Marmara Bölgesi Cezaevleri Raporu: OHAL ile sorunlar katmerleşti

ÇHD İstanbul Şubesi, Marmara Bölgesi’ndeki cezaevlerine dair hazırladığı hak ihlalleri raporunda tutuklulara işkence edildiği, mektup-kitap-gazete yasaklarının derinleştiği, tutukluların haklarını kullanamadıkları belirtildi. Raporda, hasta tutukluların sorunlarının katmerleştiği de vurgulandı.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, Marmara Bölgesi’ndeki cezaevlerine ilişkin hazırladığı 2017 yılı hak ihlalleri raporunu Çağlayan’da bulunan ve internet üzerinden yayın yapan ÇHD TV binasında düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Toplantıya ÇHD üyesi avukatlar Güçlü Sevimli ve Neslihan Piliç katıldı.

27 avukat tutuklu

Raporun 2017 yılı raporu olduğunu belirten Güçlü, “OHAL ile birlikte tutukluların mevcut haklarının kısıtlandığını hatta birçok hakkın yok edildiğini gördük” dedi. Tek tip elbise işkencesinin henüz uygulanmaya başlanmadığını, bunu uygulamak için yeni bir yönetmelik beklendiğini söyleyen Güçlü, hak ihlallerinin korkunç boyutlara ulaştığını belirtti. Güçlü, ÖHP ve ÇHD’li 27 avukatın tutuklu olduğunu ifade etti.

Güçlü’nün ardından avukat Neslihan Piliç’in okuduğu raporda dikkat çeken bazı bölümler şöyle:

* Kadın hasta tutuklulara hastaneye götürülmeden önce kadın askerler tarafından arama dayatılıyor. Bu aramalar tacize varan nitelikte.

* Düzce Cezaevi’ndeki kadın avukatlar Aycan Çiçek ve Ayşegül Çağatay gardiyanlar tarafından darp edildi.

* Diren Çoşkun isimli tutsak ölüm orucunda.

* Kocaeli Cezaevi’ndeki siyasi tutsaklar Seher Orçu ve Hüsne Kılıç, tecritte tutuluyor ve sohbet haklarını kullanmalarına izin verilmiyor.

* Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde Gülten Matur ve Gülhan Sağaltıcı’ya özel tecrit uygulanıyor.

* Maltepe Çocuk Cezaevi’nde çocuklara disiplin cezası verildiği, çocukların mektuplarının ulaştırılmadığı da ortaya çıktı.

* Tutuklu çocuklardan Ş.B şarkı söylediği için disiplin cezası almış bu durum tutanaklara slogan attı diye eklenmiş.

* Bakırköy Cezaevi’nde arkadaş görüşçüsü (3’üncü kişi) kaldırılmış durumda.

* Tekirdağ 1 No’lu T Tipi Hapishanesi’nde sohbet hakkı hiçbir şekilde kullandırılmıyor.

* OHAL ilanı ile birlikte sürgün sevkler çok yüksek derecede artmış, sistematik ve genel bir uygulama haline gelmiştir. Sürgün sevkler, fiziksel işkenceye dönüştürülmüş, birçok tutuklu ve hükümlü bu sevkler sırasında yaralanmıştır. Özellikle Silivri 9 No’lu hapishanesi sürgün sevklerin en çok yaşandığı hapishane olmuştur.

* Sürgün sevk nedeniyle veya tutuklama sonucu ilk kez hapishaneye girişte ya da herhangi bir vesile ile hapishane dışına çıkıp girme durumunda, girişte-kapı altı tabir edilen yerde-soyarak/çıplak arama dayatması yapılmakta, buna direnen politik tutuklular işkenceye maruz bırakılmaktadır.

* OHAL kararnamelerinde yer alan özel hükümlerle tutukluların ziyaret ve telefon hakları kısıtlanmış, uygulanmasında zaten sorun olan, neredeyse hiçbir hapishanede mevzuata uygun olarak uygulanmayıp gasp edilen sohbet hakkı da dahil olmak üzere tüm sosyal faaliyetlerde ciddi ve gözle görülür kısıtlamalar söz konusudur.

* Yayın ve haberleşme hakkına yönelik ciddi ihlal iddiaları bulunmaktadır. Siyasi tutuklu/hükümlüler aralarında Cumhuriyet Gazetesi, Birgün Gazetesi, Evrensel Gazetesi gibi günlük gazetelerin ve bazı televizyon kanallarının da bulunduğu birçok muhalif yayına ulaşmalarında ciddi engellemelerle karşılaşmaktadırlar.

* Bazı hapishanelerde sabah ve akşam sayımlarında tekmil ve ayakta sayım dayatması yapılmakta, kabul etmeyen tutuklular dövülmekte ve haklarında disiplin cezaları verilmektedir.

* Hasta tutuklu ve hükümlüler sorunundaki mevcut seyir daha da kötüye gider vaziyette aynen devam etmekte olup, hasta tutuklu ve hükümlüler serbest bırakılmamaktadır. OHAL ilanı ile birlikte sorunlar katmerlenmekte, zaten fazlasıyla gasp edilen tedavi hakları ihlal edilmektedir.

* Tutuklu ve hükümlülerin dışarıya gönderdikleri mektuplarda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Mektuplar karalanmakta, kaybedilmekte ve birçok kez gönderilmemektedir.

* Aynı davadan yargılanan tutuklular ekseriyetle aynı koğuş ya da hücrede tutulmamakta, birbirlerinden uzak koğuş/hücrelere konmaktadırlar.

* Disiplin cezaları çok yoğun ve sıklıkla uygulanmaktadır. Disiplin cezalarına yapılan itirazlardan da sonuç çıkmamakta, infaz hakimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri disiplin cezalarını onaylayan makam haline gelmektedir.

* Hastaneye sevkler çok problemlidir. Yeni bir uygulama olarak hastaneye götürülmek için ring aracına alınan tutuklular/hükümlüler ring aracında her biri ring aracı içine tek kişilik yerlere konmaktadırlar. Bugüne kadar daha önce hiç uygulamaya konmamış bir uygulamadır. Bu uygulamayı kabul etmeyen tutuklu/hükümlüler hastaneye götürülmemektedir. Öte yandan hastaneye götürülen tutuklu/hükümlüler kelepçe ile doktorun karşısına çıkarılmakta olup, muayene kelepçeli olarak yapılmak istenmektedir.

* Hemen tüm hapishanelerde kitap sınırlaması bulunmaktadır. Tutuklu ve hükümlülerin belli sayının üstünde kitap bulundurmasına izin verilmemektedir.

* Hemen tüm hapishanelerde tutuklu/hükümlülerin kaldıkları koğuş ve hücrelerin havalandırmalarında sabit kamera bulunmaktadır.

* Bir bütün olarak bakıldığında Marmara bölgesi hapishaneleri içerisinde hak ihlallerinin, sürgün sevk, işkence ve kötü muamele uygulamalarının en yoğun olduğu hapishanenin Silivri Kampüs hapishanesi ve özelde de Silivri 9 No’lu Kapalı (F tipi) hapishanesi olduğu gözlemlenmiştir. Hapishane yönetim tarzı ve infaz modeli olarak Silivri 9 No’lu hapishanesinin pilot uygulama yeri olarak seçildiği anlaşılmaktadır. Örneğin hali hazırda hiçbir hapishanede hücre ve koğuşların havalandırmalarının üstünde tel örgü uygulaması yok iken Silivri 9 No’lu hapishanesindeki hücrelerin havalandırmalarının üstü tel örgülerle kaplanmış durumdadır.”

MA