Kazdağları İstanbul Dayanışması direnişin 1. yılında Kadıköy’de basın açıklaması gerçekleştirildi

İşgalci Alamos’u Kazdağları’ndan göndermek için direnişe geçen ve direnişin 1. yılını dolduran yaşam savunucuları Kadıköy Beşiktaş İskelesi’nde eylem gerçekleştirdi.

Basın açıklamasının tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Kazdağları’ndaki altın rezervini çıkarmak için milyonlarca ağacı katledecek maden şirketine karşı Kazdağları’nda başlattığımız nöbetin birinci yılında bir aradayız. İstediğimiz her şeyin başladığı yerde Kazdağları’nda olmaktı bugün ve yaklaşık 9 aydır yasal olarak işgalci pozisyonunda olan ve ruhsatsız bir şekilde alanda bulunan Alamos Gold şirketinin Kazdağları’ndan gönderilmesi gerektiğini hatırlatmaktı. Şuan İstanbul’dayız çünkü Çanakkale’ye gitmek üzere çıktığımız yolda Gelibolu’da jandarma ve polis ekipleri tarafından durdurulduk. Bizlere Valilik tarafından Kazdağları direnişine özel ve şirketi korumak amaçlı çıkarılan yasak okunarak kentte eylem yasağının olduğu ancak seyahat yasağı olmadığı kimlik kontrolünün ardından serbest bırakılacağımız söylense de saatlerce trafik kontrol noktasında alıkonulduk. Uzun süren görüşmelerimizin ardından bizleri suç işlemek pahasına orada tutan kolluk kuvvetlerine araçlarımıza el koydukları için yürüyeceğimizi söyledik ve yola düştük. Seyahat hakkımız bir kez daha ve bu defa zor kullanılarak engellendi. Birkaç arkadaşımız gözaltına alınsa da onları geri aldık. O sırada Çanakkale’de bulunan 16 arkadaşımız da aynı keyfi karar gerekçe gösterilerek yerlerde sürüklenerek, yakın mesafeden suratlarına biber gazı sıkılarak ve darp edilerek gözaltına alındı. Tüm dünyayı saran Korona Virüs pandemisi bizlere Kazdağları’nı, Munzur’u, Salda’yı, Salihli’yi, Alakır’ı, Kuzey Ormanları’nı, Cerattepe’yi ve bu memleketteki her bir ağacı, suyu, toprak parçasını savunurken ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Gölgesini satamadığı ağacı kesen bu sistem ise bir iklim krizi uçurumuna doğru körlemesine tüm dünyayı ısrarla sürüklemeye devam ediyor. Munzur’u savunanları tutukluyor, Salihli’de JES yapmayın diyenleri gözaltına alıyor, Sakaryalı köylülere saldırıyor ve onları hiçbir şey durdurmaya yetmiyor. Bizler Türkiye’nin dört bir yanında direnen yaşam savunucuları olarak başta Anayasa’nın bize verdiği yetkiye dayanarak herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını savunmaya devam edeceğiz. Bu nedenle Munzur suyu özgür aksın diye direndikleri için çeşitli bahanelerle tutuklanan yaşam savunucuları  Ali Ekber Barmağıç, Özkan Arslan derhal serbest bırakılmalıdır, işgalci Alamos Gold firması Kazdağları’ndan çıkarılmalıdır, ülke genelindeki talan projelerinden derhal vazgeçilmelidir.

Dün eğer engellenmeseydik, gözaltına alınmasaydık firmanın kapısına dayanıp şunları anlatacaktık: Alamos Gold işgalcisin. Defol

Kazdağlarına çok uluslu ya da yerli şirketlerin madencilik saldırısı, 2000’li yıllardan beri devam ediyor. DağlarıN, nehirleriN, ormanlarıN talana açık yerler olmadığını haykırıyoruz. Sadece Kazdağları’ndan değil, ülkenin dört bir yanından yükselen ‘doğaya sahip çık’ sesine kulak verdiğimiz için buradayız.

Doğaya hayat veren İda Dağı, civarındaki tüm pınarlarıyla, güzellikleriyle birlikte madencilerin talanına karşı ‘kurtarın bizi’ diyor.

Kazdağları ekosistemi içinde yer alan Kirazlı bölgesindeki maden proje sahası, geçtiğimiz yıl yüzbinlerce ağacın kesilmesiyle hepimizin yüreklerini acıtmıştı. Kanadalı şirket Alamos Gold’un ve onun yerli iştiraki olan Doğu Biga Madencilik’in Kirazlı’da, altın madeni için yaklaşık 350 bin ağacı katledişi, hepimiz için bardağı taşıran son damla olmuştu.

Tam bir yıl önce katliamı görmeye gelenlerin kaderine bırakıp gidemediği ve Kirazlı’daki Balaban tepesinin eteklerinde nöbet beklediği bir direniş başladı. Nöbet yeri, burada yaratılan dayanışma ile dostluklarla çoğaltıldı. Dayanışmayla kendi yaşam alanını ördü, köylüsünden kentlisine, gencinden yaşlısına, yerlisinden yabancısına herkes Kazdağları için Kirazlı’da buluştu.

Yaşam hakkı için farklılıklarını, çeşitliliği zenginlik olarak görenler, birbirlerine ve Kazdağları’na kenetlendi. Karda kışta, yağmurda, fırtınada, sıcak güneşin altında 4 mevsim Kazdağları’nın kucağında geçirildi. Nöbeti bitirmek için her türlü baskı ve suçlamalara, hala süren idari para cezalarına karşı kimse vazgeçmedi, vazgeçmiyor.

Madenci şirket Alamos Gold’un yani Doğu Biga Madencilik’in işletme ruhsatının yenilenmemesini ve kanunsuz ağaç kesimlerini yakalayıp, şikayetlerle durdurulmasını sağlayan nöbet, kamuoyunun vicdanı oldu. Dünya iklim kriziyle boğuşurken, tüm  dağlar, dereler, ormanlar rant projelerine peşkeş çekilip yok ediliyor. Yerli ya da yabancı şirketlerin kâr hırsına kurban ediliyor. Böyle bir dönemde Kazdağları’nda yükselen ses, tüm Türkiye’nin doğasının, para uğruna katledilmesi karşısında bir haykırışa dönüştü.

Yaşam Savunucuları “Ormanda kalmak yasak”, “Covid-19 pandemisinde burada kalamazsınız”, “ormana giriş yasak,  “sokağa çıkma kısıtlamasında burada kalınmaz” gibi saçmalıklara karşı itirazlarını ve dava açma haklarını kullanıyorlar. Tüm bu nedenlerle yansıtılan para cezaları toplamı şimdilik 333 bin 744 liraya ulaştı. Bu rakam muhtemelen daha da artacak.

Buradan sesleniyoruz: hukuk işlemiyor, kamu görevlileri ve kolluk güçlerine kanunsuz emirler veriliyor. Bu uygulamalardaki sorumluların hemen yargılanmasını bekliyoruz. Verilen gerçek dışı idari para cezaları da iptal edilmeli!  Adaletin tesisi için hemen şimdi adım atılmalı, bu büyük yanlıştan dönülmelidir.

Her ağacı tek tek savunan bizler, ne paranın ne de altının yaşamdan daha değerli olmadığını, mücadele ettikçe kazanılacağını biliyoruz.  Ormanı, dağlarımızı savunmak suç olmamalı, değildir !

Kazdağları nöbetinin 1. yılında tüm Türkiye’den tek bir ses çıkıyor artık: Kazdağları Yalnız Değildir ve Her yer Kazdağları’dır.

Artvin Cerattepe’den Alakır Nehri’ne, Efemçukuru’ndan, Munzur’dan Amanos Ormanları’na, Hasankeyf’ten Murat Dağı’na, Kaz Dağları’ndan Erzincan’a kadar neredeyse her dağın başında, her dere kenarında bir doğa katliamı ve o katliama direnen, suyunu doğasını  koruyan yaşam savunucuları var. Derdimiz büyük ama bir o kadar da ortak.

Bunun için Kazdağları direnişi sadece Kazdağları için değildir artık, baskı altında tutulmaya çalışılan tüm ekoloji mücadeleleri için de bir umuttur. Kazdağları’ndan yükselen ses, sular altında bırakılan Hasankeyf’in çığlığıdır da…Tüm yeryüzü evimizdir.

-Kazdağları’nı kurtarın!

-Alamos Gold’u tahliye edin ve tahrip edilen alanı rehabilite ederek tekrar yaban hayata kazandırın!

-Kazdağları’ndaki tüm madencilik projelerini iptal edin ve Kazdağları bölgesini koruma altına alın!

– Yaşam savunucularına kesilen tüm cezaları iptal edin!

 

   

KAZDAĞLARI İSTANBUL DAYANIŞMASI