İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri: OHAL derhal kaldırılmalıdır!

İzmir’de Emek ve Demokrasi Güçleri, OHAL karşıtı hazırladıkları 11 maddelik bir metin hazırlayarak imzaya açtı, ardından Fuar İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde düzenledikleri basın toplantısıyla OHAL kampanyasının deklarasyonunu gerçekleştirdi. İzmir hep bir ağızdan “OHAL derhal kaldırılmalıdır” dedi.

15 Temmuz’dan bu yana ilan edilen ve halklara-emekçilere-devrimcilere-demokratlara yönelik bir tehdit ve saldırı mekanizması olarak kullanılan Olağanüstü Hal’in olağanlaştırılmasına karşı, içlerinde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin de bulunduğu Emek ve Demokrasi Güçleri basın toplantısı düzenledi.

Çok sayıda kurum temsilcisinin toplantıda OHAL’e karşı mücadele yolları konuşuldu. Platformun OHAL’e karşı mücadele yöntemleri kapsamında aldığı kararlar açıklanırken, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sözcüsü Melih Yalçın 11 maddeyi “OHAL hukuksuz keyfi ihraçlardır. OHAL hukukun yok edilmesidir. OHAL basının karartılmasıdır. OHAL örgütlenme yasaklarıdır. OHAL emek düşmanlığıdır. OHAL zorbalık düzenidir. OHAL işsizlik yoksulluk pahalılıktır. OHAL tek adam rejimidir. OHAL parlamentonun tasfiyesidir. OHAL halk iradesinin gaspıdır. OHAL kadınların yaşamı ve haklarına saldırıdır” olarak sıraladı. Metni imzalayan 46 kurumun isimleri sayıldı.
Yalçın, “Komedi denebilecek bir darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL, olağan hale getirildi. Bu kapsamda OHAL’e karşı yapmak istediğimiz miting de Valilik tarafından yasaklandı. Konuştuğumuzda herkes OHAL’e karşı olduğunu söylüyor. Burada bize mücadele hattını daha sıkı tutmak düşüyor” dedi.
‘OHAL ACİL BİR ŞEKİLDE KALDIRILMALI’
Ardından söz alan İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Misket Dikmen, OHAL’in her şeyin yapılabildiği bir dönem olmadığını hukukun üstünlüğünün sağlanması için acil önlemlerin alınması için ilan edilen bir durum olduğunu söyledi. Bunun ötesine geçen durumlarda hukuka aykırı bir durumun ortaya çıkacağını belirten Dikmen, basının bu süreçte baskı ve tehdit altına alındığını söyledi. Türkiye’de basın özgürlüğünden bahsedemediklerini belirten Dikmen, OHAL şartlarında insan haklarında da bahsedilemeyeceğini söyledi. OHAL ile birlikte yargılanan ve tutuklanan gazetecilere tek tip kıyafet dayatılmasına da maruz kaldıklarını söyleyen Dikmen, Türkiye’nin en büyük gazeteci hapishanesi olduğunu söyledi. Gazetecilerin TMK ve TCK kapsamında toplamda 3 bin 272 yıl hapis istemi ile yargılandıklarını belirten Dikmen, Türkiye’de gazetecilerin sabahları ne ile karşılaşacaklarını bilemediklerini söyledi. Kapatılan basın yayın kuruluşlarına dikkat çeken Dikmen, 2018 Dünya Özgürlükler Raporu’nda Türkiye’nin özgür olmayan ülkeler listesine alındığını hatırlattı. Dikmen OHAL’in acil bir şekilde kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.
‘OHAL İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLIDIR’
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işverenlere “OHAL ile grevleri yasaklıyoruz” sözlerini hatırlatarak,  “27 grevin iptal edildi. 138 direniş engellendi” dedi. OHAL’in direncini işçiler sokakta yenmeye kararlı olduğunu belirten Sarı, 696 Sayılı KHK ile getirilen taşeron düzenlemesine tepki göstererek, 450 bin kamu işçisine kadro düzenlemesi getirildiğini ancak geriye kala 2 milyon işçinin ayrıma maruz kaldığını söyledi. KESK adına Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç da, OHAL sürecinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekerek, yapılan tüm saldırılara rağmen korkmayacaklarını ve boyun eğmeyeceklerini ifade etti. İnsanca yaşama talebiyle 7 Haziran genel seçimleri ve 16 Nisan referandumundan aldıkları güçle daha fazla mücadele etmeleri gerektiğini belirten Kılıç, halkı mücadele hattına katma görevleri olduğunu söyledi.
TTB Merkez Komisyon Üyesi Funda Oğuz da, OHAL’in sağlığa da zararlı olduğunu belirtirken, insanların gelecek kaygısı ile depresyona girdiklerini, hayatına son verdiklerini söyledi. Halkın sağlık hakkının da engellendiğini belirten Oğuz, halkın nitelikli sağlık hakkına kavuşma hakkının engellendiğini söyledi.
‘BASIN AÇIKLAMALARI İLE YETİNİLMEMELİ’
TİHV İzmir Temsilcisi Coşkun Üsterci de, cezaevlerinde uygulanmak istenen tek tip kıyafet uygulamasına dikkat çekerek, bu süreçte cezaevlerinde başlayacak mücadeleye dışarıdan destek vereceklerini söyledi. İzmir Kadın Platformu Sözcüsü Nuray Öztürk de, OHAL döneminde kadınlara yönelik uygulamaların had safhada olduğunu belirtirken, OHAL’e karşı birlikte mücadelenin doğru olduğunu söyledi. OHAL’e karşı mücadelenin sadece basın açıklamaları ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Öztürk, halkın beklentisi olduğunu ve karşılamaları gerektiğinin altını çizdi. Bu çerçevede yerellerde çalışma yürütmeye başladıklarını belirten Öztürk, yapılanları konuşmaktansa OHAL’e karşı ne yapacaklarının kararlaştırılması gerektiğini söyledi.
Açıklamanın ardından kurum temsilcileri ve açıklama katılımcılarıyla birlikte fotoğraf çekildi.