Ayhan Bilgen: TRT mi Edirne’ye gidecek yoksa sayın Demirtaş mı TRT’ye?

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, parti genel merkezinde gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilgen, seçim kararına ilişkin, “Bu kararı kimin niçin hangi kaygıyla hangi telaş içinde aldığına dair kamuoyuna açıklanmış ikna edici bir gerekçe yok” dedi.

GazeteDuvar’dan Özlem Akarsu Çelik’in haberine göre;  HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adını vermeden Gül’ü adaylıktan vazgeçirmek için Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın bir ikna görüşmesi yaptığı iddialara ilişkin konuştu. Bilgen “Türkiye tıpkı tek parti döneminden çıkmakta zorlandığı dönem gibi adayların korkutulduğu, tehdit edildiği bir ortamda yaşıyor. Basına yansıyan bir tehditten söz ediliyor. İsmi geçen bir şahsın, güvenlik bürokrasisi temsilcileri kullanılarak aday olmaktan vazgeçirildiği konuşuluyor. Bunun örneğini Ord.Prof. Ali Fuat Başgil’in cumhurbaşkanı adayı olmak istediğini beyan ettiğinde ‘İstanbul’dan Ankara’ya gelirken trenden atarız’ tehdidine benzetiyoruz. Tıpkı o dönemde olduğu gibi seçim, sandık dizaynı korkuyla yaratılmaya çalışılıyor.” dedi.

Ana muhalefet partisi CHP ile Saadet Partisinin bir an önce adaylarını açıklaması gerektiğini söyleyen Bilgen, Türkiye’ye 10 gün kaybettirildiğini ifade etti.

Bilgen’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle;

EN AZ BEŞİKTAŞ KADAR KARARLI OLMALI: Türkiye muhalefeti , bu kaostan bu ülkeyi çıkartma iddiasıyla siyaset yaparlar en az Beşiktaş kadar kararlı ve ciddi olmalı ve savunduğu şeyin arkasında durmalı Bütün araştırmalar şunu net biçimde ortaya koyuyor, birinci turda eğer Meclis çoğunluğu muhalefet partilerinin toplamında olursa, 300 +1 hangi tarafta olursa ikinci tura o tarafın adayı en az beş puan avantajlı girecektir. Muhalefet bunu başaramazsa iktidar bir adım önde yarışa girecektir.

SEÇMEN HESAP SORAR: Bir toplumsal gerçeklik ve matematikle karşı karşıyayız. Toplum, değişim için bugünkü politikaları ortadan kaldıracak bir ittifak yapmamız çağrısı yapıyor. Bir araya gelin ve değiştirin diyor. Her partinin tabanı bunu hissettiriyor. Eğer siyasetçiler bunun gereğini yapmazlarsa seçmen sandıkta sadece iktidardan değil muhalefetten de hesap sorar.

SON VİRAJDAYIZ: Kişisel veya parti çıkarlarını düşünerek hareket ederlerse ve bir araya gelmenin, artık oyların temsilinin tedbirlerini şimdiden almazlarsa, artık oyların kaybını en aza indirecek formüller üzerine konuşmazlarsa kendi elleriyle hem Meclis çoğunluğunu hem de ikinci turda cumhurbaşkanlığını iktidar blokuna devretmiş olacaklar. Bu uyarıları yapmak için son virajdayız. Özellikle ana muhalefet partisini uyarıyoruz. SP’nin de hala arayışı devam ediyorsa kendilerine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.

BEKLENTİ YARATTILAR: CHP ve Saadet Partisi bugüne kadar kamuoyunu bir beklenti içinde tuttular ve bugün itibariyle somut bir irade beyanı yok ve imkansız görünüyor. Kimden ne şekilde kaynaklanmış olursa olsun başka alternatiflerin araştırılması gerekiyor. Birinci turda ittifaklar muhalefetin lehinedir ama cumhurbaşkanı adayı sayısı ne kadar fazla olursa seçimlerin ikinci tura kalma olasılığı o kadar fazla olur.

SEÇİMİ BİZİM ADAYIMIZ KAZANACAK: Bizin ikinci tura adayımız kaldığında diğer partilerden oy almayı da hedefleyerek bir tercih yaptık. Herkes demokrasi ortak paydasında oy alma kapasitesi olan isimlerle bu yarışa girerlerse ve Meclis çoğunluğu da muhalefetten yana olursa açık ifade ediyoruz, buradan seçim sonucu deklere ediyoruz, bu seçimi ya bizim adayımız ya da bizim oy vereceğimiz aday kazanacak.

‘BİR KURTARICI ARAMIYORUZ’

Bilgen, ikinci turda ‘HDP seçmeninin boykota gidebileceği iddialarının’ sorulması üzerine şu yanıtı verdi;

En kararlı ve dik duran seçmen kitlesi HDP seçmenidir. Bütün engellemelere rağmen iradesini ortaya koyar. Kötülerden kötü seçmek seçeneği dayatılırsa da tavrını ortaya koyar. Bu kadar politik bir seçmen kitlesine göstermelik siyasal söylemlerle bir davranış telkin etmemiz söz konusu olamaz. Kim başkan olursa olsun bizim açımızdan, 16 Nisan’da hayır diyenler açısından şu net.
Bir kurtarıcı aramıyoruz. Bütün sorunları sihirli değnekle çözecek birine yetkileri devretmiyoruz. Aksine bir geçiş döneminde bir koordinatörle , toplumda onay almış bir isimle yol yürümek istiyoruz.

Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtarılması ve demokratik çoğulcu eşitlikçi özgürlükçü bir ortama kavuşturulması noktasında kimse başkan adayına abartılı rol yükleyerek bir tutum sergilemesin. Aksine parlamentonun daha etkin ve saygın olduğu bir sistemi yeniden inşa ederiz, bunu tavrını ortaya koysun. Biz seçim kampanyamızı bunun üzerine inşa edeceğiz. Bu seçimin rövanşizme de dönüşmemesi ve OHAL mağdurlarının mağduriyetinin giderileceği bir seçim kampanyası örgütleyeceğiz.

‘TRT Mİ EDİRNE’YE GİDECEK EDİRNE Mİ DEMİRTAŞ’A?’ 

Adaylar için asla fırsat eşitliği olmayacak. Basit bir soru, biz örneğin parti kurullarında şekillendiği gibi büyük bir ağırlıkla yaygın bir eğilim olarak yansıdığı gibi sayın Demirtaş’ı aday gösterdiğinde merak ediyoruz ve soruyoruz, ‘TRT mi Edirne’ye gidecek?’ yoksa sayın Demirtaş mı TRT’ye?’

Muhalefet açısından 16 Nisan referandumunda dayatılan tabloyla ilgili muhalefetin kararlılığının bu seçimlerin sonucunu etkileyecek bir toplumsal psikolojiyi taşıdığını, kapsadığını gördüğümüzü belirtmek istiyoruz. Türkiyeyi tehdit eden A şahsı B şahsı değil tek adam rejimidir, keyfi yönetimdir. O koltukta kim oturursa otursun demokratik bir yönetim modeli oluşturulmayacak. Cumhurbaşkanı adaylarının adeta kurtarıcı gibi sunulması, Erdoğan’a karşı başka isimlerle ama aynı mantıkla yaklaşılması doğrudan doğruya iktidarın söylem hegemonyasına teslim olmaktır.

Biz 16 Nisan’da ‘hayır’ derken açıkça şunu söyledik, bu model Türkiye’yi böler, parçalar, kriz ve kaos getirtir. Geçtiğimiz bir yıl bunu ispatladı. Şimdi tek adama karşı başka kurtarıcılar aramak mıdır muhalefetin yapması gereken yoksa parlamentonun güçlenmesini sağlayacak bir seçim merkezine taşımak mıdır?

MUHALEFETİN SIFIR BARAJ İTTİFAKI…

Bizim şimdiye kadar hiçbir partiyle kurumsal, resmi hiçbir temasımız olmadı. Ama ikili görüşmelerde kişisel görüşmelerde değerlendirmeler, temaslar oldu. İster İYİ Parti’den kaynaklansın ister CHP’nin çekingenliğinden bizi dışlama, yok sayma eğilimini elbette bizim seçmenimiz de değerlendirecektir ve gereğini yapacaktır.Bize gelen bilgiler, sorunun sadece İYİ Parti’de kaynaklanmadığını gösteriyor. İYİ Parti şunu açıkça söylüyor. SP ve DP ile biz ittifak kuralım, bu seçmen psikolojisi açısından daha doğru. Sol olma iddiasında olan partiler varsa onlar da kendi aralarında buluşup bir ittifak kursunlar. Buna cevap vermesi gerekenler sol siyaset yaptığını iddia edenlerdir. İYİ Parti çekiniyor da bizimle görünmekten CHP kararlı duruyor mu?

Türkiye 10 gününü kaybetti bu süre içinde. Galiba bir karar vermesi gereken CHP. Biz CHP’ye isim telkin edecek, önerecek değiliz ama belirledikleri isim şüphesiz bütün toplumsal kesimlere hitap ediyor olmalı, OHAL’e karşı durmalı.  Ortaklaşma için herkes birbirinin hassasiyetini gözetsin diyoruz. Artık daha fazla vakit kaybetmek yerine İYİ Parti’nin bu kararlı tutumu karşısında CHP bir karar verecek.

‘BARAJLA İLGİLİ KAYGIMIZ YOK’

Bizim barajla ilgili bir kaygımız yok. Birkaç firmadan aldığımız değerlendirmelerde dışlandığımızda ittifaklardan olumlu sonuç aldığımıza dair bilgiler var. Bizim kimseyle yan yana görünmekten yana bir çekincemiz yok. Dört muhalefet partisi seçim güvenliği konusunda iş birliği yapacağımıza dair kamuoyuna açıklamalar yaptık. Buna rağmen birlikte gözükmekten çekiniyorlarsa nasıl birlikte yaşayacağız ve bu ülkeyi nasıl birlikte yöneteceğiz? Biz başta ana muhalefet partisi olmak üzere bu çağrıyı herkese yapmak istiyoruz sorumluluğumuzun gereği olarak.

‘HDP’nin boykot kararı var mı?’ sorusunu değerlendiren Bilgen “Başaramazsak kaybedenin sadece biz olmayacağımızı hatırlatmak istiyoruz şimdiden. Bizim daha fazla kaybedeceğimiz bir şey yok. Bu durumdan kendini bu durumdan çıkmak zorunda hissedenler en az bizim kadar özverili ve yeni bir sayfa açacak kadar cesaretli olmaları gerekiyor. Ölçü belli. Bütün Türkiye’den oy alabilecek, muhafazakar, milliyetçi, soldan da Alevi’den de Kürt’ten de oy alabilecek başka bir isim yok mu Türkiye’de? Kendi kendini bloke eden, kendi elini daraltan ve hareket alanı yaratmayan yaklaşımın Türkiye muhalefetine zarar verdiğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Meral Akşener ikinci tura kalsa destekler misiniz?” sorusuna ise “Sokağa çıktığında ne diyeceğine, bizim seçmen kitlesine de ne diyeceğine bağlı.  Birbiriyle militarizm yarışına giren bir seçim kampanyası yürütülürse şunu peşinen söylüyoruz, birinci turda bu tür söylemler el yükseltebilir, böyle toplum mühendislikleriyle yapılıyor olabilir ama ikinci turu belirleyecek olan bizim seçmen kitlemiz, demokrasi, barış isteyenler.” şeklinde cevap verdi.