İstanbul’da ‘Emperyalizmin Kıskacında Direnen Venezuela’ söyleşisi

12 Ağustos Cuma günü, Venezuela Dayanışma Komitesi ve Venezuela Büyükelçiliği’nin düzenleyicisi olduğu “Emperyalizmin Kıskacında Direnen Venezuela” söyleşisi düzenlendi.

Etkinlikte Venezuela Büyükelçisi Jose Gregorio Bracho Reyes, son dönemde Venezuela’da yaşananlara ve Venezuela’daki sosyalizm inşasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ABD emperyalizminin 19. yüzyılda Monroe Doktrini ve 20 yüzyılda da Truman Doktrini ile Latin Amerika ve Karayipler’in ABD çıkarlarına hizmet etmesine ve komünizm tehdidine yönelik adımlar attığını belirten Reyes, bugün de Venezuela’nın ABD’nin çıkarlarına tehdit oluşturduğunu söyledi.

Venezuela petrollerinin devletleştirilmesi ve ortaya çıkan gelirin sosyal projelere aktarılması nedeniyle ABD bankalarının kasasına girmediğini söyleyen Reyes, bu nedenle Venezuela hükümetine yönelik baskıların arttığını kaydetti.

Reyes’e göre Venezuela’nın siyasetinde 2005’te bir kırılma yaşandı. 2002 sonrası aşırı sağın söylemi ve 2004’te Bush’un ABD’nin neoliberal sömürü politikalarına uygun olarak serbest ticaret anlaşması dayatmak üzere katıldığı Mard El Plaza zirvesi Chavez’in politikalarının değişmesinde önemli bir etken oldu. Chavez, Arjantin devlet başkanı Kirchner ve Brezilya devlet başkanı Lula ABD’nin dayattığı neoliberal politikaları reddettiler ve Bush zirveden ayrıldı. Bu tarihlerden itibaren Chavez sosyalist bir çizgiye geçiş yapmaya başladı.

Reyes’in verdiği bilgilere göre Venezuela 2014 yılında okuma yazma oranını %100’e yükseltti ve bu oran UNESCO tarafından onaylandı. 300 bin üniversite öğrencisi sayısı 3 milyonu buldu ve bu oranla en çok üniversite öğrencisi kaydı yapılan ilk 5 ülke arasında yer aldı. Yoksulluk %74’ten %19’a geriledi, aşırı yoksulluk oranında ise %34’ten %4’e düşüş oldu.

Latin Amerika’da ABD emperyalizmine karşı pek çok alanda önemli adımlar atıldı. 9 Dolar olan petrol varil fiyatları 100 dolara çıkarıldı ve buradan elde edilen gelir sosyal projelere aktarıldı; ülkeler arası ekonomik, kültürel, siyasi entegrasyonu sağlayacak ve halklar arasında daha adil bir ticaret şekillendirecek ALBA TCP, Güney Amerika Bankası, Petro Caribe gibi örgütler kuruldu; medya tekellerinin karartması ve halkı yanlış bilgilendirmesinin önüne geçmek üzere bütün Latin Amerika’da yayın yapan Telesur kuruldu; Fidel’in “Sömürgeciler Bakanlığı” olarak isimlendirdiği Amerikan Devletleri Örgütü’ne (OAS) karşı CELAC (Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu) kuruldu. Bu örgüte ABD v ve Kanada hariç tüm Amerika ülkeleri dahildi. Bütün bu gelişmeler karşısında ABD saldırganlığı artarak sürdü ve 2015 yılında Obama’nın yayınladığı kararname ile Venezuela olağandışı tehdit olarak ilan edildi.

“Miami’den 1 adım öteye gidemezler”

Trump’ın geçtiğimiz hafta “Venezuela’da askeri operasyon seçeneklerden biri” diyerek Venezuela’ya askeri saldırıyı açıktan ifade etmesi ise büyükelçiye göre yeni bir evre. bununla birlikte BM’de ülkeye yönelik ambargo uygulanması gündeme getirildi.

Ülkeye yönelik askeri operasyon tehdidini de “Miami’den 1 adım öteye gidemezler” diyerek yorumlayan Reyes ayrıca yakın bir tehdit olarak komşu ülke Kolombiya’da 7 ABD askerî üssünün bulunduğunu ve ABD’nin bu ülkede Vietnam savaşında yaptığı askerî harcamadan daha fazlasını yaptığını belirtti.

Reyes, her yönden Chavizm’in toplumsal dayanaklarına saldırmaya çalışıldığını belirtti. Venezuela ile ilişkili olan devletler de bu baskıdan nasibini alıyor. Nikaragua’ya yönelik yaptırımlar ve Dominik Cumhuriyeti ve Meksika’ya gıda ihracatında yasaklar getirildi.

Venezuela’nın en büyük sorununun petrole bağımlılık olduğunu belirten Reyes, Bolivarcı devrimin en büyük amaçlarından birinin bu bağımlılığı azaltmak olduğunu söyledi. Ülkenin bir “petrol kültürüne” sahip olması pek çok üretim sanayinin ülkede kurulamamasına yol açmış. Venezuela’da 34 milyon hektarlık ekilebilir arazi ve önemli madenler bulunmasına rağmen halk üretim toplumu olamamış. Makinelerde kullanılan en küçük vidalar bile ithalat yoluyla elde edilebiliyor. Petrol ihraç ederek ayakta kalan bir ülke olarak Venezuela bu nedenle petrol fiyatlarındaki düşüşlerden kolaylıkla etkilenebiliyor ve son yıllardaki düşüş de Reyes’e göre bu amaçla yapılıyor.

Reyes ayrıca Kurucu Meclis’le birlikte yeni bir anayasanın hazırlanacağını belirtti. Ülkede çiftçi, öğrenci, emekli, işçi ve işverenlerden yapılan seçimle belirlenen kurucu meclis böylece halkın doğrudan katılımıyla bir anayasa oluşturacak. Bununla birlikte yeni anayasa tarım, gıda, eczacılık ve turizm endüstrilerinin de geliştirilmesini hedefleyecek biçimde hazırlanacak.

Maduro’nun anayasanın 347, 348 ve 349. maddelerine dayanarak, şiddet eylemlerine son vermek, “ülkedeki durumun yılan-fare savaşına dönmesini önlemek için” Kurucu Meclisi göreve çağırdığını belirten Reyes, anayasada bunun “devlet başkanı, ulusal meclis, belediye başkanları ve seçmenlerin %15’inin Kurucu Meclis kurma hakkı vardır” şeklinde geçtiğini söyledi.

1936’da İspanya’da ve 1973’te Şili’de iktidarın devrilerek diktatörlüğe dönüştüğünü hatırlatan büyükelçi buna izin vermeyeceklerini söyledi.

Uluslararası desteğe ve medya tekellerinin karalamalarına karşı dayanışmanın artırılmasına çok önem verdiklerini belirten büyükelçi, biz Venezuela dostlarının en küçük bir dayanışmasının ve desteğinin bile kendileri için çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Etkinlik komiteye katılım ve destek çağrısıyla son buldu.