulması, Azeri halkının kayıpları varsa da Ermenilere karşı nefret söylemleriyle doldurulmak isteniyor. Oysa bundan öte başka bir yol daha var. Çünkü iki halk da kaybediyor. Bütün bu saldırıların ne anlama geldiğini, hedefe ne için konulduğumu, bedellerinin ne olabileceğini çok iyi biliyorum.

‘Ben ülkem için tedirginim’

Barış çağrısı için hedef gösteriliyorum. İsrail’de dahi Filistin politikasına karşı barış sesini yükseltenler eylemler yapar, iktidarı eleştirilir, protesto edebilir. Ama Türkiye’de bir tehdit nedeni haline gelebiliyor. Ben ülkem için tedirginim, Türkiye’deki Ermeni halkı için endişeliyim. Kendimle ilgili endişem yok, sonuç olarak siyasi sorumluluğu olan birisiyim. Hedefe konulmuş durumdayım, bunun her türlü sonucu olabilir; o manşeti atanlar da hedef gösteren siyasetçisi de bunun sorumluluğunu taşıyacaktır. Ermeni halkı Hrant Dink’in tabiriyle, güvercin tedirginliğinin en derinini yaşıyor bugünlerde.

‘Ayhan Bilgen’in eleştirisine katılmıyorum’
Ayhan Bilgen’in HDP’yle ilgili eleştirilerine) Asla katılmıyorum Ayhan Bilgen’in eleştirisine. 8 yıldır bu partideyim. İnanın HDP’nin başına gelenlerin yüzde 1’i herhangi bir partinin başına gelse o parti yok olurdu. HDP’ye oy verenlerin çoğunluğunu Kürt halkı oluşturuyor. Başka bir halkın başına gelse “barış olmaz” derdi, ama Kürt halkı ve temsilcileri başlarına gelen tüm felaketlere rağmen (kayyumlar, tutuklamalar, baskılar) yine de “barış” diyor. Kürt olmayanlar bu iddianın elinden tutmalıdır. HDP’nin ortadan kaldırılması çözüm ve demokrasi iddiasını berhava edecektir.
Ayhan Bilgen ne demişti?

Tutuklanan Kars Belediyesi Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, partisiyle ilgili şu eleştirileri dile getirmişti: “Bugün itibarıyla HDP, kendi geleceği ve ülkenin geleceğini ittifak stratejilerine endekslenmiş görünmekle birlikte, hiçbir parti kendisiyle açık ittifak yapmayı göze alamamaktadır. HDP, çözüm sürecindeki genişlemeyi kalıcı sanmış ve kişisel başarı olarak yorumlamayı tercih etmiştir. Hem müdahaleden şikâyet edip hem Kandil ve İmralı için pozisyon belirlemeye kalkmak, kendi pozisyonunun gereğini yapamamakla ilgili bir handikaptır. Sadece son iki kongre süreci ve aday belirleme süreçlerine kimin, neden, hangi dayatmalarla müdahale ettiğine bakılırsa sorunun tam da benim ‘tersine Türkiyelileşme’ diye tarif ettiğim kişisel hesaplarla bir siyasi mücadeleyi kontrol altında tutma eğiliminden kaynaklandığı görülecektir.”