Cumhuriyet davası: Savcı, daha önce Gülen’e hakaretten dava açmış

Cumhuriyet davasının 9. duruşması başladı. Savcının daha önce Cumhuriyet’e Fethullah Gülen’e hakaretten dava açtığı ortaya çıktı.

Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının suçlama konusu edildiği, 18’i gazete çalışanı 20 sanıklı Cumhuriyet Davası, avukatların esasa ilişkin savunmalarıyla devam ediyor. Avukat Duygun Yarsuvat, duruşma savcısı Hacı Hasan Bölükbaşı’nın birkaç yıl önce Cumhuriyet’e Fethullah Gülen’e hakaretten dava açtığını söyledi.

1’i tutuklu 18 Cumhuriyet gazetesi çalışanının yargılandığı davanın sekizinci duruşması İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonlarında görülüyor. Duruşmada tutuklu yargılanan Akın Atalay, tutuksuz yargılanan Murat Sabuncu, Musa Kart, Aydın Engin, Hikmet Çetinkaya, Önder Çelik, Orhan Erinç, Güray Öz, Bülent Utku, Ahmet Şık, Emre İper, Kadri Gürsel, Hakan Kara, Günseli Özaltay, Mustafa Kemal Güngör ve Turhan Günay ile avukatları hazır bulundu. Davanın bugünkü celsesinde, duruşma savcısı Hacı Hasan Bölükbaşı’nın esas hakkındaki mütalaasında “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım” suçundan 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapsini istediği gazete çalışanlarının avukatlarının savunmalarına geçildi.

‘BU DAVA KEYFİLİĞİN DELİLİDİR’

Avukat Duygun Yarsuvat esasa ilişkin savunmasında, iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Murat İnam ve iddianameye dayanak oluşturan raporları hazırlayan bilirkişilere ilişkin beyanlarda bulundu. Cumhuriyet Davasının siyasi nitelikte olduğunu kaydeden Yarsuvat, davanın gazeteyi susturmak için açıldığını, ceza hukukunun da buna alet edildiğini savundu. “Davada baştan aşağı keyfilik söz konusu” diyen Yarsuvat, söz konusu keyfiliğin daha soruşturma aşamasında başladığını kaydetti. Soruşturma başlatma tutanağındaki keyfiliğe dikkat çeken Yarsuvat, “Soruşturma tutanağı 18.7.2016 tarihini taşımasına rağmen 7’nin üstü çizilmiş, kalemle 8 yapılmış ve savcı tarafından paraflanmıştır. Bu dava keyfiliğin delilidir.” dedi.

‘BİLİRKİŞİ BİLAL ERDOĞAN’IN VAKFINDA ÜYE’

Yarsuvat, iddianameye dayanak oluşturan bilirkişi raporlarını hazırlayan bilirkişilerin yetkin kişiler olmadığına dikkat çekti. Yarsuvat, gazete manşetlerini inceleyip rapor yazan Ünal Aldemir’in Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ne bağlı 350 öğrencisi bulunan Ardeşen Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi olduğunu ve bilgisayar mühendisi olmasına rağmen kendini “iletişim uzmanı” olarak tanımladığını anlattı. Yarsuvat, “Bu şahsın hiçbir akademik titri, çalışması, eseri yoktur. Ama bir vasfı vardır ki, Bilal Erdoğan’ın vakfında üyedir. Atmış olduğu tweetlerle siyasal iktidarı desteklediğini göstermiştir. Gazete manşetlerine ile örgüte yardım edildiğini söyleyen bu kişi, sadece manşetleri okuyup bir sonuca varmıştır.” diye konuştu.

‘MUKTEDİRİ TATMİN ETMEK İÇİN CEZALANDIRMA’

Bir diğer bilirkişi olan Ahmet Keçeci’nin Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olduğunu aktaran Yarsuvat, Keçeci’nin raporunun adeta bir polis fezlekesi olduğunu söyledi. Yarsuvat, “Ahmet Keçeci raporunda o kadar ileri gitmiştir ki, benim de kurucusu olduğum Ceza Hukuku Derneği’nin araştırılması lazım demiştir. Sebebi ise Akın Atalay’ın derneğe üye olması. Bu kadar algısız bir şekilde rapor hazırlıyor. ‘Yayın faaliyeti dolayısıyla yardım’ deniyor ama o yayınlarda ne var diye araştırma yapılmamış. Bu davada, suç ve cezada kanunilik prensibi ortadan kaldırılmak istenmiş ve ceza hukukuna keyfilik getirilmiştir. Buna göre yoldan geçenlere gül ya da karanfil atmak da suç olabilir. Muktediri tatmin etmek için cezalandırma kanununun hükümlerini değiştirirsek dürüst yargılamadan uzaklaşır keyfiliğe gelmiş oluruz. Ortada suç olmadığı için burada bilirkişiye gerek yoktur. Yayın faaliyetlerinde kanuna aykırı husus varsa Basın Kanunu hükümleri açıktır. Basın Kanunu’na göre karar verilmesi gerekir. Davanın açılması keyfidir, muktediri tatmin etmek için açılmıştır. İddianameyi hazırlayan savcı Murat İnam hakkındaki dava, 17/24 Aralık davalarının birinde telefon dinleme talebinde bulunduğu için açılmıştır. O da kendini kurtarabilmek için böyle bir iddianame hazırlamıştır. ” dedi.

‘İDDİANAMEYE VE MÜTALAAYA İTİBAR ETMEYİN’

Esas hakkındaki mütalaaya ilişkin de beyanlarda bulunan Yarsuvat, duruşma savcısı Hacı Hasan Bölükbaşı’nın birkaç yıl önce Cumhuriyet gazetesine Fethullah Gülen’e hakaret gerekçesiyle dava açtığını hatırlatarak, “Duruşma savcısının bu davadan kurtulmak için çabaladığını tahmin ediyorum” dedi. Yargılama devam ederken dosyaya birtakım belgeler geldiğini anımsatan Yarsuvat, “Dosyaya yeni delil gelebilir ancak buna mahkeme başkanı karar veremez, taraflar talep eder heyet de değerlendirir. Ceza Muhakemesi Kanunu 2005’ten sonra şekil ve sistem değiştirmiş, iddianamenin iadesi kanunun getirmiştir. İddianame delil ile gelmezse mahkemenin bunu iade etme hakkı vardır. Bu böyle iken bir Cumhuriyet Savcısı polisin verdiği belgeyi hangi cesaretle dosyaya yolluyor? Muktediri korumak için. İddianameye ve içindeki bilgilere, iddianameyi mütalaa diye sunan savcıya itibar etmeyin.” diye konuştu. Aydın Engin ile Murat Sabuncu’nun Abant Toplantılarına katılmakla suçlandığını anımsatan Yarsuvat bu toplantılara Burhan Kuzu, Cemil Çiçek, Hüseyin Gülerce ve Fehmi Koru’nun da katıldığını kaydetti. Yarsuvat, heyetten adil ve dürüst bir karar beklediğini belirterek, Atalay’ın tahliyesini, bütün sanıkların beraatini talep etti.

‘GÖREVİMİ OBJEKTİF YAPTIM’

Yarsuvat’ın savunmasının ardından savcı Hacı Hasan Bölükbaşı söz aldı. Yarsuvat’ın “Duruşma savcısının bu davadan kurtulmak için çabaladığını tahmin ediyorum” sözüne ilişkin konuşan savcı Bölükbaşı, “Meslek hayatım boyunca verilen görevi yapmam, yapamam demedim hiçbir göreve de talip olmadım. Verilen görevi objektif, tarafsız olarak yaptım” dedi.

Evrensel/Cansu Pişkin