Kaldıraç: “Onların bekası, ezilen halklar için yıkımdır. Savaşa geçit verme!” #AfrinSavaşınaHAYIR

Yapılan MGK toplantısı sonrası, “Türkiye’nin bekası için risk alınacak” diyerek Suriye’nin Afrin şehrinin işgal edileceğinin açıklanması üzerine Kaldıraç Dergisi bir açıklama yayımlayarak “Savaşa geçit verme!” dedi.

17 Ocak tarihinde yapılan MGK toplantısı sonrası, hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ, “Türkiye’nin bekası için risk alınacak” diyerek Suriye’nin Afrin şehrini işgal edeceklerini ilan etti.

Egemenler, parmağında bir yüzükle gelip milyarlarca dolar servet edinen yöneticiler, kârımıza kâr kattık diye açıklamalar yapan patronlar, devlet ihaleleri ile zenginleşenler ne zaman başları sıkışsa, ne zaman toplumun ezilen, sömürülen, yok sayılan çoğunluğun hoşnutsuzluğu artsa devletin bekasından söz ederler.

Savaş tamtamları çalıp, kendilerini iktidara getiren emperyalistelere altı boş efelenmelerle kükreyerek milliyetçiliği kabartırlar. Bu topraklarda alınteri ile geçinmeye çalışan ve insanca ve onurluca yaşamak isteyen milyonları birbirine düşman edip, kendi yağma, sömürü ve zulüm düzenlerini sürdürmek isterler.

Devletin bekası ne demektir?
• Devletin bekası, açlık sınırı altında asgari ücretle çalışan milyonlara, “elinize dilinize dursun” demektir.
• Devletin bekası, ailesinin, çocuğunun biraz nefes alacağı bir ücret için greve çıkmak isteyen işçilerin grevlerini yasaklamaktır.
• Devletin bekası, çocuklarımızın her gün değişen eğitim sistemi ile tam bir karanlığa mahkûm edilmesidir.
• Devletin bekası, ormanların derelerin, kentlerin yağmalanması, millete küfreden patronların daha fazla zengin edilmesidir.
• Devletin bekası, dokuz yaşında kız çocuklarının evlendirilebileceğine dair fetvalar çıkartılmasıdır.
• Devletin bekası, kadınların her gün tacize, tecavüze uğraması, katledilmesidir.
• Devletin bekası, bir avuç asalak daha fazla zenginleşirken, alınteri ile yaşayan milyonların daha fazla sefalete sürüklenmesidir.
• Devletin bekası, onlar için cennet olan bu yağma ve sömürü düzeni sürsün diye, biz işçi-emekçilerin, birbirine düşman edilip, onlar için boğazlaşması demektir.

Bir haftadır, “kıçı kirliler” diyerek aşağıladıkları, onların destekledikleri IŞİD gibi katliam ve tecavüz çetelerini Suriye’den silen bir halkı düşman olarak gösterip, başka bir ülkenin topraklarını işgal edeceklerini ilan ediyorlar.

6 yıldır, çeteler eliyle yıkıma uğratılmış Suriye’de, kaybettikleri savaşta yeniden bir yangın çıkartmaya çalışıyorlar.

Bu savaşta ölecek olan onların çocukları olmayacak. Yoksul halkların çocukları ölürken onlar ve çocukları zenginliklerine zenginlik katmaya devam edecek.

Kobanê’de IŞİD’e karşı zafer kazanan halklar, Afrin’de de bu savaşın kazananı olacak. Geriye savaşın yıkımı ve onlarca yıl sürecek düşmanlık kalacak.

Bu bir tuzaktır. Gözlerini kör eden Kürt düşmanlığıyla Afrin’e saldırmaları, ABD emperyalizminin Suriye’deki saldırganlığına, yıkıma hizmet edecektir.

Savaşın yayılması için sürekli kışkırtmaların yapıldığı bir dönemde böylesi bir işgal girişimi, büyük bir savaşın başlangıcı olacaktır.

Onlar adına, kardeş halklar olarak, boğazlaşmak bize ne getirecek?
• Ekmek mi ucuzlayacak?
• Ücretlerimiz mi artacak?
• Çocuklarımız aydınlık bir geleceğe mi kavuşacak?
• Bölgemizde ve ülkemizde huzur ve barış içinde bir hayat mı kurulacak?

Hiçbiri olmayacak! Sadece onlar daha da zenginleşsin, düzenleri sürsün diye bizler, bizim çocuklarımız ölecek. Bölgede halklar arasında onlarca yıl sürecek düşmanlıklar oluşacak.

Bu savaş bizim savaşımız değil!

İnsanca, onurumuzla, kardeşçe ve barış içinde yaşamak için savaş çığırtkanlarına karşı çıkalım. Biraraya gelip örgütlenerek; bu sömürücü, yağmacı, yolsuz asalakları tepemizden atacak, insanca ve onurumuzla, kardeşçe yaşayacağımız bir ülke ve dünya için mücadele edelim.

Suriye’de savaşa, işgale hayır!
Kurtuluş yok tek başına: Ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Yaşasın halkların kardeşliği!”

KALDIRAÇ

18.01.2018