Akademisyenlerden Boğaziçili öğrencilere destek: Barış demeye devam edeceğiz

Boğaziçi ve Kocaeli üniversitelerinden akademisyenler, Erdoğan’ın “okuma hakkı tanımayacağız” dediği gözaltındaki öğrencilere destek verdi. “Üniversitenin kimler tarafından terörize edildiği ortada” diyen akademisyenler, “Hem biz hem de öğrenciler barış demeye devam edeceğiz” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde 19 Mart’ta “Afrin lokumu” dağıtanlara “Katliamın lokumu olmaz” dedikleri için AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan tarafından “Okuma hakkı tanımayacağız” talimatının ardından gözaltına alınan 15 öğrencinin savcılığa çıkarılması bekleniyor. Öğrencilerin hedef gösterilmesini tepki gösteren Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA) üyesi Prof. Dr. Cengiz Erçin, “Cumhurbaşkanı’nın söylemleri Anayasa’ya karşı olduğu için basın dahil olmak üzere bir çok kesimden tepki aldı” dedi.

‘ÖLÜ TOPRAĞI SERPİLDİ’

Barış yanlısı olan tüm muhalefetin bastırılmaya çalışıldığı belirten Erçin, “Cumhurbaşkanı’nın öğrencilere ve bazı öğretim üyelerine yönelik söylediği sözler birkaç öğrenciyi gözaltına almakla değil dışarıda bir hapishane oluşturmaya yöneliktir. Türkiye savaş sürdüğü sürece büyük bir hapishaneye dönmeye devam edecektir” dedi. Türkiye’de barışı savunacak bir ortam kalmadığına dikkat çeken Erçin, “OHAL ile birlikte gösteri, yürüyüş kanunlarındaki daraltmalar ile hayat daraltılmıştır. Lokum dağıtan bir öğrencinin karşısına karanfil ile de çıkabilirsiniz ama barış yanlısı olmaya imkan bırakılmamıştır. OHAL ile birlikte toplumun üzerine ölü toprağı serpildi” diye konuştu.

Savaş karşıtı olan, barış isteyen öğrencilerin eğitim hakkının elinden alınması ile tehdit edildiğini dile getiren Erçin, “Bu ülkenin barışa olan açlığı ile kampüs dışına atılan bizler bir arada hareket edeceğiz. Komünistler, sosyalistler her zaman barış istemişlerdir. Bu çizgide bir değişiklik yoktur. Hem biz hem de öğrenciler barış demeye devam edeceğiz” diye ifade etti.

‘SAVAŞ KARŞITLIĞI VATAN HAİNLİĞİ SAYILIYOR’

Yaşananların şaşırtıcı olmadığını dile getiren KODA Üyesi Doç. Dr. Pelin Yalçınoğlu da, iktidarın hakikat karşısında tahammül edemediğini belirterek, şunları söyledi: “İktidar kendi devamlılığını sağlaması için başlattığı bu operasyonda bir sürü gencin ölümüne tanık oluyoruz. Buna karşı çıkmak da vatan hainliği ile damgalanmak anlamına geliyor. Şizofreni olan bir ülkede yaşıyoruz. İktidar barış kelimesini duymak istemiyor. Çünkü barış talep edildiğinde bir savaşın var olduğu da ortaya çıkıyor. Öğrencilerin her zaman yanındayız. Üniversitenin kimler tarafında terörize edildiği ortada. Bunlar karşısında direneceğiz. Beynimizin her bir hücresine zincir vuramazlar. Korku alanı yaratmaya çalışanlara karşı mücadele her alanda devam edecek.”

‘BOĞAZİÇİ ODTÜ’DEN FARKLI DEĞİL’

Ülkede bir “cadı avı” başlatıldığının altını çizen KODA üyesi Doç. Dr. Gül Köksal, ise, şunları ifade etti: “Öğrencilerin derdest edilmesi, açık isimlerinin söylenmesi vahim bir tablo. Barış akademisyeni olarak bu sürecin çeşitli üniversiteler ve ülkeye yayılacağını daha önce deneyimlemiştik. İlk KHK’ler ile açılan kapılar, muhalif basın emekçilerinden, akademisyenlerden, siyasi parti temsilcilerine kadar yansıdı. Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan durum ODTÜ’de yaşananlardan farklı değil. Ülkenin neresinde olursa olsun ses çıkaranlara karşı yapılan müdahalelerde dayanışma içinde olacağız. Elimizdekileri kaybetmeden yaşanan bu süreci birlikte hareket ederek aşacağız.”

‘BASKI KAFALARDA FARKLI SORULARA NEDEN OLDU’

Boğaziçi Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Günizi Kartal, “Boğaziçi birçok farklı kulübün, farklı görüşte olan öğrencilerin iç içe yaşadığı bir üniversite. Çok farklı görüşlere sahip öğrenciler her dönem üniversite içinde yer aldı ve farklı görüşleri kendi aralarında çözmeyi bildiler” diyerek yaşanan sürecin üzüntü verdiğini söyledi. Öğrencilerin karşı karşıya gelmesine neden olan olayın üniversite içinde çözülebilecek bir durum olduğuna dikkat çeken Kartal, “Dönem dönem bu tarz karşılaşmalar oluyor. Yönetmelikler ile çözülebilecek bu sürecin başka bir boyuta taşınması kafalarda farklı sorulara neden oluyor” dedi.

‘ÜNİVERSİTE YAPISINI SARSAMAYACAKTIR’

Baskıların hem öğrencileri hem de velileri tedirgin ettiğini vurgulayan Kartal, şöyle devam etti: “Öğrenciler gözaltı sayısının artacağı kaygısında. Sınav haftası olduğu için de öğrencilerde odaklama sorunu yaşanıyor. Aileler çocuklarını geri çağırıyor.” Boğaziçi Üniversitesi’nin akademik ilkelere ve bilimsel değerler üreten bir akademi olduğuna dikkat çeken Kartal, “Öğrenciler ve veliler daha Boğaziçi’nde okumak için birçok şeyden feragat ediyor. Biri çıkıp burası değerli değil, dediği zaman kampüs değerini kaybetmez. Bu yaşananlar da üniversite yapısını sarsmayacaktır. Boğaziçi kendisini hem düşünsel hem de akademik yapıda kanıtlamıştır” diye konuştu.

‘ÜNİVERSİTE EN YETKİLİNİN SÖYLEMİ İLE YÖNETİLEMEZ’

Toplumun tüm kesimlerinin zor bir süreçten geçtiğini de sözlerine ekleyen Kartal, şunları söyledi: “İyi şeyler yapmaya çalışan çok insan var. Fakat bazen yeterli olmayabilir. Bir üniversite ülkenin en üst yetkilinin söylemi ile yönetilemez. Üniversite evrensel değerler ile kendini var eder. Boğaziçi öğrencileri ve öğretim görevlileri olarak yaşanan bu sürecin geçici olduğunu düşünüyoruz. Bu kötü zamanlar geçecek ve yeniden yapıcı bir kampüsü yeniden oluşturacağız.”

Kaynak: Mezopotamya Ajansı