Grevleri yasaklanan Kromsan işçileri: Derdimiz sofraya bir ekmek fazla götürmek

Grevleri yasaklanan Kromsan işçileri, grev yasağı öncesi ücretsiz izne çıkarıldıklarını hatırlatarak, “Grev yasağını kabul etmiyoruz. Ücretsiz izin süresi bitse de üretimi başlatmayız” dedi

Adana ve Mersin’de Şişecam’a ait krom, soda, tuz üretiminin yapıldığı fabrikalarda grevleri yasaklanan Petrol-İş üyesi işçiler patronun 3 yıllık sözleşme, düşük zam ve hafta tatilinin 1 güne indirilmesi gibi dayatmalarının kabul edilebilir olmadığını dile getirdi. “Bizim derdimiz sofraya bir ekmek fazla götürmek” diyen işçiler, grev yasağı öncesi ücretsiz izne çıkarıldıklarını hatırlatarak, “Grev yasağını kabul etmiyoruz. Ücretsiz izin süresi bitse de üretimi başlatmayız” dedi.

TİS taslağında öne çıkan taleplerin başında ücret artışı ve kıdem meselesi olduğunu dile getiren, 12 yıldır bu fabrikada (Mersin’deki Kromsan) çalışan İşyeri Temsilcisi Ali Mutlu da “Bizim fabrikamız içerisinde 20 yıllık işçiyle 3-4 yıllık çalışan arasında çok bir ücret farkı yok. Zaten kısıtlı ücret alıyoruz. Bu rahatsızlık vermeye başladı. Kıdem yılından ziyade yazdığımız anaparanın ilk etapta az olduğu söylendi ama pandemi dönemi enflasyonun gerçek olmayışı yazdığımız bu paranın fazlasını hak ettiğimizi gösterdi bize” dedi.

Patronun hükümetle el ele TİS dönemlerinde ülkede gerçek olmayan, ısmarlama bir enflasyon üzerinden ücret politikası güttüğünü belirten 14 yıllık İşçi, İşyeri Temsilcisi Ersay Togay da “Yapılan açıklamalarda biz enflasyonun birkaç puan üzerini verdik, refah payı sunduk. Yine de bir anlaşma olmadı gibi söylemler var. Ama bunlar ne kadar doğrudur tartışılır. Bugün enflasyonun yüzde 11-12’lerde seyretmediğini herkes biliyor. Patron da işçi de biliyor. Şu an ücretler ortalama 3 bin 721 lira. İçerisinden SSK, damga vergisi, gelir vergisi gibi kesintiler yapıldıktan sonra zaten insanların elinde zar zor geçinebilecekleri ücretler kalıyor. Biz her ne kadar yapıcı taraf olsak da şirket kendi kâr marjından hiçbir şekilde vazgeçmeden masayı terk eden taraf olmuştur. Bizim taleplerimiz çok uçuk talepler değil. Haklı olarak ‘Sofraya bir ekmek fazla götürebilir miyiz?’ diye düşünüyoruz” dedi.

“Mesele 1  gün değil işten çıkarma”

Bu sözleşme sürecinde dikkat çeken noktalardan biri de hafta tatilinin 1 güne indirilmesi dayatması oldu. 10 yıldır Kromsan’da çalışan İşyeri Baştemsilcisi Kemal Can Atmaz, “8 saatten 1 günde 3 vardiya çalışıyor ama 1 tanesi yedek vardiya ve 3 vardiya 2 gün hafta tatili kullandığı için zaman o vardiya devreye giriyor. 6 gün çalışma 1 gün tatile döndüğünde vardiyanın bir tanesi yok sayılacak. Ona ihtiyaç duymayacak. O yedek vardiyada 96 kişiden bahsediyoruz. Aslında işçinin dinlenmesini istemediğinden değil işçiyi maliyet gören bir zihniyet. Az kişiyle daha fazla üretim daha çok kâr demek oluyor bu” diye konuştu.

“Patron 2018 deneyimine güvendi”

Kemal Can Atmaz, patronun anlaşmama yönünü seçtiğini çünkü 2018’de de hükümetin grevi yasaklamasından güç aldığını belirtti. Atmaz, “Deneyimi olduğu için 2020’de de kaçmayı tercih etti. Sendikanın ve işçilerin taleplerini yok sayarak sözleşmeyi Yüksek Hakem Kuruluna (YHK) götürmeyi tercih etti” dedi. TİS sürecinde patronun, sendikanın ve işçilerin kararlılığını gördüğü için yasak kararı öncesi kendilerini ücretsiz izne çıkardığını ifade eden Atmaz, “Ücretsiz iznin sebebi her ne kadar fabrikadaki bakım çalışmaları ya da üretim durgunluğu olarak görülse de işçinin direncini kırmak istediği apaçık ortada. Tabii beceremedi. Çünkü fabrika çalışmazsa bile biz işçiler direnmeyi biliyoruz” diye konuştu.

Grev yasağının fabrikanın durduğu bir zamanda uygulandığını belirten Ersay Togay, “Grevin ertelenme amacı nedir? Genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte görülmesi. Ama zaten işveren fabrikayı bir hafta öncesinden durdurup kendini teminata alıyor. Devletten ödenek alıyor. Devletin bütün imkanları, teşvikleri hep işverenden yana mı olacak? Hiç işçi söz konusu değil mi? İşten çıkarmalar yasak deniliyor, ücretsiz izin ödeneği veriliyor. Günlük 39 lirayla kim geçinebiliyorsa buyursun gelsin kendileri yapsınlar o zaman. Bu yasayı çıkaranlar eğer geçinebiliyorlarsa tamam biz de kabul edelim” dedi.

“Geri adım atmak mümkün değil”

Grev yasağı kararıyla birlikte fabrika önünde toplandıkları zaman işçilerin sayısının üç katı kadar emniyet görevlilerinin olduğunu belirten Kemal Can Atmaz, “Devlet de işveren de işçileri büyük bir risk olarak gördü. Üretimi de korktuğu için durdurdu. Şimdi de devreye alamıyor, alamayacak da. İşçi buna müsaade etmeyecek. Sendika bile üretime geçin dese üretime geçecek işçi yok. Çünkü işçide o isteği bırakmadılar. İşçi mücadele diyor, sonuna kadar da edecek. Eğer çok istiyorsa bir an önce sendikayla masaya oturup sözleşmeyi kabul edecek” dedi.

Bu grev yasaklarının tanınmaması gerektiğini belirten Atmaz, “2018’de ya da bugün 2020’de yaşadığımız grev yasağı kararını 2022’de yaşamamak grev yasağını tanımamaktan geçiyor. Anayasal bir hak olan TİS ve grev hakkımız her ne kadar hükümet tarafından yasaklansa da hem TİS hakkımızı hem de talep ettiğimiz ücretleri alacağız. İşverenin gasbetmek istediği hem hafta tatilinde hem de idari maddelerde geri adım atma söz konusu olmayacak. Çünkü bu TİS taslağında yılların mücadelesi ile kazanılmış haklar var. Bu hakların teslim edilmesi söz konusu olamaz” diye konuştu.

Ersay Togay da “Burada hiçbir işçi arkadaşımızın burnu kanamadan herhangi bir hak kaybına uğramadan hak ettikleri ücrete ulaşabilmeleri için hem sendika olarak hem temsilciler olarak elimizden geleni yapacağız. İşçiler zaten en ufak bir duruma hazırlar. Her şey insanların iki dudağı arasına bakıyor” dedi.

“Pandemi döneminde özel izinlerle çalıştırıldık”

Şişecam, krom sanayiinin Türkiye’de tek ve dünyanın sayılı fabrikalarından birisi. Pandemi döneminde de fabrikanın üretiminin hiç aksatmadan devam ettiğini ancak TİS sürecinde frene bastığını ifade eden 14 yıllık fabrika İşçisi, İşyeri Temsilcisi Ersay Togay, işçilerin pandemi döneminde, sokağa çıkma yasaklarının olduğu günlerde de devletten ve valilikten alınan özel izinlerle çalıştırıldıklarını dile getirdi. Togay, “Biz fabrikanın birimlerinde, yemekhanede, banyolarda her ne kadar tedbir alınmışsa da çalışma sırasında fiziksel mesafeyi koruyamadan çalışmak zorunda kalan insanlarız. Her türlü riski, göze alarak geliyoruz. Pandemi sürecinde, Mersin’in sıcağında işçiye günlük 1.5 liralık su veriyorlardı sadece. Yemekhanede 1 şişe suyun kavgasını yapıyorduk” dedi.

Özellikle pandemi dönemiyle birlikte hükümetin işçiye dönük saldırılarının arttığını dile getiren Mutlu, “Kıdem tazminatının fona devri, mini istihdam paketleri gibi işçiyi sömürme odaklı bir politika var. Bunların kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Yıllarca sadece kıdem tazminatını, bu birikimi hesap ederek çalışıyoruz hepimiz. Elimizdeki tek kazanç birçok kişinin hayalidir. İşçilerin ve sendikalar burada ortak tutumla hareket etmeli” dedi.