Küba’da Seçim Süreci Tamamlandı, Devrim Sürüyor!

Küba’da Kasım ayında mahallelerde başlayan ve tabandan delegelerin seçilmesiyle ilerleyen seçim süreci, 18-19 Nisan’da Halk İktidarı Ulusal Meclisi’nin yeni Meclis Başkanı, Devlet Başkanı ve Devlet Konseyi’ni seçmesiyle tamamlandı.

Sosyalizmin kızıl adası Küba’da altı ay süren seçim süreci tamamlandı. Devrimin önderi Fidel Castro’nun ardından iki dönem Devlet Başkanlığı yapan Raul Castro daha önce başkanlık görevini devredeceğini açıklamıştı. Aralarında Raul Castro’nun da olduğu 604 milletvekili tarafından devlet başkanlığına Miguel Mario Díaz-Canel Bermúdez seçildi. Devlet Konseyi birinci başkan yardımcılığı görevini ise 72 yaşındaki Salvador Valdes Mesa üstlenecek. Konsey’de 11 kişi ilk kez seçilirken 11 kişi görevlerine devam edecek şekilde yeniden seçildi. Başkan yardımcılıklarına  Ramino Valdes Menendez, Roberto Tomas Morales Ojeda, Gladys Maria Bejenaro Portela, Ines Maria Chapman Waugh ve Beatriz Jhonson Urrutia seçilirken; Homero Acosta Alvarez Konsey Sekreterliği görevine seçildi.

Díaz-Canel’in Başkan seçilmesi Meclis’te büyük bir coşkuyla karşılandı. Yaptığı konuşmada devir teslim sürecinin bir devamlılık teşkil ettiğini ve uzun bir hazırlık sürecinin ürünü olduğunu ortaya koyan Díaz-Canel, devrimcilerin Devrimin mirasına sahip çıkacaklarından, devrimin tarihi lideri Komutan Fidel Castro Ruz’un efsanesini sahiplenerek General Raul Castro Ruz’un cesareti ve öğretileri ışığında yola devam edeceklerinde şüphe duymadığını ifade etti.

Konuşmasında “Bizim için Küba Komünist Partisi’nin Küba halkını bir arada tutan ve halkın sadık ve layık olan toplumun ve devletin üstün yönetim gücü olduğu açıktır.” diyen Díaz-Canel kuşaklararası aktarımın sağlıklı bir şekilde sağlanması için Raul Castro’nun özverili çalışmalarına değindi. Sözlerine Raul Castro’ya olan minnetini ve saygısını ifade ederek devam eden Díaz-Canel “(Raul Castro) her Kübalı komünist ve devrimciye referans olmaya devam edeceği gibi bizim Genel Sekreterimiz olmaya da devam edecek. Ve çünkü Küba’nın ona ihtiyacı var, onun fikirlerine ve devrimci amaç için yönlendirmesine; herhangi bir hata ya da eksikliğe karşı deneyimine ve öğretilerine, saldırmak için hep hazırda bekleyen emperyalizme karşı verilecek olan savaşta ona ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Díaz-Canel’in konuşması genel olarak Küba’da sosyalizmin yenileceği umudunu taşıyanlara cevap niteliğindeydi ve merkezinde sosyalizmin ileriye taşınmasını ve devrimci görevlerin yerine getirileceğini koymuştu. Raul Castro da yaptığı kapanış konuşmasında Komünist Parti’nin yeni Başkanı destekleyeceğini ve arkasında olduğunu açıkladı. Raul Castro konuşmasına Díaz-Canel’in bugüne kadar Devrim’e yaptığı hizmetleri ifade ederken, bu geçiş dönemine hazırlandıklarını ve Devrimin yükselişi ve yeni zafereler için kuşaklar arası aktarımın sağlıklı bir şekilde devam etmesi gerektiğinin önemine vurgu yaptı. Raul konuşmasında enternasyonel dayanışmanın önemine, devrimci görevlere ve ABD emperyalizminin saldırılarına dikkat çekti.

Devrim sağlam adımlarla ilerliyor

Zamanında kapitalizmin pirus zaferini “Dünyanın sonu” olarak ilan edenler, bugün de “Castro Dönemi kapandı”, “Devrimden sonra doğanlar iktidarda” ifadeleriyle “sevinç” çığlıkları atmaktan geri durmuyorlar elbet.

Emperyalistlerin sözcülüğünü üstlenenler Küba’ya saldırmak için malzeme yaratmaya çalışadursun, Küba’da Devrim sağlam adımlarla ilerliyor.

Üniversite yıllarında Komünist Gençlik Örgütü (UJC) önderlerinden biri olan Díaz-Canel, doğup büyüdüğü Villa Clara’da örgütün il sekreterliğini ve ulusal komite ikinci sekreterliği görevini üstlenmiştir. Díaz-Canel sosyalist iktidarın en kritik dönemeçlerinden biri olan Özel Dönem sürecinde aldığı yöneticilik sorumluluğunu hakkıyla yerine getirmiş bir kadro olmuştur. Díaz-Canel 27 yaşında iken Sandinistlerin iktidarda olduğu Nikaragua’da parti temsilcisi olarak Devrimin enternasyonalist misyonunun neferlerinden biridir. 1994’ten itibaren, aralarında Yüksek Öğretim Bakanlığı, Villa Clara parti sekreterliği ve Holguín parti sekreterliğinin bulunduğu önemli sorumluluklar yerine getirmiştir. 1997’de Küba Komünist Partisi’nin Politbürosu’na seçildiğinde, bu göreve o güne dek seçilmiş en genç kişiydi. Díaz-Canel 2013-2018 arasında, yani son meclis döneminde, Raúl’ün hemen ardından gelen birinci başkan yardımcılığı pozisyonunda görev yapmıştır.

Seçim sonuçları Küba’da uzun süredir yapılan hazırlığın bir ürünü olarak ortaya konmuştur. Devrimi yapmış kadrolar uzun zamandır ülkeyi yönetecek yeni bir kuşağın sorumluluk üstlenmesi için hazırlık yapmaktaydı. Küba Komünist Partisi’nin önderliğindeki ülke, milyon dolarlar harcanan seçim kampanyaları sonucunda kazanan partinin beş yıllığına tüm politikaları değiştirdiği bir tarzla değil, uzun vadeli kararlar alınan ve yeniliklerinin tümünün önce pilot uygulamalar ve deneme-yanılma yöntemleriyle sınandığı, planlı bir tarzla yönetilmektedir. 19 Nisan’da tamamlanan seçim, bu mercekten bakıldığında, devlet başkanlığı görevindeki devir-teslimin çok ötesinde bir sürecin söz konusu olduğunu ortaya koymaktadır.

Yalnızca sayılara baktığımızda dahi, Küba sosyalizminin önderliğinde ciddi bir kuşak değişimi yaşandığı görülmektedir. Meclise seçilen 604 vekilin yüzde 56’sı, bu görevi ilk defa üstlenen isimler. Yaş ortalaması 49 olan mecliste kadın vekiller, yüzde 53’lük oranlarıyla çoğunluktadır. Vekillerin yalnızca yüzde 12’si devrimden önce doğmuş isimlerdir. Onlardan daha fazlası, yüzde 13’üyse 18 ila 35 yaş arasında. Yürütme yetkisinin bir kısmını üstlenen Devlet Konseyi’nde de tablo farklı değil. 31 üyenin 15’i kadın, yaş ortalaması 54 ve üyelerin yüzde 70’i devrimden sonra doğmuş kadrolar.

Devlet başkanının kanun hükmünde kararname çıkarmak dahil yürütme alanında tek başına üstlendiği neredeyse hiçbir sorumluluğun olmadığı Küba’da asıl kolektif liderlik diyebileceğimiz Devlet Konseyi’nde bu dönem yalnızca Raúl Castro değil, devrimin kimi başka önemli tarihsel figürleri de görev almayacak. Eski Başkan Yardımcısı José Ramón Machado Ventura, General Álvaro López Miera, Santiago de Cuba’nın halk arasında çok sevilen parti sekreteri Lázaro Exposito bu isimlerden bazıları.

Öte yandan kuşaklararası deneyim aktarımının sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi içini, Raul Castro bir sonraki olağan parti kongresinin yapılacağı 2012 yılına kadar Küba Komünist Partisi’nin Birinci Sekreterliği görevine devam edecek.

23 Nisan 2017

Miguel Mario Díaz-Canel Bermúdez’in Meclis’te yaptığı açılış konuşmasının büyük bir bölümüne aşağıda yer verilmiştir.

Doğalında ilerleyen bu anın yarattığı endişelerin ve beklentilerin farkındayım. Fakat biz halkın gücüne, zekasına ve bilgeliğine; Parti’ni deneyim ve önderliğine; Fidel’in fikirlerine ve Raul’un varlığına; aynı zamanda Küba komünistlerini temsil eden siyasi örgütün İkinci sekreter olarak paha biçilemez işçi yoldaşımız Jose Machado Ventura’ya ve yanı sıra üniformalı insanları temsil etmeyi asla bırakmayacak olanlar tarafından kurulan Ordu’nun gücüne, sadakatine ve prestijine sahibiz…

Barış ve güvenliğe karşı büyüyen tehditler, müdahaleci savaşlar, insan türünün hayatta kalmasına yönelik tehditler ve adaletsiz ve dışlayıcı uluslararası ekonominin karakterize ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu bağlamda, Küba dış politikasının aynı kalacağını ve hiç kimsenin Devrim’i zayıflatamayacağını ve Küba halkını ezemeyeceğini yineliyorum. Çünkü Küba halkı egemenliğinin ve bağımsızlığının gereklilikleri için imtiyaz sağlamaz, ilkelerini müzakere etmez ya da verili koşulları kabul etmez. Hiçbir zaman baskı ve tehditlere boyun eğmeyeceğiz; bağımsız Küba halkı gerekli gördüğü değişiklikler için karar alıcı olmaya devam edecektir…

Yönetimimiz ve önderliğimiz, halka sürekli temas içinde ve devrimci görevlerde ve karar alma süreçlerinde nüfusun katılımını kolaylaştırarak, hali hazırda ulusal politikamızın ayrılmaz bir parçası olan demokratik süreçlerle giderek daha kolektif olmalıdır.

Aynı şekilde Devrimimiz bu yıllar boyunca hiçbir söz vermemiştir, ben de vermeyeceğim. Ben hükümet ve halk olarak kısa, orta ve uzun dönemli olmak üzere Parti ve Devrim Politikası Kılavuzları formunda oluşturduğumuz programın yerine getirilmesi için çalışma taahhüdümüzü ifade etmek için buradayım. Anavatanımız ve sosyalizm için yeni zaferler ancak her gün özverili ve verimli çalışarak ve yenilmez Devrimci Silahlı Kuvvetlerimizin her zaman savaşa hazır olmasıyla kazanılacaktır. Bu bizim için güçlü emperyalist komşumuzun tehditleri karşısında durmanın yoludur. Burada, yıllarca süren mücadeleyi yok sayan ya da yok eden bir geçiş için yer yoktur. Küba’da insanlar karar verdi, Devrim’de doğan ve eğitilen nesiller ve kurucu nesiller baskıya boyun eğmeden, korkmadan, geri çekilmeden çalışmaya devam edecek…

Kapitalizmin restorasyonunu amaçlayanların bu mecliste yeri olmayacaktır; bu Meclis devrimi savunacak ve sosyalizmi mükemmelleştirmeye devam edecektir.

İçsel zorluklarımızın üstesinden gelmek için, önceliklerimizin Yedinci Parti Kongresi’nde onaylanan belgelerde tanımlandığını ve halkın geniş kesimlerine sunulduktan sonra Parlamento tarafından onaylandığını vurgulamak önemlidir. Bu belgeler, siyasi-ideolojik çalışmanın, barış, birlik ve ideolojik mücadelenin ulusal ekonominin gelişmesiyle yakından bağlantılı olduğunun ve halkın çoğunluğunun sosyal ve ekonomik modelimizi geliştirmek için bilinçli, aktif ve özverili katılımının temel misyonumuz olduğunu kabul eder…

Kendimizden önce gelen ihtişamın gölgesinde yaşamakla yetinmek, aynı zafere ihanet etmek olacaktır. Bu Meclisin üyeleri Devrimin kurucuları ile doğdu, büyüdü ve onlardan öğrendi ki tersi doğru gözüktüğü anlarda bile tüm hayaller gerçeğe dönüştürülebilir….

Başka hiçbir ülke, Küba’nın karşılaştığı ekonomik, ticari, askeri, politik ve medya saldırılarına karşı teslim olmadan yıllarca direnmedi. Ancak bu hiçbir şekilde bir mucize nedeniyle gerçekleşmemiştir. İlk olarak, bu insanların yüreğinden doğan özgün bir devrimin, kendisini halkın üzerinde görmeyen fakat en büyük tehlike ve risk zamanlarında en önde yürüyen tutarlı bir liderliğin sonucudur. Yeryüzünün fakirleri için ve onlarla, cesareti ve uzmanlığı ile sınırlarımızı aşan ve savaşın tüm vahşiliği içinde dahi yaratıcı barış ilkesiyle davranan dağların ortasında doğan bir ordunun sonucudur. Mariategui’ye göre bu gereklilik, özgünlük, hayal gücü, cesaret ve kahramanca yaratımdır.

Marti “Yaratmak bu neslin şifresidir” diye yazdı. Fidel’in kuşağı bu sözün uygulayıcısı oldu ve efsanesini yükseltme sorumluluğuna sahip olan bizlerin görevi ise bunu kendimizin yapmaktır.

Dışarıda yargılardan çok sorularla bize bakan bir dünya var… İletişim çağında, düşmanlarımız devrimci çalışmalarımızı lekelemeye, çarpıtmaya ve görünmez kılmaya devam ettiler. Buna rağmen hala yok etmeyi başaramadılar. Doğrularımızı yaymak için daha yaratıcı olmalıyız… Gerçeklerimizi yaymak için teknolojinin olanaklarından daha fazla yararlanmayı öğrenmeliyiz.

Şunu açıkça belirtelim ki, Küba devrimi zeytin yeşili olmaya devam edecektir ve tüm saldırılarla savaşmaya hazırdır…

Yoldaşlar,

Bu sembolik günde Fidel’i sonsuza dek aramızda tutmak için Fidel’i, onun fikirlerini, güçlü, üretken ve vazgeçilmez mirasını düşünüyoruz. Devrimci neslimizin her bir teli biz ilan ettiğimizde titreyecektir: Ben Fidel’im!

Ve son nefesimize kadar 57 yıl önce Playa Giron kumsalında tarihi kuşağın mücadelesi ile bizim için kazanılan “mütevazi sosyalist ve demokratik Devrimi, alçakgönüllülükle ve alçakgönüllülük için” savunmak için yemin ediyoruz. Şimdiye dek yenilmemiş bu zafer şimdi bize teslim edildi. Ve biz bu zaferi daha yukarı taşımakla yükümlüyüz.

Bugün bunu belirtmek oldukça önemlidir:

Vatan ya da ölüm!

Ya sosyalizm ya ölüm!”             

Direnisteyiz.org