OHAL halkın sesini kısma aracıdır / Değerlendirme – Kaldıraç

OHAL, 1,5 yıl önce ilan edildi.

İşçi sınıfı 2017 yılının tamamını, OHAL rejimi altında oluşan Saray Rejimi koşullarında geçirdi.

2015 yılının 15 Temmuzu’nda ortaya çıkan tiyatral darbe girişimi, “allahın lütfu” olarak organize edildi. Ve sonunda, devletin en üstü, patronların karşısında “OHAL sayesinde grevleri erteliyoruz” dedi.

Halka, OHAL, halka karşı değil, devlete karşıdır, diyen kendileridir. OHAL, FETÖ’ye karşıdır, diyen kendileridir. Ve bugün, OHAL, grevleri erlemenin, mesela Şeker Kurumu’nu dağıtmanın vb. yoludur.

OHAL, işçi sınıfı ve halkı ezmenin, muhalefeti sindirmenin, koyun sürüsünden oluşan bir toplum yaratmanın yollarından biridir.

OHAL, Saray’a hizmet etmektedir. OHAL, patronlara hizmet etmektedir ve Saray bu gerçeği açıkça dile getirmektedir.

1,5 yıllık OHAL pratiği ne anlama gelir?

Ülkemizde parlamento zaten bitirilmişti. Bir tiyatro sahnesi kadar bile değeri yoktur parlamentonun. Parlamento, tümü ile “demokrasicilik” oyunu oynansın diye, adı olsun diye varlığını sürdürmektedir.

Siyasal partilerin tümü bitmiştir. AK Parti bitmiştir, böyle bir burjuva parti de olsa olmaz. Parti kimliği yoktur. MHP, zaten var olmayan AK Parti’ye eklenmiştir. Bu ikisi Saray’ın direktiflerini
yerine getiren kurumlardır.

CHP, bir burjuva siyasal parti olarak bitmiştir. CHP, Erdoğan’ın, kritik konularda yardımcısıdır.

Parlamentosu olmayan, siyasal partileri olmayan, TC demokrasisi, özgün bir sistem doğurmuştur: Biz buna Saray Rejimi diyoruz.

Saray Rejimi, işlerini, OHAL koşulları altında, KHK ile görmektedir. Zaten, olur da çobanlık sistemi gereği seçilir ve başkan olursa, KHK’lar ve OHAL uygulamaları, normal olan olacak. Başkan, KHK’larla yönetecek, ama bu sefer KHK’lar
geçici olmayacak. Padişahın fermanları gibi, Saray’ın KHK’ları olacak.

Polis ve ordu, kolluk kuvvetleridir ve doğrudan Saray’a bağlıdır. Ordunun başındaki genelkurmay başkanı, boş zamanlarında Saray’ın emirlerine uygun bildiriler yazan bir memurdur. Ve tüm sistem, ilgili uzmanlarca, Muktedir için kontrol edilmektedir. Saray Rejimi budur.

Saray Rejimi, yargıyı, kolluk kuvvetlerinin bir parçası hâline getirmiştir. Polis ve ordu ile korku salma devrine, bir de yargı ile korku salma dönemi eklenmiştir. Yargı, değil bağımsız, değil özgür, tersine ayrı bir kurum bile değildir. Doğrudan kolluk kuvvetleri kime bağlı ise oraya bağlı bir unsur hâlindedir.

Basın, ister istemez öne çıkmış, Saray’da bir hayli şişkinlik yaratmıştır. Bu şişkin hâli ile basın, kolluk kuvvetlerinin içinde yer almaktadır. Biraz üstünde, biraz ayrı, ama baskı unsurlarından biri hâline getirilmiştir.

İşte Saray Rejimi böylesi bir baskı rejimidir.

İşçi ve emekçiler, 1,5 yıldır bu rejim altında, tüm hak arama eylemlerinde karşılarında, polisi, orduyu, basını ve yargıyı bularak yaşadılar, yaşıyorlar.

İşçilerin yaşamları her geçen gün daha da kötüye gitmekte, ücretleri düşmekte, iş güvenlikleri yok olmakta, sosyal güvenlikleri yok edilmekte, örgütlenmelerine engeller vurulmakta, işlerinden atılmakta ve herhangi bir durumda haklarını arama olanakları, yasal ya da sokakta ellerinden alınmaktadır.

İşçi sınıfı, esir hâline getirilmektedir. Örgütsüz, haksız, sözsüz, kıymet-i harbiyesi olmayan, kimsenin dinlemediği, her yerde aşağılanan, horlanan insanlar hâline getirilmektedir.

Esaret koşulları, KHK’lar ile sürekli hâle getirilmektedir.

Ücretler sürekli erimekte, işçilerden sürekli fedakârlıklar yapması istenmekte, sürekli fonlar kurularak işçinin alınterine daha da fazla göz dikilmektedir. İşsizlik fonu, işçilerin paralarından oluştuğu hâlde, işverenler için kullanılmaktadır. BES fonu ha keza. Ve şimdi de kıdem tazminatı için fon kurup, işçilerin tüm güvenliklerini yok etmek istemektedirler.

İşte OHAL, bunları gerçekleştirme amacına hizmet etmektedir.

2018 yılına OHAL ile giriyoruz.

Biz, işçiler, emekçiler biliyoruz ki, bu OHAL hiç kalkmayacak. Daha uzun süre böyle devam edecek. Bu durumda, işçi sınıfı, kendi örgütlenmelerini, OHAL ve daha ağır baskı dönemlerinde işleyebilen örgütlenmelerini geliştirmek zorundadır.

Örgütsüz olunduğu zaman, işçi sınıfı hiçbir şeydir, değeri yoktur, kıymeti yoktur. Bunca kalabalıkların bir değeri ve kıymeti yoktur. Bunu bugün yaşıyoruz. Öyle ise örgütlü olmanın ne kadar önemli olduğunu, hep birlikte biliyoruz demektir.

İşte şimdi, bunu gerçekleştirmek dışında bir çare olmadığını aklımıza kazımak ve tüm gücümüzle, sakin ve kararlı bir biçimde örgütlenme çalışmalarına hız vermek gerekiyor.

Önümüzde oldukça zorlu bir mücadele dönemi var. İşçi sınıfı, ayağa kalkmak, kapitalist sistemi ve onun tüm kurumlarını yerle bir etmek, insanlığın, özgürlük, adalet, eşitlik ve sosyalizm isteğine öncülük etmek zorundadır.

2018, işçi sınıfının uyanış yılı olacaktır.