Cezaevi müdüründen hasta tutukluya ‘su dahi vermeyin’ talimatı

İnsan hakları savunucuları, 29 yıldır cezaevinde bulunup, durumuna dikkat çektikleri ağır hasta tutuklu Kasım Karataş’ın, Urfa’dan Tekirdağ Cezaevi’ne sevk edilmesi sırasında cezaevi müdürünün görevlilere ‘su dahi vermeyin’ talimatı verdiği bilgisini paylaştı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, ağır hasta tutukluların durumuna dikkati çekmek için her hafta gerçekleştirdikleri “F Oturumu” eylemini, 441’inci haftasında koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden yaptı.

Bu hafta Tekirdağ F Tipi 2 No’lu Kapalı Cezaevinde tutulan ağır kalp, şeker ve tansiyon hastası Kasım Karataş durumuna dikkat çekildi.

‘Hukuk pervasızca çiğnendi’ 

Açıklamada bulunan Komisyon üyesi Hatice Korkmaz, devleti yönetenlerin cezaevlerinde en temel insan hakkı olan yaşam hakkına saygı göstermediğini dile getirdi. Bu konuda ulusal ve uluslararası hukukun da pervasızca çiğnendiğini söyleyen Korkmaz, baskı, şiddet ve türlü keyfi yasaklamalarla tutukluların insan onurunu hiçe sayan bir sisteme kayıtsız şartsız boyun eğmeye zorlandıklarını ifade etti.

‘İzolasyon derinleşti’ 

Korkmaz, Covid-19 salgınıyla birlikte mahpuslara yönelik keyfi uygulamalar ve hak ihlallerinin had safhaya çıkarıldığını, ‘karantina’ adı altında hücre cezalarının normalleştirildiğini, bütün sosyal hakların kaldırıldığını, tecrit ve izolasyonun derinleştirildiğini de belirtti.

Birçok hapishanede yine saldırılar, hak gaspları, baskılar, haksız ve yasalara aykırı uygulamalar rutin hale getirildiğini belirten Korkmaz, “Her gün yeni bir bürokratik engelle, yöneticilerin keyfi uygulamalarını yasallaştıran genelgelerle, tedavi hakkını da ellerinden alarak, mahpuslar hücrelerinde ölüme terk edilmektedirler” dedi.

‘Su dahi vermeyin’ 

Devamında durumu hakkında bilgi paylaştığı 57 yaşındaki Kasım Karataş’ın 29 yıldır cezaevinde tutulduğunu anlatan Korkmaz, Karataş’ın sırasıyla İzmir-Buca, Aydın, Antep ve Karabük T Tipi Cezaevi’nde kaldığını kaydetti. 29’uncu yılına ulaşan tutukluluğu nedeniyle Karataş’ın vücudunda hastalıkların baş göstermeye başladığını söyleyen Korkmaz, şu bilgileri paylaştı: “2 defa mide kanaması geçirir. Kalp ana damarının tıkalı olması nedeniyle iki defa anjiyo yapılır. Tıkalı kalp damarlarının anjiyo ile açılamaması üzerine Ocak 2016’da açık kalp ameliyatı olur, ameliyat sonrası koma halindeyken yoğun bakım odasında ayağından yatağa zincirli halde tutulur. Kasım Karataş, 2017 yılında Karabük’ten Urfa Hilvan hapishanesine sevk edilir. Avukatından aldığımız son bilgiye göre; kalbi yüzde 35 oranında çalışan, şeker ve tansiyon hastalığı da bulunan Karataş 14 Temmuz 2020 tarihinde 2 gün süren yolculukla Urfa Hilvan hapishanesinden 8 arkadaşı ile birlikte sürgün sevk edilmiştir. Bir arkadaşı ile birlikte Tekirdağ 2 Nolu F tipi hapishanesine getirilmiştir. İki gün süren yolculuk boyunca kendilerine hiç yemek verilmemiş, sadece bir şişe su verilmiştir. Suyu veren görevli, Urfa’daki müdürün su dahi verilmemesine yönünde talimatı olduğunu, kendi inisiyatifleriyle su verdiklerini söylemiştir.”

‘Çıplak arama dayatıldı’ 

Karataş’ın son olarak Tekirdağ 2 Nolu F Tipi cezaevime getirildiğini kaydeden Korkmaz, şöyle devam etti: “Karataş’a çıplak arama dayatıldığını, kabul etmeyip slogan atınca ağzı ve burnu kapatılıp darp edilerek elbiselerinin zorla yırtılarak çıkarıldığını, tedavisi için düzenli kullanması gereken ilaçların verilmediğini, uzun uğraşlar sonunda ilaçlarının verilmeye başlandığını,  hastalıklarından ötürü ve hapishane revir doktorunun diyet yemeği yemesi gerektiğine dair notuna rağmen diyet yemeği verilmediğini, bu süreçte verilen yemekleri yiyemediği ve bu nedenle beslenmesinin ve sağlığının bozulduğunu, halen yeterli hijyen malzemesi verilmediğini,  sevk sırasında birlikte getirdikleri giysilerin ve televizyonun verilmeyerek, yeniden satın almalarının söylendiğini belirtmiştir”

‘Dilekçe işleme alınmıyor’ 

Karataş’ın 2 Eylül 2020 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinde yaşadığı sorunlara dair bilgiler verdiğini aktaran Korkmaz, “Çeşitli kurumlara yazdıkları dilekçelerin işleme alınmadığı,  yazdıkları mektupların dışarıya postaya verilmediği, kötü muameleye maruz bırakıldıkları bilgisini aktarmıştır. Ağır kalp, şeker ve tansiyon hastası olan Kasım Karataş, covid 19 gerekçesi ile uzman hekim ve hastane hizmeti alamamakta, sağlık sorunlarını hapishane revir doktoru ile çözmeye çalışmaktadır. Tedaviye erişiminin sınırlanması nedeniyle hastalıklarının yarattığı risk yaşamı tehdit eder hale gelmiş bulunmaktadır” diye belirtti.

‘Engeller kaldırılsın’ 

Ağır hasta tutukluların yaşadıkları sorunlar karşısında taleplerinde ısrarlı olduklarını ifade eden Korkmaz, tedavi hakkı önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen Kormaz, sözlerini hapishane koşullarının düzeltilmesi, Kasım Karataş ve diğer tüm hasta mahpusların bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunarak noktaladı.

Ankara’da Mehmet Yamaç için açıklama 

Ankara’da da Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevlerinde tutulan hasta tutukluların sağlık durumuna dikkat çektikleri eylemlerine 313’üncü haftasında devam etti. İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısı bu hafta Kayseri Bünyan 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan hasta tutuklu Mehmet Yamaç’ın sağlık durumu gündeme getirildi.

Koronavirüs (Covid-19) tedbirleri gereğince kitlesel katılımın olmadığı toplantıda konuşan İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Nuray Çevirmen, Erzurum Narman Açık Cezaevi’ndeki tutuklu ve personellere Kovid-19 teşhisi konulduğunu, ancak Adalet Bakanlığı’nın net bilgiler paylaşmadığını dile getirdi.

Çevirmen, ardından durumu hakkında bilgiler verdiği Mehmet Yamaç’ın göğüs kafesindeki kırıkların yanlış kaynamasından kaynaklı 20 yıldır kalp ameliyatı olmayı beklediğini belirtti.

‘20 yıldır bekleyen ameliyat’

Bir yıl önce Kayseri’de ameliyatının yapılamaması nedeniyle Yamaç’ın Ankara’ya getirildiği ve Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevine konulduğu söyleyen Çevirmen, “Sincan’a getirildiğinde çıplak aramaya maruz bırakılmış, ciğerlerindeki soruna rağmen aşırı derecede kirli ve tozlu bir koğuşa götürülmüş, hasta olmasına rağmen tek başına tutulmuştur. Ayağında zımba telleri olduğunu söylemesine rağmen her gün sayım için ayağa kaldırılmıştır. Sincan Cezaevi revirine gönderildiğinde ve cezaevi doktoru tarafından muayene edildiği sırada doktora ‘Beni burada her gün ölümle tehdit ediyorlar, bu şartlarda tedavi olmak istemiyorum’ dediğini bu sırada doktorun kendisini muayene etmediğini ve kendisini sadece ‘işin bittiyse gidebilirsin’ dediğini belirtmiştir” diye konuştu.

Ameliyat edilmedi

Yamaç’ın göğüs kafesinde yaşanan sorunu belirtmesine rağmen ameliyat edilmeden Kayseri’ye geri götürüldüğünü anlatan Çevirmen, şunları söyledi: “Mehmet Yamaç ağır hasta mahpuslardandır. Vücudundaki yanıklar, gazlardan kaynaklı olarak ciğerlerindeki tahribat, geçirdiği safra kesesi ameliyatı, göğüs kafesindeki kırıkların yanlış kaynamasından kaynaklı olarak yaşadığı ağır sorunlar yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu ağır hastalıklarının yanı sıra hapishanelerin ağır ve her gün gittikçe daha da ağırlaşan koşullardan kaynaklı yaşamını güçlükle devam ettirmektedir”

Tahliye çağrısı

Çevirmen, hasta tutuklu Yamaç’ın ailesi ile yaptığı görüşmede cezaevinde rahatsızlanarak revire kaldırıldığını, zatürre teşhisi konulduğunu, çok hasta olduğunu, nefes almakta zorlandığını söyleyip, çok fazla konuşamadan telefonu kapattığını da aktardı.

Çevirmen, “Ağır ve kronik rahatsızlıkları olan Mehmet Yamaç’ın tedbirler altında tedavisi yapılmalı ve ağır koşullarda göz önüne alınarak dışarıda ailesinin yanında tedavisinin yapılması için tahliyesi sağlanmalıdır” çağrısında bulundu.