Karayılan, Afrin için seferberlik çağrısında bulundu

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, T.C devletinin Efrîn’de tarihi bir yenilgi alacağını söyledi. PKK’nin saldırılara karşı sessiz kalmayacağını belirten Karayılan, tüm Kürt halkına seferberlik çağrısında bulundu.

Efrîn’e yönelik saldırının tüm Kürtlere yönelik bir saldırı olduğunu belirten Karayılan, PKK’nin bu saldırıya karşı sessiz kalmayacağını vurguladı. Karayılan, ‘’Biz şimdi orada değiliz. PKK farklı, YPG ve PYD farklıdır. Ama eğer saldırılar olursa elbette hepimiz bir olacağız’’ dedi. Sur ve Nusaybin direnişçilerini örnek veren Karayılan, Türk devletinin Efrîn’de asla sonuç alamayacağını söyledi. Murat Karayılan, ‘Efrîn, Arin Mirkan’ın memleketidir. Efrîn’in yiğitleri kutsal topraklarını savunacaklar’’  dedi.

Karayılan, ‘’Şuna inanıyorum ki, eğer AKP-MHP Efrîn’e saldırırsa, Efrîn savaşçıları ve halkı direnişleriyle onlara gereken cevabı verecektir ve AKP-MHP Efrîn’de tarihi bir ders alacaklar. İnanç ve umudumuz budur, nasıl ki Kobanê AKP ve DAİŞ’i yerle bir etti, Efrîn’de de yine AKP ve MHP yerle bir olacaktır.”

‘‘Eğer Türk savaş uçaklarıyla Efrîn’e bir müdahale yapılırsa bu Rusya’nın onayıyla gerçekleşmiş demektir’’ ifadelerini kullanan Karayılan, Rusya ve ABD’nin tutumuna ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Murat Karayılan, Efrîn’e yönelik saldırılara ilişkin açıklaması:

“TÜRK DEVLETİ EFRİN’E GİREMEZ”

Öncelikle değerli Efrîn halkımız, sonra da bütün Kürdistan halkı şunu bilmeli ki, Türk ordusunun böyle bir takati yoktur. Türk ordusu 9 ay boyunca Nusaybin’i tutamadı. Nusaybin Sendromunu yaşadı. Orada savaşan askerlerinin hepsi hastalandı, delirdi hastaneye kaldırdılar, birçoğu cepheden kaçtı, askerliği bıraktılar. Peki ne zaman Nusaybin’e girebildi? Sadece Nusaybin de değil, Şırnak, Cizre ve Sur’a ne zaman girebildi? Ne zaman ki, gördü içerideki direnişçilerin cephaneleri kalmamış, Biswing roketleri ve patlayıcı malzemeleri kalmamış o zaman zırhlı araçlarla girdiler. Bütün dünyanın gözü önünde Bab’ta 3 ay boyunca uğraştı. Bab’ın girişindeki Cebel Akılı tuttu, “tamam, en hakim yeri tuttuk” dediler. Ama DAİŞ’in kurduğu bir tuzaktı. Sonra DAİŞ çeteleri etraflarını sararak, onlarca insanlarını öldürdüler, tanklarını ellerinden aldılar, bazı askerlerini esir aldılar ancak kaçanlar canını kurtardı. Sonradan esir alınan askerleri yaktılar. Peki Bab’ı nasıl tuttular? Rusya’nın yardımıyla, alttan da DAİŞ çeteleriyle anlaşarak, DAİŞ’in geri çekilmesiyle Bab’a girdiler. Yani Türk devletinin gürültüsü var, görüntüsü var ama savaş özü yok. Biz bu devletle 35 yıldır savaştığımız için iyi tanıyoruz. Türk Devleti Efrîn’e giremez. Ama savaşacak. Çünkü Türk devleti şunu iyi görüyor, eğer savaşmazsa tamamıyla kaybedecek. Bazı yerlerde imkan bulduğu oranda, Rusya izin verirse biraz savaşmak istiyor. Ama bu Efrîn’e girebileceği anlamına gelmiyor.

“ABD’NİN TUTUMU SAMİMİ DEĞİL!”

Nasıl ki Suriye’de dünyanın bütün güçleri varsa, şüphesiz Suriye Demokratik Güçlerinin öncülüğünde yaşanan direniş bu güçlerle sağlanan iletişimler ile yürütülüyor. Çünkü YPG, YPJ ve SDG Kürdistan’ın Rojava’sında ve Suriye içinde sadece kendileri için savaşmadılar, bütün insanlık için savaştılar. DAİŞ’in başkentini ele geçirdiler. Bu güç, DAİŞ’in başkentinin düşmesine damgayı vurmuş bir güçtür. Bu güç, El Nusra ve DAİŞ çetelerine karşı yapılan savaşta kendini örgütlemiş bir güçtür ve dünya güçleri de destek vermişlerdir. Fakat bazı şeyler dönüyor, Türkiye’nin şantajına karşı bu güçler çok hesapçı yaklaşıyorlar. Mesela bir Amerika yetkilisi açıklama yaptı. Gerçekten de yapılan açıklama provokatif bir açıklamaydı. Rojava’daki Kürtlere karşı hem Türkiye’yi tahrik etti, hem Suriye’yi tahrik etti, hem de İran’ı tahrik etti. Sonradan da “biz, Türkiye’nin kaygılarını iyi anlıyoruz” ve “hiç bir savunmamız veya varlığımız Efrîn’de yoktur.” Yani Efrîn’e girebilirsiniz demeye getiriyor. Eğer hiç bir şeyin yoksa, eğer sen SDG ile DAİŞ’e karşı iş yapıyorsan, SDG’nin bir bölümü Efrîn’dedir! Organik bir örgüttür değil mi? Yani ortada bir samimiyetsizlik var. Hem Kürdistan’ın üzerindeki egemen devletleri konuşmalarıyla tahrik ediyor, hem de sonradan “zaten Efrîn’i savunmuyoruz” diyor. Ben burada şunu söylüyorum, YPG ve SDG yetkilileri bu durumu yorumlayabilmeliler. Kendine “Uluslararası bir gücüm” diyor, kendini o kadar büyük görüyor, hem tahrik ediyor hem de kendini geriye çekiyor! Gerçekten de bu yaklaşım çok kaygı ve şüphe uyandıran bir yaklaşımdır ve doğru olmayan bir tutum var ortada.

“SOÇİ VE CENEVRE NEDEN BAŞARILI OLMUYOR?”

Rusya da kaç seferdir Soçi toplantısını erteliyor. Neden? Kürtler Suriye’de bir hakikat ve güçtür. Eğer Kürtlerin o toplantıya gitmelerine izin vermezlerse, o toplantı boşa çıkacak. Kürtler toplantıya katılırsa, Türkiye buna karşı çıkıyor. Her iki tarafı da razı edecek bir çözüm arıyor. Oysa Türkiye ırkçı bir devlettir. Burada gerekli olan şey nedir? Gerekli olan şey, meseleyi açık bir şekilde tartışmaktır. Bakın, Soçi, Uluslararası bir platformdur ve tıkanmış. Neden? Kürtler için. Cenevre başarılı olamıyor. Neden? Kürtler yok. Suriye’nin üçte birini kontrol altında tutan güçlerden biri bile hazır değil. Neden? Türkiye karşı çıkıyor diye. Türkiye’nin meselesi, Kürt halkının hakikatini inkar etmesidir, bütün Kürtleri terörist olarak görüyor. Kürtlerin üzerinde ırkçı bir siyaset yürütüyor. Eğer bu devletler gerçekten dünyayı idare etmek istiyorlarsa adil olmak zorundadırlar. Türkiye’ye “dur” demelidirler. “Kürtler vardır, sen hepsini terör sayamazsın. Ve Kürtler Suriye’de ciddi ve esas bir faktördür. Yanlış yapıyorsun” demeliler. Ama kendi çıkarları için söylemiyorlar. Onun için bir böyle yaklaşıyorlar, bir öyle yaklaşıyorlar. Tam olarak bilmiyorum, ama herhalde Rojava devriminin yetkililerine bir şey söylüyorlar, Türkiye’ye başka bir şey söylüyorlar. Yani bunun için hem Rusya hem de Amerika birçok kez ofsayta düşüyorlar. Gerekli olan şey, artık bölgede Kürt sorununun açıkça tartışılmasıdır.

“ERDOĞAN’IN TERBİYESİZLİĞİNE ‘YETER’ DENMELİ”

Tüm dünya güçleri şunu bilmeliler ki, Ortadoğu’da Kürt sorunu çözülmeyene kadar hiç bir sorun çözülemez. Kürdistan meselesi önemli bir meseledir. Kürdistan sorunu bir çözüme kavuşmayana kadar Ortadoğu’da huzur da gelişmez. Suriye’de Kürt sorunu çözülmeyene kadar, yeni Suriye’nin demokratik bir şekilde kurulması mümkün değildir. Artık birilerinin kalkıp Türkiye’ye bu gerçeği açıkça söylemesi ve kavratması gerekir. Ama bu hakikati Türkiye’ye söylemeye cesaret edemiyorlar. Neden korkuyorlar? Değil ki, Türkiye güçlüdür diye, aslında Türkiye kendini satmakta ve kendini onlara peşkeş çekmektedir. Bunu Türkiye’ye söyleyecekleri zaman, Türkiye’den aldıkları nimetlerden mahrum kalacaklarını bildikleri için söylemiyorlar. Ama biz, artık bunun zamanının geldiğini belirtiyoruz. Gerçekten artık istikrardan yana olan güçler ve tüm kamuoyu, yine demokratik ve hümanist güçler, insan haklarından yana olan kesimler, tüm halkların bu topraklarda özgürce yaşamasını isteyenler, artık Türkiye’nin bu ırkçılığına “yeter” demeliler. Artık Erdoğan’ın Kürtlere dil uzatmasına ve terbiyesizliğine yeter demeliler. Gerekli olan da budur. Bunu belirtip, belirtmeyeceklerini bilmiyorum, ama doğru olan budur. Eğer adaleti yürütmek istiyorlarsa, doğruları konuşmak istiyorlarsa ve birbirlerini kandırmak istemiyorlarsa Kürt meselesini açıkça tartışmalılar. Türk devleti kendi sınırları içerisindeki Kürtler üzerinde soykırım siyasetini yürütmekte ve bunu diğer parçalardaki Kürtler üzerinde de yürütmek istiyor. Bunun açıkça tartışılması gerekir.

Mesela ABD yetkilileri “biz Türkiye’nin kaygılarını anlıyoruz ve biz teröre karşı Türkiye’nin yanındayız” diyorlar. Ama Türk devleti, tüm Kürtlere “terörist” diyor. Yani şimdi HDP terörist midir? HDP’nin tüm eş başkanları tutuklanmış, o kadar Kürt siyasetçi tutuklanmış, bunlar hangi terör faaliyetinde bulunmuşlar? Onlar demokrasi istiyorlar, insan haklarını istiyorlar ve Türk devleti bunlara  karşıdır. Aslında Türk devletinin kendisi Kürtler üzerinde terör uyguluyor. Türk devleti Kürdistan’da terör uyguluyor. Kim Cizre’deki bodrumlarda diri diri insanların üzerine benzin dökülerek yakıldıkları durumun, terör olmadığını iddia edebilir? Artık tüm dünya bu hakikati görmelidir. AKP’nin Kürdistan’da uyguladığı vahşet, faşizm ve terörünü görmeli ve bunun önünü almalıdır. Bunların önü alınmayana kadar bu hep bir çelişki durumu olarak kalacaktır. Ama biz PKK ve Kürt halkı olarak görüşümüz budur: biz tüm dünyaya hakikatleri anlatıyoruz. Fakat sırtımızı kimseye dayamak durumunda değiliz. Biz, halk olarak sırtımızı kendimize dayamalıyız. Biz kendimiz, kendi dostumuzuz. Bundan 10 yıl önce arkadaşlar tarafından bir kitap yazılmıştı, orada şöyle bir belirleme vardı; “ Kürtlerin stratejik dostu Kürt halkının kendisidir ve dağlarıdır.” Ben şimdi Güney Kürdistan’daki yetkililerin ve siyasetçilerin de aynı şeyi belirttiklerini duydum. Bu son derece doğru bir yaklaşımdır. Asıl hakikat budur; asıl dostumuz biz kendimiziz. Sırtımızı dayayacağımız dostumuz dağlarımızdır. Biz böyle güç ve irade haline gelebiliriz.

“DÜNYA’YA ÇAĞRI: FAŞİZME ORTAK OLMAYIN”

Ama biz tüm dünyaya şunu da diyoruz; ey dünya! Ey tüm dünya güçleri! Kürtler üzerindeki faşizme taraf olmayın, bu faşizme ortak olmayın. Mesela biz şuan Rusya’ya özellikle de sayın Putin’e şunu söylüyoruz: Türk devleti Kürtler üzerinde soykırım siyasetini yürütüyor. Sen buna ortak olmamalısın. Bunlar Kürdistan’da katliam yapıyor, Efrîn’de katliam yapmak istiyorlar. Efrîn’de bir milyon insan yaşıyor ve biz çok iyi biliyoruz ki Rusya onay vermeyene kadar, Türk devleti Efrîn’e müdahale edemez. Zaten şuan Efrîn’de top atışlarıyla, orta ve ağır silahlarla yürütülen bir savaş durumu var. Karadan ilerleme yoktur. Türk ordusunun şuanda karadan ilerlemesi söz konusu değil. Ama Türk devleti hava yollarını da kullanarak, havadan önünü görüp, vurarak karadan ilerlemek istiyor. Çünkü bunun dışında öyle karadan ilerleme sağlayamaz. Peki hava sahası kimin kontrolünde? Hava sahası Rusya’nın kontrolündedir. O zaman Türk savaş uçakları Efrîn’in hava sahasında dolaşırlarsa, belki uçakların üzerinde Türk bayrağı olabilir, ama bu Rusya’nın gönderdiği uçaklar olduğu anlamına gelecektir. Yani bunlar Rusya’nın savaş uçakları demektir. Yani eğer savaş uçakları Efrîn üzerinde hareket ederlerse, bunu Rusya yapmış demektir. Kürt halkı ve tüm kamuoyu bunu böyle anlayacaktır. Neden? Çünkü Efrîn ve Suriye hava sahası Rusya teknolojisinin denetimindedir. Bırakalım uçakların Efrîn üzerinde dolaşmasını, yüz metre bile sınırı geçmeleri durumunda onları görüp müdahale edebilecek konumdadır.

“SAVAŞ UÇAKLARI SALDIRIRSA BU RUSYA’NIN ONAYIYLA GERÇEKLEŞMİŞ OLUR”

Bunun için kamuoyu da, halkımız da bunu bilmeli ki, eğer Türk savaş uçaklarıyla Efrîn’e bir müdahale yapılırsa bu Rusya’nın onaylamasıyla gerçekleşmiş demektir. Yani bunu Rusya yapmaktadır. Bunun için özellikle Rus yetkililerine çağrıda bulunuyor ve Rus yetkililerinin Erdoğan’ın bu kirli emellerine ortak olmayacaklarını umuyoruz. Kürt halkının kendilerinden beklentisi budur. Yani bir müdahale olursa, bu büyük devletler için bir kalleşlik olacaktır. Yani şuan orada Rusya’nın askerleri var, oraya yardımda etmiş. Orada YPG ve SDG güçlerine yardımda bulunmuş. Yani şuan resmi olarak onları desteklediğini söylüyor. Bunun üzerine kalkıp Türk savaş uçaklarına yol verirse bu kalleşlik olur. Bunun için biz Rus yetkililerin kendilerini böylesi bir pozisyona sokmayacaklarını umut ediyoruz. Doğru, Türk devletinin bu konuda umutları var, Erdoğan bunun için fazlasıyla çabalıyor. Amerika’ya karşı yaptığı şantajlar özünde Rusya’ya karşıdır, Amerika gibi onları da kendi arkasına almaya çalışıyor. Yani gerekirse Rusya’ya karşı bir tutum alabilir.

Türkiye’nin esas daralması Idlib’de, Rusya ve Suriye güçlerinin yürüttükleri operasyondan başlamıştı ve Himemim üslenmelerine dönük şiddetli ve kapsamlı saldırılar olmuştu. Doğru, Rusya başkanı Putin, “bu saldırıda Türk yetkililerin ve Türk askerlerinin parmağının olduğuna inanmıyoruz” dedi. Ama şu da bir hakikattir ki, Idlibte yer alan tüm gruplar, Türkiye istihbaratının bilgisi dışında tuvalete bile çıkamazlar. Öyle dışarıdan uçak getirmelerini, hem de uçakların toplu bir şekilde sadece bir kere değil iki defa saldırmaları Türkiye’nin yardımı olmadan bunun yapılması hiç mümkün değildir. Eğer Türkiye yardım etmemişse, bu mini uçakların hepsini nereden getirdiler, hangi gümrükten geçirdiler? Nasıl oraya gelip Rusya’nın üslerini vurdular? Çok açık ki bu MİT’in planıdır. Ama kendi çıkarları için “biz Türkiye’nin parmağının içinde olduğuna inanmıyoruz” biçiminde bir açıklama yaptılar. Olabilir, bu onların bileceği bir şey. Ama Kürt halkı olarak bizim istediğimiz şey nedir? Kürt halkının düşmanı var, bu düşman ırkçı bir düşmandır, el uzatıyor ve saldırı yapmak istiyor, hiç  bir devletin buna ortak olmaması gerekiyor. Rusya devleti eğer bölgede çıkarlarını korumak istiyorsa, AKP’nin saldırganlığına ortak olmamalı. Aynı şey Amerika için de geçerlidir.

Halkımız da şunu bilmeli; Efrîn’de de Kürdistan’da da öncelikle kendimize güveneceğiz. Ama Türkiye’nin kirli emellerine kimse ortak olmamalı. Aslında insanlık gereği olarak buna karşı çıkmalılar. Eğer karşı çıkmasalar bile, buna ortak olmamalılar. Neden? Türkiye ile kimse ortak olmazsa, destek vermezse, Türkiye tek başına Kürt halkıyla başa çıkamaz.

“EFRİN’E SALDIRI TÜM KÜRTLERE KARŞI YAPILAN BİR SALDIRI OLUR”

Efrîn’e olası saldırı gelişirse, bu bütün Kürtlere karşı yapılan bir saldırı olur. Sadece Kürdistan’ın bir bölgesine değil, Kürdistan halkının bütün kazanımlarına yapılan bir saldırı olur. Kobanê gibi; nasıl ki düşman Kobanê’ye saldırdı, bütün Kürdistan halkı bu saldırıları kendine karşı gördü, seferberlik oldu ve herkes destek verdi. Aynı şey Efrîn için de geçerlidir. Efrîn Kürdistan’ın aynası gibidir. Efrîn’e baktığımız zaman Kürdistanı görüyor gibi oluyoruz. Serhat’tan Botan ve Riha’ya kadar her Kürt aşiretinin bir kısmı Efrîndedir. Kürdistan’daki bütün inançlar, az da olsa Aleviler var, Ezidiler var, zaten çoğunluğunu Sünniler oluşturmaktadır. Yani Kürtlerin her rengi Efrîn’de bulunmaktadır. İnanç, kültür ve ulusal zenginlik bakımından Efrîn gerçekten de Kürdistan’ın aynasıdır. Kürdistan aynasını kaybederse, her şeyini kaybeder ve kendini göremez. O açıdan Efrîn’e yapılan saldırı hepimize yapılmış bir saldırıdır.

“AKP-MHP EFRİN’DE TARİHİ BİR DERS ALACAKLAR”

Her şeyden önce Efrîn halkımız -ki biz o halkı çok iyi tanıyoruz- fedakarlık ve kahramanlıkta öndedir. Arin Mirkan, Efrînli değil miydi? Rıfatê Ereban da Efrînliydi. Yani birçok Egîdî (Yiğit) vardır. Kürdistan’ın birçok yerinde şehitleri vardır ve kahramanlık yaratmışlar. Efrîn’in kutsal topraklarında da aynı kahramanlığı göstereceklerine sonuna kadar inanıyorum. Hem savaşçıların hem de Efrîn halkının sadece kendilerine güvenmeleri gerekiyor ve örgütlenmesini güçlendirmeliler. Eğer savaşçılar ve halk birleşirse kimse onları yenemez. Halkımız bunu bilmeli. Düşman o kadar güçlü değil, gürültüsü fazladır, ama hakikati böyle değildir. Esasen düşmanını küçük görmeyeceksin, düşmanı bütün hakikatiyle görmelisin. Yani ne küçük görmelisin, ne de büyük görmelisin. Onlar psikolojik savaş yürütüyorlar, çok fazla kalabalık yapıyorlar ama özünde o güç onlarda yok. Mesela saldırı yapıp, yapamayacağını göreceğiz. Şuna inanıyorum ki, eğer AKP-MHP Efrîn’e saldırırsa, Efrîn savaşçıları ve halkı direnişleriyle onlara gereken cevabı verecektir ve AKP-MHP Efrîn’de tarihi bir ders alacaklar. İnanç ve umudumuz budur, nasıl ki Kobanê AKP ve DAİŞ’i yerle bir etti, Efrîn’de de yine AKP ve MHP yerle bir olacaktır.

Bu konuda Efrîn Kanton Yetkilileri birçok açıklama yaptılar. YPG Komutanı Sipan Hemo yoldaş bir açıklama yaptı. Biz bütün YPG, YPJ ve SDG güçlerini selamlıyoruz. Onların Efrîn direnişini en büyük düzeyde güçlendireceklerine inanıyoruz. Bu konuda hiç şüphemiz yok. Ama savaşçılar kendine güvenmeli, halk ve savaşçılar birlik olmalı ve halk kendini örgütlemeli. Eğer böyle olursa zaferleri kesinleşir. Yani kendi kendilerine güvenmeliler.

“PKK, EFRİN’E YÖNELİK SALDIRIYA KARŞI SESSİZ KALMAYACAK”

Ama herkes şunu iyi bilmeli ki, biz onların arkasındayız ve sadece arkalarında değiliz, yanlarındayız. Erdoğan hep şunu söylüyor “PKK orada denize yaklaşacak” şimdi PKK orada yok. Efrîn halkının yurtsever ve kahraman halkı oradadır. Ama eğer onlar Efrîn’e el uzatırlarsa, o zaman tabii ki PKK de bu duruma seyirci kalmayacak. Nasıl ki Kobanê’ye seyirci kalmadı, Efrîn’de de seyirci kalmayacak. Önceden de söyledik, biz Kürdistan Özgürlük Gerillası olarak Kürdistanı savunmakla mükellefiz. Kürdistan’ın neresinde, Kürt halkının kazanımlarına ve onuruna saldırı olursa, biz orada olup destek sunacağız.

“PKK VE YPG FARKLIDIR AMA SALDIRI OLURSA HEPİMİZ BİR OLURUZ”

Ama şimdi orada değiliz. Veyahut her Kürdü PKK’li görmeleri yanlıştır. PKK farklı, YPG ve PYD farklıdır. Ama eğer saldırılar olursa elbette hepimiz bir olacağız. Düşman sürekli ne söylüyor? Her gün millilik ve yerli olmaktan bahsediyor. Zulümkar bir devlet kendileri için böyle söylüyorsa, biz neden ulusal tutum almayalım! Tabii ki biz de milli ve ulusal tutumu esas alacağız. Bütün Kürtler bu duygularla yaklaşmalı. Bu duygularla yaklaşmayan Kürtler, Türk devletinin Efrîn’e ve bütün Rojava’ya saldırısı olursa -ki zaten Efrîn’e saldırırsa bütün Rojava tehlike altına girer- bu Rojava’ya yapılmış bir saldırı olur. Eğer gerçekten bir saldırı olursa bütün Kürtler şunu iyi bilmeli ki, bu onlara yapılmış bir saldırıdır. Bunu hissetmeyen bir Kürdistanlı, kendinden şüphe etmeli, sadece Kürdistanlı değil, kendine “demokratım” diyen biri de bunu hissetmiyorsa kendinden şüphe etmeli. Ancak hain olanların burnu yanmaz. Erdoğan, her gün halkımıza hakaret ediyor. Rojava şahsında bütün Kürt halkına her gün hakaret ediyor. Bu dil uzatmalarına biz sessiz kalmayacağız. Bu bir hakikattir.

“HERKES SEFERBERLİĞE HAZIR OLMALI”

Efrîn’e saldırı ihtimali vardır. Ama saldırmak onların elinde olan bir şey değil, bunun için onay almaları gerekiyor. Onun için mutlak olacak bir şey gibi görmemeli, olması muhtemel olan bir şey gibi ele almak gerekiyor. Ama hazırlıklarının yapılması gerekiyor. Özellikle bütün Kürt halkına, gençlere çağrı yapıyorum, herkes seferberliğe hazır olmalı. Önder APO, AKP ve DAİŞ Kobanê’ye saldırdıkları zaman, seferberlik ilan etmişti. O seferberliğin büyük bir rol oynadığını biliyoruz. Şimdi de Önder APO’nun çağrısı, Efrîn için geçerlidir. Herkes hazır olmalı. Özellikle Kuzey, Rojhilat, Başur Kürdistanlılar, yani bütün Kürtler hazır olmalı. Eğer Efrîn’e bir saldırı olursa seferberlik uygulamaya girmeli. Özellikle ülke dışında olan Kürtler. Bu savaş Kürt halkı ve faşizan ırkçı Türk devleti arasında yaşanan bir savaştır. Halkların arasında yaşanan bir savaş değil. Hayır. Faşist, ırkçı bir rejim var ve Kürt halkına karşı düşmanlık yapıyor. Kürt halkı ve Türkiye, Suriye ve bütün bölgedeki demokratik kesimlerle bu faşizme karşı duracak. AKP ve MHP faşizmi kırılırsa başarı sadece Kürtler için değil, Türkiye halkı için de, Arap halkı için de yani bütün bölge halkları için yeni ve önemli bir dönemi başlatmış olacaktır.

Bununla birlikte şimdi Suriye topraklarına bir saldırı var. YPG, SDG Suriye’nin bir bölümünü teşkil etmektedirler. Mesela Suriye’yi seven, yurtsever kesimler, Rejim kendileri için “yurtseverim” diyorsa hadi bakalım şimdi neredeler? Amerika’nın bir komutanı açıklama yapmış, hemen o açıklama ile tahrik oluyor ve “Biz de YPG’ye karşıyız” gibi açıklama yapıyorlar. Ama Suriye topraklarına saldırı yapılmak isteniyor, zaten Halep’i çembere koyma planları var. Türk devletinin derin planında esasında bu var. O yüzden çağrımız; bütün demokratik, özgürlükçü kesimler, Türk devletinin bu saldırıları karşısında durmasıdır. Halkımız hazır olmalı. Saldırı ihtimali var ve saldırı olursa herkes seferberliğe girmeli.

“DÜŞMAN YENİLECEKTİR”

Başta Efrîn halkımız örgütlü ve bilinçli hareket etmeli. Biz hareket ve halk olarak hepimiz uyanık olmalıyız. Değil ki her şey hemen olacak, bu bir mücadeledir, direniş olacak. Ama şunu iyi bilmeliyiz ki, bu direnişin sonucu büyük bir zafer olacaktır. Eğer Efrîn’de savaş yaşanırsa ve direniş olursa gerçekten Kürdistan ve bölge halkları için yeni bir dönem açılmış olacak, halkımızın başarısına inancımız tamdır. Gelecek halkımızındır, gelecek Efrîn’in direnişidir ve düşman yenilecektir. Çünkü önlerinde başka bir yol yoktur. Onlar yenilmemek için diretiyorlar, düşmenin önünü almak istiyorlar. Ama başaramayacaklar. Başarı halkımızın olacaktır.”

ANF