Birleşik İşçi Kurultayını Büyütelim – Arif Çınar / İşçi Gazetesi

İşçiyi posası çıkana kadar emeceksin. Sonra at gitsin, işsiz çok. İşçi mümkün olduğu kadar uzun saat çalışacak. İşçiye asgari ücret bile çok; ne kadar az ücret o kadar daha kâr. Ne kadar az sigortalı, o kadar iyi. İş güvenliği, sosyal hak filan, geç. Yemek en ucuzu. İşçi ölebilir, ‘kaza-kader’, cezası en fazla üç-beş lira para… Sendika ne, grev ne? Sağolsun Saray Reisi; at kapı dışına!

Sermayenin disturudur; Daha fazla sömürü, daha fazla kâr. Dolayısıyla işçi, patron nezdinde insan değil, emek gücü emilecek bir metadır.

Durumumuz bugün özetle yukardaki gibidir. Bu kölelik değil de nedir!

Ancak, susmuş ve her yerde boyun eğiyor değiliz. İşçi sınıfı bazen daha yaygın ve güçlü, bazen sahada görünür olmasa da her zaman hakları, işi, onuru, yarını için mücadele ediyor.

Bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız. Fabrikalarda, işyerlerinde bazen dışa vuran ama çoğunlukla alttan alta kaynayan, ‘böyle olmaz’, ‘bir yol bulmalıyız’ arayışı var.

Bu arayış kendine yol bulacak. Etrafımızı çevreleyen esaret zincirlerini mutlaka koparmaya başaracağız.

Ancak, bu kendiliğinden olmayacak. İşçilerin parçalı mücadelesini ve arayışlarını bir araya getirip ortak bir mücadele hattında birleştirecek, bizzat işçilerin kendi içinden çıkan, kendilerine ait olan bir örgütlenme şarttır.

İşçi Gazetesi tam da bu ihtiyaç için bir çağrı yaptı; Birleşik İşçi Kurultayı, bu ihtiyacın bir ürünü olarak gerçekleştirildi. “Evet, böyle olması gerekir”, “bir yerden başlamamız gerekir” diyen kardeşlerimiz ve İşçi Gazetesi okuru emekçilerin çabasıyla bir adım atıldı.

Birleşik İşçi Kurultayı toplantısı, 2 aylık bir hazırlık süresinin ardından 8 Nisan’da İstanbul’da yapıldı. Farklı işkolu ve fabrika-işyerlerinden 220 dolayında işçinin katıldığı toplantı 8 saatten fazla sürdü. Toplantıda dile getirilen görüş ve öneriler; “Ne yapmalıyız” başlıklı sonuç bölümünde oy çokluğuyla kararlara dönüştürüldü.

Ne yapmalıyız’ın özeti şudur; Geldiğimiz fabrika, işyeri, bölgeye dönüyoruz. İlk işimiz gelemeyen arkadaşlarımızı toplayarak Kurultay değerlendirmesi yapmak. Ardından fabrika, işyeri, işkolu temeline dayalı yerel birimler kurmak. Sonrasında birim temsilcilerimizi seçerek merkezi koordinasyona göndermek…

Evet, sadece söz kılıç değil, tükürük zehir değil! Yakınmanın değil, harekete geçmenin, örgütlenmenin zamanı.

Birleşik İşçi Kurultayı’nı büyütelim, alınan ortak kararları hayata geçirmek için seferber olalım.

Kölelik düzenini örgütlenerek yıkacağız!

İşçinin alınteridir bey paşa sarayları, önümüz kavga yerdir yürü iş alayları!