BDS Türkiye’den ABD’ye: “Kudüs Filistin’dir, Filistinlilerindir!”

BDS Türkiye tarafından İstanbul-İstinye’deki ABD konsolosluğu önünde “Kudüs Filistin’dir, Filistinlilerindir” temasıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasıyla birlikte Filistin Toprak Günü’ne kadar devam edecek olan Kudüs Nöbetleri’nin de başlatıldığı ilan edildi.

BDS Türkiye tarafından İstanbul İstinye’deki ABD Konsolosluğu önünde “Kudüs Filistin’dir, Filistinlilerindir” temasıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

Donald Trump’ın ABD Başkanlığı görevine başlamasının birinci yıldönümünde gerçekleşen ve çeşitli kurumların da destek verdiği basın açıklamasında, Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararının başta işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde dünyanın pek çok yerinde tepkiyle karşılamasına rağmen ABD yönetiminin bu karardan geri adım atmadığı ve büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma hazırlığı içinde olduğu vurgulandı.

Siyonist rejimin Kudüs’ü Arapsızlaştırma girişimlerinin ve Batı Şeria’daki saldırılarının yoğunlaştığının ifade edildiği açıklamada, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM kararlarının İsrail’i durdurabilecek nitelikte olmadığı vurgulandı ve İsrail’in tüm alanlarda tecrit ve boykot edilmesi, yalnızlaştırılması ve İsrail’e yaptırım uygulanması çağrısı yapıldı. Türkiye hükümetine hitaben de “Filistin’le gerçek bir dayanışmanın söylemlerle değil, ilişkilerin kesilmesi yoluyla mümkün olabileceğini savunuyor ve bunun ilk adımı olarak, Filistin halkına ve mücadelesine ciddi zararlar vermiş olan ve İsrail’le kapsamlı bir doğalgaz işbirliğinin de önünü açan, 2016 sonbaharında imzalanmış olan normalleşme anlaşmasının iptal edilmesini talep ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Filistin Toprak Günü’ne kadar devam edecek olan Kudüs Nöbetleri’ne destek çağrısıyla tamamlanan eylemin ardından İstinye’de, Kudüs, İsrail’le normalleşme ve BDS temalı broşürler dağıtıldı.

BDS Türkiye adına Mücahit Yıldırım tarafından okunan basın açıklamasının tam metni şöyle:

“Geçtiğimiz yıl bugün, 20 Ocak 2017 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı görevine başlayan Donald Trump, adaylık sürecinde dile getirdiği vaadi geride bıraktığımız 6 Aralık tarihinde yerine getirdi ve ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan etti. Kararın arkasından, başta işgal altındaki Filistin toprakları olmak üzere dünyanın pek çok yerinde düzenlenen protesto gösterilerine ve Birleşmiş Milletler dâhil uluslararası kuruluşlardan gelen kısmi tepkilere rağmen Trump kararından geri adım atmadı ve 2018 yılı içinde Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınacağı ifade ediliyor.

Filistin halkına ve Filistinlilerin tarihsel haklarına yönelik çok yönlü saldırıların gerçekleştiği bir dönem içinde alınan bu karara ek olarak Trump yönetimi, Filistin sorununa sözde “çözüm” olarak Sina Yarımadası üzerinde bir Filistin devletinin kurulmasından söz ediyor. Oysa Filistinlilerin talep ettiği şey, başka bir toprak parçası üzerinde kurulacak bir devlet değildir. İşgalin son bulması, Siyonist rejimin yerli Arap halka yönelik ırkçı-ayrımcı uygulamalarının son bulması ve milyonlarca Filistinlinin ait olduğu topraklara geri dönmesidir. ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu ise Kudüs’ün tümüyle Arapsızlaştırılması, şehrin batı kısmıyla birlikte doğu kısmının da Siyonist yerleşim ve sömürgeciliğe tümüyle açılması, mültecilerin geri dönüş hakkının tümüyle rafa kaldırılması ve belki de son kertede Batı Şeria bölgesinin de İsrail tarafından ilhak edilmesi için var güçleriyle çalışıyorlar. Netanyahu hükümeti ayrıca, İsrail parlamentosunda, gelecekteki olası bir barış görüşmesinde Kudüs’ün işgal edilmiş hiçbir toprak parçasının müzakere konusu olamayacağına dair bir karar çıkarttı.

Siyonist oluşum bir yandan ABD’nin himayesi altında Kudüs’ü yutmak için çabalarken, diğer yandan Batı Şeria’daki saldırılarını da yoğunlaştırıyor. İşgal güçlerinin saldırılarıyla her hafta bir ya da birkaç Filistinli genç hayatını kaybediyor. İşgal karşıtı mücadelenin sembollerinden biri haline gelen 17 yaşındaki Ahed Tamimi keyfi olarak hapiste tutulurken, Siyonizmin hapishanelerinde alıkonulan binlerce Filistinliye her gün yenileri ekleniyor. İsrail hükümeti, Filistinlilere idam cezası verilmesinin kolaylaştırılmasını öngören yeni bir kanun için ön onay aldı, onaylanması için çalışmalara devam ediyor. İsrail bu saldırıları gerçekleştirirken, ABD yönetimi de, geri dönüş hakkı tartışma konusu bile yapılmayan Filistinli mültecilerin temel ihtiyaçlarını karşılayan UNRWA kuruluşuna yapılan yardımları kesiyor.

Geride bıraktığımız haftalarda İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Kudüs’te mevcut statükonun korunması ve 1967 sınırları temelinde iki devletli bir çözümün hayata geçirilmesi yönünde tutum beyan ettiler. Ne var ki içinde bulunduğumuz koşullarda bu eski formüllerin de Filistin halkının tarihsel haklarının iadesini sağlaması mümkün değildir. Dahası, Trump ve Netanyahu, bu kararları da tümüyle kulak ardı etmektedir. İsrail’in, 1948 yılı sonunda Filistinli mültecilerin geri dönüşünün sağlanması gerektiğini söyleyen 194 sayılı karardan başlayarak Birleşmiş Milletler’in hiçbir kararına uymadığı da bilinmektedir.

BDS olarak, uluslararası hukukun getirdiği yükümlülüklere ve BM dâhil devletler üstü kuruluşların kararlarına hiçbir şekilde riayet etmeyen ve on yıllardır Filistin halkına karşı işlediği suçlar karşısında cezadan tümüyle muaf kalan Siyonist İsrail’in durdurulmasının tek yolunun İsrail’in tüm alanlarda boykot ve tecrit edilmesi, yalnızlaştırılması ve İsrail’e yaptırım uygulanması olduğunu savunuyoruz.

Türkiye hükümetine de, Trump’ın 6 Aralık’taki kararını açıklaması öncesinde, böyle bir kararın alınması halinde İsrail’le diplomatik ilişkilerin kesilebileceğini söylediklerini hatırlatıyoruz. Filistin’le gerçek bir dayanışmanın söylemlerle değil, ilişkilerin kesilmesi yoluyla mümkün olabileceğini savunuyor ve bunun ilk adımı olarak, Filistin halkına ve mücadelesine ciddi zararlar vermiş olan ve İsrail’le kapsamlı bir doğalgaz işbirliğinin de önünü açan, 2016 sonbaharında imzalanmış olan normalleşme anlaşmasının iptal edilmesini talep ediyoruz.

BDS Türkiye olarak, önümüzdeki haftalarda ve aylarda Kudüs’ü ve Filistin’i kamuoyunun gündeminde tutmaya ve “Kudüs Filistinlilerindir” demeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda, Filistin Toprak Günü’ne kadar farklı tarihlerde, farklı meydan ve noktalarda “Kudüs Nöbetleri”nde bir araya geleceğiz. Tüm duyarlı kamuoyunu, Kudüs’e sahip çıkmak, Filistin’in tarihsel haklarına sahip çıkmak ve İsrail’in tüm alanlarda boykot edilmesi mücadelesini yükseltmek üzere, nöbetlerimize destek vermeye çağırıyoruz.

bdsturkiye.org