Arka bahçelerini ‘erişim engeli’yle koruyorlar – Ayşe Yıldırım

 ‘Gizlilik‘ getirdikleri şey bu rezilliklere nasıl yol verdikleri, taciz ve tecavüz haberleri hiç bitmeyen tarikatlarla bağları…

Tele 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, ekrandan Abdülhamid’i eleştiriyor:

“1908’de Abdülhamid despotizminin, emperyalizmin uşağı aşağılık bir diktatör olan, Mithat Paşa’yı Taif’te boğduran, Osmanlı-Türk aydınlanmasını, modernleşmesini savunan bütün aydınlara zulmeden, Namık Kemallere, Tevfik Fikretlere…”

Ardından ne oluyor?

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, sosyal medya hesabından duyuruyor:

“TELE 1 televizyonunda 18 dakika isimli programda program sunucusu Merdan Yanardağ isimli şahsın Sultan Abdulhamid Han ile ilgili sözleri nedeni ile inceleme başlatılmıştır.“

Ardından da kanala beş gün ekran karartma cezası veriliyor.

Meğer “padişahlar eleştirilemez“ diye bir yasa varmış da bizim haberimiz yokmuş!

Yavuz Polat, Erzincan’da seyyar satıcılık yapıyordu. Kurban bayramının birinci günü mesire alanında mısır satarken belediye ekipleri tezgahına el koymaya çalışmıştı. Polat, kendisini yaktı. İlk tedavisinin ardından Trabzon’a gönderildi. Yolda ambulansın yakıtı bittiği için tam 40 dakika beklemek zorunda kaldı. Yoğun bakımdaki mücadelesi tam bir ay sürdü, ne yazık ki geçen hafta yaşamını yitirdi.

Peki ne oldu?

Yavuz Polat ile ilgili haberlere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından erişim engeli getirildi.

Neden?

Erzincan Sulh Ceza Hakimliği, “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a dayanarak söz konusu yazıların yayından kaldırılmasına ya da erişem engellenmesine hükmetmiş”!

Niye?

TMSF’nin 280 milyon TL’lik konut ihalesini Bilal Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşı Aykut Emrah Polat  “kazan“mıştı. Polat sadece Bilal Erdoğan’ın arkadaşı değildi aynı zamanda 2014 yılında Bilal Erdoğan, amcası Mustafa Erdoğan, eniştesi Ziya İlgen ve Mehmet Gür’ün de ortak olduğu bir şirket kurmuştu. Haliyle bu bir haberdi. Öyle de oldu. Ama Bilal Erdoğan’ın isteğiyle habere erişim engeli getirildi. Yetmedi, ardından yine Bilal Erdoğan’ın isteğiyle söz konusu habere erişim engeli haberine de erişim engeli getirildi!

İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği’ne göre internet yayınları ve haberlerde “basın-yayın özgürlüğünün dışına taşıldığı, keyfilik bulunduğu, kişilerin şeref ve onurlarını rencide edici mahiyette saldırı bulunduğu, içeriklerin kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmış“tı!!

Nasıl yani?

Kızılay’ın yardıma muhtaç kişilere dağıtılması için hazırladığı konserve etler AKP Bitlis Milletvekili Cemal Taşar ile kardeşi Battal Taşar’ın ortak olduğu Taşar Otel’in restoranında ortaya çıktı. Kardeş Taşar aynı zamanda Kızılay Tatvan Şube Başkanıydı.

Peki ne oldu?

Milletvekili Taşar, “Suskunluğum asaletimdendir” dedi ve haberi yapan Bitlis News Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sinan Aygül’ü hedef aldı:

“Yalan ve iftirayı yayan kişi araştırıldığında kişilik yapısı ve geçmişi çok açık bir şekilde ortaya çıkacaktır. Yalan ve iftiradan dolayı aldığı hapis cezası da net şekilde görülecektir.”

Karteş Taşar ise Kızılay Şube Başkanlığından istifa etti. O da ağabeyi gibi haberi yapan gazeteciyi hedef aldı:

“Son günlerde şahsım üzerinden Türkiye’nin 152 yıllık yardım çınarı olann Kızılay’a ve AK Parti Bitlis Milletvekili ağabeyin sayın Cemal Taşar’a yönelik hile ve kurguyla hazırlanan görüntülerle bir karalama, iftira ve linç kampanyası yürütülmektedir.

Bizi karalayanların geçmişini ve hayat tarzını kıymetli hemşerilerimin vicdanına ve Allah’a havale ediyorum. Ayrıca hukuk önündeki hesaplaşma devam edecektir.”

Ardından haberi yapan Bitlis News muhabiri Sinan Aygül’ün  sabah saatlerinde oturduğu binanın asansöründe gözaltına alındığı haberi düştü medyaya.

Haliyle herkes Aygül’ün bu olay nedeniyle gözaltına alındığı düşünüldü. Neyse ki Aygül, Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden bir dosyasında ifade vermesi gerektiği için gözaltına alınmış. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Evet Aygül, şimdilik yazdığı yazı nedeniyle gözaltına alınmamıştı ama daha önce hapis cezası bile almıştı.

Bitlis Tatvan’da 10 Temmuz 2019’da yaşanan çocuğa yönelik istismar vakasını haberleştirmişti. Haber yayınlandıktan iki gün sonra yayın yasağı getirildi ve zanlı tutuklandı. Ancak Aygül hakkında “Soruşturmanın gizliliğini ihlal“ iddiasıyla dava açılmıştı. Ve Aralık 2019’da daha ilk duruşmada 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Hantallığıyla bilinen yargı sürece Aygül için çok hızlı ve tabii eksik biçimde yürümüştü.

“Haberi yapmasam istismarın üstü örtülebilirdi“ diyordu Aygül…

Tıpkı Oda Tv’nin Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah’ın bir çocuğa yönelik istismar haberini ortaya çıkarması gibi…

Asıl adı Eyüp Fatih Şağban olan tarikat lideri istismarı kabul etti. Ancak söz konusu haber nedeniyle Oda Tv’ye istismarın yaşandığı Akyazı’daki Cumhuriyet Savcılığı tarafından “gizliliği ihlal“ gerekçesiyle soruşturma açıldı. Ardından da aynı adliyedeki sulh ceza hakimliği tarafından Oda Tv’nin haberi hakkında erişim engeli getirildi. Üstelik sadece bu habere değil bundan sonra yapılacak haberlere de erişim engeli getirildi…

Bunlar gibi belki onlarca hatta yüzlerce örnek saymak mümkün.

Sudan bahanelerle ekranları karartıyorlar.

Rezillikleri, yolsuzlukları istismarcıları, hırsızları yazan gazetecilere soruşturma açıyorlar. Haberlere erişim yasağı getiriyorlar. Yetmiyor, erişim yasakları haberlerine de erişim yasağı getiriyorlar.

Korumak istedikleri şey kendileri; “gizlilik“ getirdikleri şey bu rezilliklere nasıl yol verdikleri, taciz ve tecavüz haberleri hiç bitmeyen tarikatlarla bağları…

Yani arka bahçeleri…